Savaş da, Barış da Tedavüldedir

İki yüz yıldır hep ezilen, büzülen, hor görülen İslam’ı asli şekliyle değil de, nasıl yaşamamızı bize dayatan sistemler nedeniyle ezik yetişen bizler, bu günlerde de yine kâfirlerin, kültürel, ekonomik, silah ve teknolojik baskıları altında İslam âlemi üzerinde imanımızda zayıflama, amel/eylemlerimizde ise gavurlaşma emareleri meydana geldi.

Birinci cihan harbinden çıkan o günün yazarlarından az da olsa bazıları suçun İslam’da olduğunu iddia etmişler.

Bugün böyle bir iddia yok ama “Müslümanların hali ne olacak, Allah’ın celle celalühün yardımı nerede” gibi sorular çoğalmaya başladı” gibi sorular çoğalmaya başladı.

Tenimiz ve canımızla biz ve bütün insanlar, Rabbimizin koyduğu tabiat kanunlarına uyduğumuz oranda sağlıklı oluyoruz.

Tabiat kanunlarına uymazsak hastalanıyoruz.

Aynen öyle, devletlerin de Rabbimiz tarafından koyduğu kanunları vardır.

İnsanda asıl olan sağlıktır.

Hastalıklar sebeplere dayalı olarak geçicidir.

Devletlerde de asıl olan barıştır, savaşlar geçicidir.

“Yahu hocam, şu Siyonistler kadar olamadık” diyor.

Avrupalılar ve Amerikalılar şunlardan kurtulalım diye 1948’de devletlerini kuruverdiklerinde, İsrail’in ilk cumhurbaşkanı, “İki bin yıllık idealimize kavuştuk” demişti.

İki bin yıldır yersiz yurtsuz ömürleri hep sürgünde geçen hemen hemen onları sürgün etmeyen devlet bulamıyoruz ama yalnız Müslüman devletlerden sürgün edildiklerini ben okumadığım gibi Endülüs İslam devletinde 700 yıl yaşayan Yahudiler, şimdi kendilerini destekleyen papalığın emriyle öldürülmelerine ve sürgünlerine karar vermiş; Osmanlı da onları 1492’de Osmanlı yurdu olan Selanik ile İstanbul’a yerleştirmiş.

Onlar iki bin yıl, sersefil dünyada dolaşmışlar.

İslam’a gelince Miladi takvime göre 610 yılında Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve selleme peygamberlik verilince, dünyada bir tek Müslüman olmuştu.

Bir Müslüman’dan iki milyara ulaştılar.

Yahudiler, en eski milletlerden olmalarına rağmen ihanetleri ve zulümleri nedeniyle hep kendilerini kırdırmışlar, öldürülemeyenlerde hep sürgünde doğup ölmüşler, sayıları da İspanyol Çingenelerinin sayısına ulaşamamışlar.

Müslümanlar, 1300 (bin üç........

© Milli Gazete