Vekiller transferde, yoksullar geçim derdinde |
Bir milletvekilinin, mensubu olduğu partinin siyasetini eleştirmesi, yanlışlarını dile getirmesi ve bu yüzden istifa ederek bağımsız kalması elbette saygı duyulacak bir duruştur. Bu, en azından seçmenin iradesine ve kendi vicdanına karşı bir sorumluluk hissinin göstergesidir. Ancak seçildiği partiden istifa edip bir başka partiye geçmek, hele ki bunun zamanlaması ve gerekçesi kişisel menfaat kokuyorsa, bu açıkça seçmene ihanettir. Çünkü o vekil, kendi şahsına değil; bir dava, bir misyon ve bir siyasi iradeye oy alarak Meclis’e girmiştir. O iradeyi yok sayıp siyasi pazarlıklarla saf değiştirenlerden vatana, millete hayır gelmez. Bu şahsiyetsiz siyaset anlayışı ne yazık ki bugün siyasetin en büyük yaralarından biridir. Böylelerinin bir daha seçilmemesi, hatta mümkünse siyasetten tamamen uzaklaşması, millet menfaati açısından en hayırlı sonuç olacaktır.
İşte tam da bu noktada, zihniyetin, inancın, davaya sadakatin ve siyasi ahlâkın en net örneklerinden biri Saadet Partisi milletvekillerinin yıllardır sergilediği tutum ve davranışlardır. “Bizi ancak ölüm ayırır” deseler yeridir. Çünkü bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Saadet Partisi adına bir eksilme yaşandıysa, bunun sebebi siyasi transferler ya da çıkar hesapları değil; yalnızca Hakk’ın emri olan ölümdür. Bu durum, TBMM’nin kurulduğu günden bu yana ender rastlanan, ibretlik ve bir o kadar da onurlu bir tablodur. Koltuk için eğilip bükülmeyen, iktidar nimetlerine tamah etmeyen bir anlayışın sessiz ama vakur duruşudur........