Tüccar zihniyete karşı devlet adamlığı ruhu
Millî Görüş hareketinin temel taşlarından biri olan şahsiyetli dış politika anlayışı; ülke menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan, davasından taviz vermeyen ve emperyalist akımlara kapılmadan dik durabilen bir siyasi duruşu ifade eder. Bu duruşun özünde, Batı'nın veya küresel güçlerin (özellikle "Siyonizm'in hilebazlığı") belirlediği rotaya girmek yerine, kendi değer yargılarıyla, bağımsız ve omurgalı bir yol izlemek yatar.
Bugün gelinen noktada ise ne yazık ki İslam düşmanlarına "stratejik ortaklık" veya "dostluk" söylemleri altında yakınlaşma, hatta onları dost edinerek medet umma gibi, Millî Görüş'ün kırmızı çizgilerine dokunan pratiklerin siyaset diline yerleştiği görülmektedir. Siyasetin, devlet adamı niteliğinden çok, kısa vadeli tüccar mantığıyla yönetilmesi, ülkenin uzun vadeli ve kalıcı menfaatlerinin, günlük siyasi ve ekonomik hesaplara kurban edilme riskini gözler önüne sermektedir. ABD Başkanı Trump'ın nezaket gösterisi olarak yorumlanabilecek sandalye çekme hareketi, diplomasinin görünmeyen yüzündeki çıkar dengeleriyle ne ölçüde ilişkilidir? Bu tür görünür onurlandırmaların karşılığında elde........
