Amerikan ahlâkı tarihsizlik ve yeni düzenin sert yüzü |
Amerika bu yüzyılda birçok kez dünyaya nizam ve şekil verme iddiasıyla sahneye çıkmıştır. Bir ada-kıta ülke olmanın sağladığı coğrafi emniyet ve tarihsel kopukluk avantajıyla, kimi zaman içine kapanmış, kimi zaman da yerinden oynayan taşları kendi hesabına yerli yerine koyma misyonuyla küresel patronluğa soyunmuştur. Ancak bu kez sahnede, düzen kurma iddiasını evrensel değerler diliyle örten bir Amerika değil; gücü açıkça önceleyen, hukuku askıya almaktan çekinmeyen ve kurumsal yapıları tali gören bir Amerika vardır.
Amerika Birleşik Devletleri’ni harekete geçiren politik saikler, bugün de kıta Avrupa’sının tarihsel hafızasına yaslanan temkinli siyaset anlayışından köklü biçimde ayrışmaktadır. Avrupa, yüzyıllar boyunca biriktirdiği ortak travmalar, savaşlar ve uzlaşmalar üzerinden siyasal refleksler geliştirmiştir. Amerika ise coğrafi soyutlanmışlığının da etkisiyle kendisini bu tarihsel yükten azade görmüş; bu tarihsizliği zamanla bir avantaja, hatta bir ahlaki üstünlük iddiasına dönüştürmüştür.
Amerikan siyasal kültüründe geçmiş, bağlayıcı bir sorumluluk alanı değil; gerektiğinde sıfırlanabilen bir yük olarak algılanır. Bu nedenle süreklilikten çok kopuş, hafızadan çok başlangıç miti belirleyicidir. Bugün “önce Amerika” sloganı etrafında kristalize olan siyasal yönelim, bu tarihsizlik ahlakının güncel ve daha çıplak bir........