Bir duruş meselesi: Yahya’nın selamı var!
Tarih, adamları yazar. Bir duruşu olmayanları tanımaz. Silik yaşayanları duymaz. Varlığı ile yokluğu bir olanları umursamaz. Korkakça yaşayanlar da ölür. Yiğitçe yaşayanlar da ölür. Biri gömülür. Ceset olur. Börtü böcek bayram eder. Kâinata tek faydası bu olur. Diğerinin nurunu toprak kapatamaz. Yüzyıllar boyunca sabilerden, kocamışlara değin ruh suyuyla yuğulur. Çürümez. Pirüpak kokar. Çam ağaçlarından daha uzun yaşarlar umut arayan gönüllerde…
Ahir zamanda, vesveselerimiz ile olan mücadelemiz belirler duruşumuzu… Vesveselerimiz; alacağımız kararların, atacağımız adımların akıbetine direkt tesir eder. Eğer vesveselerimizin yani kaygılarımızın, yani korkularımızın esiri haline gelirsek, gazoz olmaktan öteye geçemeyiz. Eğer vesveselerimiz ile baş etmeyi öğrenirsek kaliteli bir duruşa, kaliteli bir karaktere, kaliteli bir ömre sahip olabiliriz. Vesveselerinin tamamının kökeninde korkularımız vardır. Korkuların tamamının kökeninde ölüm korkusu vardır. Dolayısıyla vesveselerin tamamı ölüm korkusundan kaynaklanır. Ölümden korkmayan kul yoktur. Ölümü kabullenen müminler vardır. Ölümü daha fazla kabullenerek şehadeti arzulayan kahraman canlar dahi vardır. Ancak peygamberler dahi ölümden korkmuşlardır der Nureddin hocam.
Ölümü kabullenen müminler rızık kaygısı çekmezler. Kırk derde gark olsalar, kırk birinci çözüme cesaret ederler. Çünkü kaybetmekten korkmazlar. Çünkü ölümü kabullenenlerin, kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Nihai varlığı olan canı dahi gözden çıkaranlar; çaba sarf etmekten, koşmaktan, uykusuzluktan, sıkıntılardan, yorulmaktan yorulmazlar. Ölümü kabullenen müminler, yani kaybedecek bir şeyi olmayanlar, kullardan da korkmazlar. Makam kaybetmekten, itibar kaybetmekten çekinmezler. Adam yerine konmak gibi bir dertleri yoktur. Diğer insanların kendileri hakkında ne düşündükleri ile ilgilenmezler.........
