Evin hanımı Ayşe anne
Ayşe annelerin,
Bahçelievler’de, bahçeli bir evleri vardı.
İncir ağaçları ön tarafta, cevizler arkada…
Paslı tenekenin üzerine düşüp, kolumuzu yardığımız zamanlardı.
Tüm mahalle çocuklarına,
Salça sürerdi sıcak tırnaklıya…
Her susayana,
Demir bardakta, ruhundan ikram ederdi mutfak camından…
Koruk toplardık.
Eşkili yapar. Besmele ile başlardık.
Ancak Allah inancı paklardı o mayhoş tadı…
Yola taşlardan çift kale kurar,
Maç yaparken de Hakk’a sığınırdık.
Araçlar hiç geçmeseydi keşke…
Ayşe anne bağırırdı balkondan,
“Avlunun önünden kaybolmayın!”
Pisik umacı yapar, çağırırdı.
Ya da domatesli köfte yanında ikindi çayı…
Yorulmazdı. Hiç yorulduğunu görmedik.
İnsan severken yorulmamayı ondan öğrendi mahalleli…
İsyan etmez mi bir hanım? Hiç işitmedik.
Abdestli bir şekilde, besmele ile yapardı, her ne yapacaksa…
Evin beyi Mehmet hocaydı.
Yiğit adamdı. Kırk köyden tanınırdı.
Kırk kişi oturur, kırk kişi kalkardı sofralarına…
Bereket hiç eksik olmazdı yüreklerinden…
Zorda kalan da kalırdı. Yolda kalan da…
Beş çocuk, on sekiz torunu vardı evin.
Dört de........
