Milli Görüş Tarihi Refah Partisi Dönemi - 1 MSP’liler 12 Eylül’ü 3 Gün Önceden Biliyordu... Erbakan’ın Kapısında Bir Yüzbaşı
12 Eylül 1980 sabahın erken vakitlerinde, radyoda İstiklal Marşı ve Harbiye Marşı çalıyordu. Sokaklarda ise askerler vardı. Kimi yerlerde ise tanklar geziyordu, tank sesine uyananlar ürkerek pencereden dışarıya bakıyordu. Radyodan sık çalınan Harbiye Marşı sonrası bazen mehter marşı, en çok da Hasan Mutlucan’dan türkü sesi duyuluyordu.
“Yine de şahlanıyor aman, kolbaşının yapdım da kıratı
Görünüyor yandım aman, bize de sefer yolları.”
Sonra arada Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren ve arkadaşlarının ülke yönetimine el koyduğu haberini veriyordu.
Herkes gibi Erbakan’ın partisi MSP’liler de kaygılıydı. Bu askeri darbenin kendilerine yönelik yapıldığını düşünüyorlardı. MSP böyle hızını almışken, Konya’da iki yüz bini aşkın bir kalabalıkla Kudüs mitingi yapılmışken, MSP tam iktidara doğru yürüyorken askeri darbe gelmişti. Son zamanlarda gördüğü ilgiyle iyi oy alacağı belli partinin önü yine kesilmişti.
En büyük kaygıları, yine 27 Mayıs benzeri bir darbenin olmasıydı. Yine Kur’an’ın ve ezanın yasaklandığı günler gelir miydi, yine Yassıada mahkemeleri kurulur muydu? Mehmet Zahid Kotku, Sami Efendi, Mahmut Edendi gibi hocaefendilere, lider Necmeddin Erbakan’a, partililere bütün cemaatlere bir şey yaparlar mıydı? Siyonistler, dış güçler, millet iradesini hazmedemeyen generaller, sermaye ve medya yine yapmışlardı yapacaklarını.
İstanbul Fatih İskenderpaşa, önemli MSP’lilerin yaşadığı ve Milli Görüş’ün temelinin atıldığı semtti. O semtte yaşayanlar İskenderpaşa camiine hüzünle bakıyorlardı 12 Eylül sabahında. Camii avlusu ve sokak ıssızdı, ağaçların sararmış yaprakları dökülüyordu. Mehmet Zahid Kotku, Hac’daydı, tam da bugünlerde dönecekti hacıdan.
Arada askerler ve askeri araçlar geziyordu sokaklarda. O askerlerin her an kapılarını çalacağını endişesi hemen her evde vardı.
Aslında sadece MSP’liler değil, diğer partililer de benzer düşünceler içindeydi. Sadece CHP’liler çok fazla endişe duymuyordu. Aralarında demokrasiye kesinti olacağı için teorik olarak karşı çıkanlar olsa da, genelde darbeler Atatürkçülük adına yapıldığı için müsamaha ile bakanların sayısı her zaman çok olurdu. Nitekim yapılan ilk konuşmalarda, duyurularda ilk söylenenler, Atatürkçülüğün yeniden ikame edileceği yönündeydi.
Ankara’da tank sesleri
Gerçi bu yeni darbe çoğu insan için bir sürpriz değildi, neredeyse herkes yakında bir darbe olacağı ihtimalini dile getirmişti. Bir gün öncesinde bile bu konuda yaygınlaşmış bir kanaat vardı. Ankara kulislerinde darbe söylentilerinin doruğuna ulaştığı bir gün olmuştu.
Meclis koridorlarında tedirgin sorular genellikle bu konuya dönüktü. Çeşitli parti yönetici ve milletvekillerinden gazetecilerin telefonları aranıyor, askerle arası iyi olan gazetecilerden bu konuda gelişme olup olmadığına dair sorular soruluyordu.
O gün gazetelerde Ankara’da kurşuna dizilen 2’si kardeş 4, Fatsa’da 3, Malatya’da 2 olmak üzere yurtta 17 kişi öldürüldüğü haberleri manşetti. Ayrıca, İstanbul’da Tekel’in satış kamyonu soyulmuş, Siirt’in bir köyünde yiyecek çuvalları içine gizlenen bomba patlamış, 5 kişi ölmüştü.
Ve TBMM dün de toplanamamıştı.
Aynı akşam 12 Eylül 1980 gününe girildikten sonra saat 02.15’te Ankara’da tank sesleri duyulmaya başladı. Tank paletlerinin asfaltla buluştuğu yerden çıkan gıcırtı sesleri, kulak tırmalayarak gecenin sessizliğini yırtarken, Çankaya’ya tırmanıyor, sonra Oran’a doğru kıvrılıyorlardı.
TRT’nin, TBMM’nin Meclis’le Jandarma Komutanlığı’nın arasında da tanklar dizilmişti. Askerle arası iyi olan kimi gazeteciler Sıkıyönetim’den bir Albay ile görüştüklerinde:
“Saat 04.00’te radyoyu dinleyin!” diyordu.
Saat 02.55’te ise birden telefonlar kesilmişti.
Recai Kutan darbeyi üç gün önceden duymuştu
MSP’li yönetici Recai........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin