Meselenin aslı: Kalite |
Nuh’un gemisinden yazıyorum. Suların yükseldiğini gördüğü halde babasına ve onun davasına isyandan vazgeçmeyen evlat manzaralı… Musa’nın yardığı Nil’in ortasından yazıyorum. Koca Nil Nehri’nin ikiye böldüğünü gördüğü halde kalben inanmadığı için, üzerlerine kapanacağına da inanmayıp, Musa ve kavminin arkasından giden Firavun’un son pişmanlık secdesinin fayda vermediği yerden… Hayatta iken cehennemlik olduğu haber verildiği halde, hayata ve cehenneme iman etmeden ölen Ebu Leheb’in inat ettiği yerden yazıyorum. Sezai Karakoç’un Masal şiirindeki yedinci oğulun, dönüşmemek için gerçekleştirdiği zihinsel istişhad eylemi sırasında, kazdığı derin temsili çukurdan yazıyorum. Necip Fazıl’ın kalabalıklara tuttukları yolun çıkmaz sokak olduğunu anlatmak için kollarını makas gibi açarak haykırdığı yerden yazıyorum. Ya da İsmet Özel’in “dinleyin beni ey insanlar!” şeklinde söze başladığı o meşhur mısralara sırtımı yaslamış, aynı absürt çelişkiler örgüsünde aynı duygu, düşüncelerle yaşıyor ve yazıyorum.
Çok kişinin savunduğu düşünce yanlıştır.
Bir şeyi hem de çok kritik bir şeyi çok yanlış biliyoruz. Hiçbir şeyi yanlış bilmediğimiz kadar bu şeyi yanlış biliyoruz. Çok kişinin bir fikri savunuyor olması hak değil aksine haksızlık sebebidir. Hakkın talibi azdır. İlk insandan kıyamete kadar değişmeyecek yegâne kanun bu… Çünkü hak zordur. Hak iman ister. Hak ilim ister. Hak irade ister. Hak ibadet ister. Hak cihat ister. Hak şehadet ister. Tarih boyunca insanların ’u hakkı........