Sis perdesini aralamak ve üçüncü yol |
Son günlerde siyaset arenasının tek bir gündemi var: Ana muhalefet partisinde bitmek bilmeyen iç kavgalar, koltuk savaşları ve kliklerin birbirini tasfiye etme yarışı. Gazeteleri açıyoruz aynı tantana, televizyonları açıyoruz aynı gürültü. İnsan ister istemez soruyor: Bu bulanık suda balık avlamak kimin işine yarar? Bu yapay gerilimlerden, milletin asıl gündemini gölgeleyen bu kayıkçı kavgasından nihai faydayı kim sağlar?
Öteden beri ülkemizin yönetim tarzına, siyasi geleneğine ve bugünkü gidişatına baktığımızda acı bir gerçekle karşı karşıya kalıyoruz. Gerek mevcut iktidarın hoyrat icraatları gerekse ana muhalefetin vizyonsuz, kendi içine dönük siyaset tarzı, bizim bakış açımıza göre bu ülkenin geleceği adına en ufak bir ümit vaat etmiyor. Türkiye, ne yazık ki hem iktidar hem de ana muhalefet eliyle adeta "yönetilemez" bir fetret devrine sürüklenmiştir. İktidar koltuğu koruma, muhalefet ise koltuğu ele geçirme hırsıyla körleşmiştir.
Açıkça ifade etmek gerekir ki; bu derin bunalımdan, bu tarihi badireden çıkışın yolu ne mevcut iktidardır ne de onun alternatifi olduğunu iddia eden muhalefettir.
Biz bunu bugün söylemiyoruz, öteden beri haykırıyoruz: Türkiye için üçüncü bir yolun ortaya çıkması artık bir tercih değil, anayasal bir zorunluluk, milli bir ödevdir. Üstelik bu yeni yol, siyasi tarihimize baktığımızda laboratuvarda üretilmiş, doğaçlama gelişmiş ya da ithal bir yöntem de değildir. Biz bu yolun pratiğini, bu toprakların bağrından çıkmış o muazzam başarıyı geçmişte bizzat yaşamış, şahit olmuş bir ülkeyiz.
Nedir bu örnek? Çok uzağa gitmeye gerek yok; Milli Görüş partilerinin iktidara geldiği ya da iktidar ortağı olduğu dönemlerde imza attığı tarihi hizmet ve icraatlara bakmak........