Ağabey diyor ki bu düzenden kurtulmalıyız
İktidar olanlar, milletini ve devletini her türlü tehlikelerden korumak mecburiyetindedir. Bir ülkede adalet yoksa, bir ülkede zulüm payidar olursa, o ülkede demokrasiden bahsetmek son derece zordur. Çünkü çıkarılan kanunlar güçlünün sopası gibi uygulanır. Bundan kurtulmanın yolu da ancak adil yönetimlerle mümkün olur.
Unutmamak gerekir ki, adil davranamayan, halkından korkan yöneticiler, yabancılara yaklaşır. “Çünkü içeride kaybettiği meşruiyeti dışarıdaki güçle telafi etmeye çalışır.” (Eric Fromm) Kendisine payanda arar. İktidar, gerçekleştirdiği icraatlarında kayırmacılığa, yandaşlığa, partidaşlığa, karındaşlığa yönelirse, ülkenin tabanında ister istemez feryatlar yükselmeye, devletin çatısı sarsılmaya başlar.
Malumdur ki, “Devlet bir evdir. Hükümet de kiracıdır. Evin asıl sahibi de millettir... Bu farkı anladığımızda her şey çok güzel olacak.” Malum devlet, bir milletin ortak çatısıdır. Dün var olduğu gibi, bu günde var olmaya devam edecektir. İktidarlar ise gelip geçicidir. Seçimler vesilesiyle değiştirilebilir. Güzel icraat yapan iktidarlar seçimi kazanır. Aksi işlerle meşgul olanlar da millet tarafından görevden alınır.
Bundan dolayı hiç bir iktidar, devleti kendisiyle özdeşleştirmemeli, vatandaş da devlete olan bağlılığını, iktidarlara göre şekillendirmemelidir. Zira devlet kalıcı, hükümetler ise gelip geçicidir. İktidarlar gelip geçer, devletler baki kalır. Nitekim devletin gerçek sahibi iktidarlar değil, millettir. İktidarlar hizmet için vardır, baki değildir.
Ancak hukuk devleti anlayışının kıt olduğu ülkelerde, iktidarlara önem verilmektedir. Onun için meşru hukuk devleti, ‘Adil Düzen’ anlaşılamamaktadır. Onun için hak, hukuk yerlerde sürüklenmektedir. Onun için ekonomi, sosyal yapı bir türlü düzelememektedir.
İktidarlardan dolayı........
