We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bizim davamızda kimse kendisi için çalışmaz!

3 0 0
15.01.2019

Bizim davamızda kimse kendisi için çalışmaz. Bizim davamızda kimse bir başkası için de çalışmaz. Mamafih bizim davamızda genel olarak kimse çalışmaz!

İbtidai olarak söylemek gerekirse, sözün orijinalinde geçen ‘yaşamak’ sözcüğünü ‘çalışmak’ kelimesine çekerek gerçekleştirilmiş manipülasyoncuk dolayısıyla sözün aslı ve sahibine özür borcuna girer, o özrü dileriz. Sonra derhal meseleye rücu edip çalışmak bahsi üzerinden devam ederiz.

Bir davada istisnalar dışında –ki bu cümleye şahit olan herkes ‘heh işte ben o istisnayım’ diye düşünecektir– var gücüyle çalışma edebiyatı yapar, çalışma sözü verir, salon toplantılarında, mitinglerde yeminler döktürür; ama kimse sözünü tutmaya yanaşmaz. Muhtemelen çalışmak Doğu toplumlarının mizacına terstir. (‘Yok canım, daha neler’ demenizi beklerdim, maalesef İbn-i Haldun böyle bir saptamada bulunmamıştır.) Ya da çalışmak kelimesi konjonktür tarafından murdar edilen kavramlar dolayısıyla temkinle yaklaşılan, belki sinirlere dokunan, dokunduğu yeri yıpratan, tahriş eden bir şey oluvermiştir.

O halde çalışır gibi görünen nedir? Bir davada süreğenlik nasıl sağlanır? Çoğu zaman üç beş gariban bir şeyler üretir; söz söyler, iş yapar, bayrak asar, tasarım kasar, broşür basar, dağıtır, kitlelere ulaşmaya çalışır, söylem oluşturur ve benzeri uğraşlara girer. Yukarıda da vurgulandığı gibi bunlar istisnadır. Yani garibanlık nadirattandır. Kimse gönüllü olarak ne garibanlığa soyunur ne de çalışmaya yeltenir. Örneğin bir davada çaycılıktan başlamaktan söz edilir; çaycı baştan level atlamayı........

© Milli Gazete