Ağabey diyor ki; Aileler perişan olmasın! |
Malum, toplumların çekirdeği ve özü ailedir. Aile yuvası, toplum düzeninin temeli, ruh ve ahlak sağlığının merkezi durumundadır. Aileyi tahrike yönelik her şey, ahlak dışı her tavır, toplumun da bozulmasına sebebiyet verir.
Ayrıca belirtelim ki; toplumun temeli olan aile yapısı da dört esasa dayanmalıdır: Karşılıklı sevgi, karşılıklı saygı, karşılıklı sabır ve sebat. Aileyi bu unsurlardan ayırdığınız zaman, ailede huzur bozulur, şaşkınlıklar tavan yapar.
Sayın Ali Rıza Demircan der ki: “Aile, mutluluk ve ıstırabın müştereken yaşanıldığı mukaddes bir müessesedir.” Onun mahremiyetini korumak gerekir. Dış baskılardan, birtakım modalardan, şımarıklıklardan korunması elzemdir. O zaman Müslüman Türk ailesi koruma altına alınmış olabilir.
Allah, “Ey iman edenler! Kendinizi ve aile fertlerinizi öyle bir ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlarla taşlardır” (Tahrîm/6) ikazını kullarına yapmıştır.
Prof. Dr. Remzi Kazancıgil beyan eder ki: “Aile, erkek için bir malikâne, kadın için ise bir istihkâmdır.” Nitekim aile, kralların bile giremediği bir kaledir. Unutmamak gerekir ki, memleketin yükselebilmesi ailenin huzura kavuşturulmasıyla mümkün olabilir.
Nesâî (hâkim)’de yer alan hadise göre: “Üç kimse cennete giremeyecektir. Ehline, evine girip çıkana aldırmayan deyyus, gece gündüz içki içip sarhoş olanlar, kıyafet ve hareketlerinde erkekleşen kadınlar ve kadınlaşan erkekler.”
Günümüzde görünen hal ise perişanlıktır. Zira ahlak dip yapmış, ar ve hayâ buharlaşmış, moda hastalığı yaygınlaşmış, aile tanınmaz hale gelmiştir. Oysa herkes idare ettiğinin çobanıdır. Hepimiz gözetmeye mecbur olduğumuz şeylerden sorumluyuz. Şöyle ki:
· İmam, yani devlet başkanı, her yönetici (bir nevi) çobandır ve idaresi altındakilerden sorumludur.
· Her erkek, ailenin çobanıdır. Aile fertlerinden (karısından, çocuklarından) sorumludur. Onları kontrol etmeye mecburdur.
· Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve çocuklarından sorumludur. Onların devlete, millete hayırlı........