Amerikan istihbaratının önde gelen Ortadoğu, Türkiye ve İslam uzmanlarından Graham Fuller’in 1990’lı yılların başından beri Ilımlı İslam Projesi üzerine çalıştığı biliniyor. Fuller, Ortadoğu’da anti Amirakan akımlarını önlemenin yolunun laik sistemleri desteklemekle değil muhafazakâr partileri kapitalist sisteme çekip dönüştürmekle mümkün olabileceğini savunuyordu. Fuller, laiklik konusunda ısrarcı olmaya gerek olmadığını düşünüyor ve dindar kesimi liberalleştirerek kontrol altında tutabiliriz diyor, ılımlı İslam projesine işaret ediyordu.

Rahmetli Erbakan Hoca’mız tehlikeyi çok önceden görmüş ve Ilımlı İslam Projesi’nin hâkim sistemin Büyük Ortadoğu hayallerini aktif hale getirebilmek için tasarladıkları bir tuzak olduğunu dile getirmiş ve tehlikeye karşı kapıların kapatılması gerektiğini belirtmişti. Fakat o dönemlerde kardeşlerimiz ağır bir rehavet içindeydiler, umursamaz bir tavır sergileyip geçiştirdiler. Onlara göre kaygılanmanın bir anlamı yoktu, muhafazakârların iktidarda olduğu bir dönemde böyle bir şeye ihtimal dahi verilemezdi. Fakat işgal faaliyetlerinin kesintisiz devam ettiği bir noktada yer alıyorduk ve bu rehavetimizin sonucunda kendimizi ahlâki yozlaşmanın ve kimlik karmaşasının içinde bulduk.

Coğrafyamızı hedef seçen küresel aktörler, dindar kesimi köklerinden koparıp, mevcut sisteme entegre ederek istedikleri şekilde yönlendirebileceklerdi… Nitekim ifadeleri ile eylemleri arasında çelişkiler olan ve nereye ait oldukları belli olmayan, kimliksizleştirilmiş bireyleri etki altına almak kolay olacaktı ki; ne yazık ki öyle de oldu.

Başta da ifade ettiğim gibi küresel güçlerin Büyük Ortadoğu hayallerine kestirmeden ulaşabilmek için tasarladıkları Ilımlı İslam Projesi, Amerikalı strateji uzmanlarının çok daha önceden tasarladıkları, hudutlarını çizdikleri bir projeydi ve bu proje içimizdeki işbirlikçiler aracılığıyla aktive edilecekti...

Biliyorsunuz müttefikimiz ABD bu konuda bize özel bir rol de vermiş ve modern, demokratik bir ülke, yani ılımlı Müslüman ülke olarak İslam dünyasına modellik yapmamızı talep etmişti. Siyasilerimiz bu rolü severek kabullendiler ve gömlek değiştirip, efendilerin dilinden çağrılar yapmaya başladılar. Ilımlı İslam’ın öncülüğünü yaparak sık sık demokrasiden, çağın normlarına uyum sağlamaktan bahsettiler. Haram-helal kavramlarını yozlaştırdılar, faizi dünya gerçeği olarak görmeye başladılar, NATO ve BM’nin kararlarını meşrulaştırdılar ve adeta hafıza kaybına uğradılar.

Köklü bir İslam geleneğine sahip olan ülkeler ABD tarafından geliştirilen Büyük Ortadoğu Projesi ve Ilımlı İslam siyaseti için model olarak seçildi ve proje yerli işbirlikçiler aracılığıyla aktif hale getirildi, halklar, inançlarını, kültürel değerlerini ve yaşam tarzlarını sekülerleştirerek farklı bir yöne doğru evrildiler. Öyle ki dinin değerlerini yozlaştırarak, israfı, gösterişi, kibri, faizi, zinayı, torpilciği, adam kayırmayı, çalmayı, yalanı ve her türlü haramı meşru gören kimliksizleşmiş bir Müslüman prototipi ortaya çıktı. Müslümanlar maddiyata dayalı bir güç algısına sahip oldular ve dünyevi hesaplar için taviz üstüne tavizler vermeye başladılar. Batılı aktörler savaşlarla, silahlarla yıkamadıkları toplumları köklerinden uzaklaştırdılar ve dirençlerini kırdılar. Bizi hiçbir bilek yıkamaz diyen kardeşlerimiz camiye de gideriz, faiz de yeriz, adam da kayırız deyip rüzgâra göre yön değiştirmeye başladılar. Siyasilerimiz, âlim, mütefekkir, yazar ve kanaat önderlerimiz her ne kadar bize kimse bir şey yapamaz ifadelerini tekrar etseler de kale içeriden çökertilmiş ve Ilımlı İslam kavramı bu toplumun hayatına sokulmuştu. Peki, şimdiden sonra ne yapabiliriz? Bu soruyu ülkemizi yönetenler ve topluma yön veren öncü şahsiyetler bir araya gelip sormalı ve hasar gören gemiyi tamir etmenin yollarını bulmalıdırlar.

QOSHE - Kale İçeriden Çökertilmişti - Fatma Tuncer
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kale İçeriden Çökertilmişti

15 0 4
28.10.2022

Amerikan istihbaratının önde gelen Ortadoğu, Türkiye ve İslam uzmanlarından Graham Fuller’in 1990’lı yılların başından beri Ilımlı İslam Projesi üzerine çalıştığı biliniyor. Fuller, Ortadoğu’da anti Amirakan akımlarını önlemenin yolunun laik sistemleri desteklemekle değil muhafazakâr partileri kapitalist sisteme çekip dönüştürmekle mümkün olabileceğini savunuyordu. Fuller, laiklik konusunda ısrarcı olmaya gerek olmadığını düşünüyor ve dindar kesimi liberalleştirerek kontrol altında tutabiliriz diyor, ılımlı İslam projesine işaret ediyordu.

Rahmetli Erbakan Hoca’mız tehlikeyi çok önceden görmüş ve Ilımlı İslam Projesi’nin hâkim sistemin Büyük Ortadoğu hayallerini aktif hale getirebilmek için tasarladıkları bir tuzak olduğunu dile getirmiş ve tehlikeye karşı kapıların kapatılması gerektiğini belirtmişti. Fakat o dönemlerde kardeşlerimiz ağır bir rehavet içindeydiler, umursamaz bir tavır sergileyip geçiştirdiler. Onlara göre kaygılanmanın bir anlamı yoktu, muhafazakârların iktidarda olduğu bir dönemde böyle bir şeye ihtimal dahi verilemezdi. Fakat işgal faaliyetlerinin kesintisiz devam ettiği bir noktada yer alıyorduk ve bu rehavetimizin sonucunda kendimizi ahlâki yozlaşmanın ve kimlik karmaşasının içinde bulduk.

Coğrafyamızı hedef seçen küresel........

© Milli Gazete


Get it on Google Play