Milli Görüş tarihi Refah Partisi dönemi-5 (12 Eylül’ün duyulmayan işkenceleri Anayasa oylamasına doğru) |
MSP davası için İsmail Müftüoğlu Ankara'da kiralanan hukuk bürosunu yönetmeye çalışıyordu. Kendisi de davalar başlayıp sanıklar arasına katılınca, yönetim Avukat İsmail Alptekin'e geçti. Şubat ayında soruşturmalar tamamlandı. Nisan ayında duruşma kararı alındı. Soruşturmayı Savcı Nurettin Bey yürütüyordu. Avukat İsmail Alptekin’de soruşturmalara katılıyordu.
Mazhar Gürgen Bayat’ın 12 Eylül’den önce parti yönetim kurulundan ayrılmış olması ve bunun karar defterinde bulunması, Mart ayında Mamak'tan çıkmasını çabuklaştırdı. Mazhar Bey, Mamak Cezaevi'nden çıkınca, Müftüoğlu geri planda kaldı.
Avukat Ali Oğuz Bey de ilk tahliye edilen grupla çıkanlardandı.
Necmettin Erbakan Davası 24 Nisan 1981'de başladı. Duruşmada bazı tutuklular serbest bırakıldı. Temmuz ayı sonundaki duruşmada Necmettin Erbakan tahliye edildi.
Necmettin Erbakan "Dil Okulu'ndaki özel hapis hayatından çıktıktan sonra bir hafta kadar Ankara'da kaldı. Sonra İstanbul'a geldi. Sultanbeyli'de iki aya yakın dinlendi. Başkaları ile görüşmesine müsaade edilmediği için bu zamanı aile arasında geçirdi.
UNESCO'nun 27 Kasım 1978'de Paris'te düzenlediği 20. Genel Kurul toplantısında 1981 yılının Atatürk Yılı olarak kutlanmasına karar verilmişti. Atatürk Yılı’nın darbeden sonraki zamana gelmesi, 12 Eylülcüler için bir fırsat oldu. Millî Güvenlik Konseyi bir kanun çıkararak 1981 yılını Atatürk Yılı kabul ve ilan etti.
Atatürk'ün kişiliğini, icraatlarını ve görüşlerini dünyaya tanıtmak için çeşitli etkinlikler düzenlendi. Devlet sanatçıları çeşitli konserler verdi. UNESCO Genel Merkezinde ise sergiler açıldı. Kıbrıs Türk Federe Devleti'nde de kutlamalar yapıldı. Türkiye'de ise Atatürk Yılı 5 Ocak 1981 tarihinde Kenan Evren'in TBMM'de yaptığı konuşmayla başladı. Ülkedeki kutlama programları "Millî Komite" tarafından düzenlendi. Ayrıca kutlamaların gerçekleşebilmesi için de "Kutlama Koordinasyon Kurulu" oluşturuldu.
Koordinasyonun amaç ve hedefleri Kenan Evren tarafından yazılı olarak belirlendi. Ülkede 1981 yılı içerisinde Atatürk adına gerçekleştirilen çeşitli spor temasları, basın-yayın etkinlikleri ve kültürel programlar ile 100. yılın kalıcılığını sağlamak maksadı güdüldü.
Her yerde Atatürk heykelleri törenlerle açıldı, iş adamları ve sanatçılar heykel yaptırma yarışına girdi. Okullarda okutulan İnkılab Tarihi derslerinin yanı sıra, Atatürkçülük dersleri konuldu. Başka derslerin kitapların bile Atatürk ile ilgili bölümler yer aldı. Din derslerinde Atatürk’ten bahsedilmeye başlandı.
Bazı Atatürkçü yazarlar bile, bu kadar yoğun Atatürk’ten bahsedilmesinin insanları Atatürk’ten soğutacağı endişesini dile getiren yazılar yazmaya başladılar. Atatürkçülük buysa, ben Atatürkçü değilim diye yazanlar oldu.
Zaten sol kesimin çoğu, darbenin asıl sola yapıldığını düşündüğü için 12 Eylül’e karşı tavır içindeydi. O günlerde açıkça belirtmeseler de, ima eden yazılar yazıyorlardı.
Ama halkın çoğu anarşiden kurtardığı düşüncesiyle 12 Eylül’ü destekliyordu. Kahvelerde, evlerin pencerelerinde, otobüslerde, kamyonlarda Evren Paşa’nın posterleri asılıydı. Kenan Evren, ikinci Atatürk muamelesi görüyordu.
Daha önce 27 Mayıs 1960 darbesine lanet okuyanlardan bile 12 Eylül’ü savunanlar vardı. “Bu darbe o darbe gibi değil, Başbakan idam etmedi, halkın inançlarına saygısızlık yapmıyorlar, Kenan Paşa konuşmalarında İslam’dan, dinden bahsediyor, bu darbe solculara, komünistlere yapılan bir darbe” gibi görüşler ileri sürüyorlardı.
Bazıları Erbakan’dan, bazıları Türkeş’ten, Demirel ve Ecevit’ten kurtulduğu için memnundu. Özellikle Demirel ve Ecevit’in inatlaşmaları, ülkeyi yönetememeleri hem ekonomiyi bozmuş, anarşiyi artırmış, Cumhurbaşkanı seçilememişti. Basın, eski........