Bugün gençlerin büyük çoğunluğu evliliğin kendilerini köleleştireceğini düşünüyor ve erteliyorlar. Evliliği meşakkatli ve yorucu bir yolculuk olarak gören bu çocuklar, evlendikleri takdirde bütün sosyal bağlarının kopacağını düşünüyor ve mesafeli duruyorlar. Evlilik gözlerini korkutuyor gençlerin ve meşakkatli bir işe zorlanacaklarını düşünüp vazgeçiyorlar. Bunu sadece modern kültürün istilası ile ilişkilendiremeyiz zira anne-babalar da çocuklarını hayata hazırlarken onların sadece mesleki kariyerini dikkate alıyor ve büyümelerine izin vermiyorlar.

Çocuk okul çağına geliyor, anne elindeki kaşıkla onun peşinde koşturmaya başlıyor. Anne kaşığı bıraktığı takdirde çocuğun aç kalacağına inanıyor ve geçiş yollarını tıkıyor. Okul çağındaki bir çocuk, yemeğini desteksiz yiyebilir, yatağını toplayabilir, kişisel bakımını yapabilir, suyunu içtikten sonra bardağı kaldırabilir, çantasını düzenleyebilir ancak anne-babalar bütün bu sorumlulukları ondan çekip alıyor, yeter ki ders çalışsın, biz her şeyi üstleniriz diyor ve çocuğu elde edebileceği kazanımlardan mahrum bırakıyorlar.

Çocuk merdivenin basamaklarını adım adım tırmanıyor ve üniversiteye başlıyor anne hâlâ elindeki kaşıkla onun peşinde koşturuyor, “Yeter ki derslerine çalış, biz senden hiçbir şey istemiyoruz” diyor ve onun erişkinlerin arasına katılmasına müsaade etmiyor. Genç derslerine ağırlık veriyor ve beklenen başarıyı elde ediyor ancak kendini o kadar güçsüz, o kadar dayanıksız hissediyor ki her şeyden kaçınıyor, her şeyden korkuyor. Genç dışarıya çıktığında peşinde koşturacak bir anneye ihtiyaç duyuyor ve küçük sorunları dahi aşamıyor, kendini yetersiz hissediyor.

Genç iş hayatına atılıyor ve işini severek yapıyor ancak ne arkadaşları ile sağlıklı ilişkiler kurabiliyor ne de gündelik hayatta yaşadığı sorunlarla başa çıkabiliyor. Genç tek bir role hazırlandığının farkına varıyor ama işin içinden bir türlü çıkamıyor.

Genç evlenme çağına geliyor ve evliliğin getirdiği sorumluluğun üstesinden gelemeyeceğini düşünüyor ve sürekli erteliyor. İşini severek yapan genç evlilikten söz edildiğinde daralıyor, kendini kötü hissediyor… Genç kendini hapsettiği o ıssız dünyayı kimse ile paylaşmak istemiyor ve kasavet kokan bu ortamda yaşamaya razı oluyor. Evliliğin getirdiği sorunlar gencin gözünde büyüdükçe büyüyor ve kronik bir kokuya dönüşüyor…

Gençlerin evlilikle ilgili negatif yargılarının oluşumunda modern kültürün tesirini kimse inkâr edemez ancak anne-babanın yanlış tutumu ve evliliği yeren ifadeler de ne yazık ki bu durumu destekliyor. Anne-baba tarafından sadece çalışan kimliği öne çıkarılan gençler, evlilik aşkı öldürür, evlilik ağır bir yüktür, evlilik köleleştirir söylemlerinden fazlasıyla etkileniyorlar. Kendilerine tek kişilik bir alan açan gençler evlilik hayatında gerekli olacak merhamet, fedakârlık ve paylaşım gibi değerlere yapışmaktan kaçınıyorlar. Ve bu durum onları evliliğin getirdiği kazanımlardan mahrum bırakıyor. Zira evlilik suça eğilim, depresyon, kaygı bozukluğu ve yalnızlaşma gibi sorunlara karşı kalkan oluyor ve eşleri aile çatısı altında eğitiyor, olgunlaştırıyor. Evlilik bireyleri ruhen güçlendiriyor ve daha dinamik, daha başarılı kılıyor. Fakat bunu bugünün çocuklarına anlatabilmek mümkün olmuyor.

QOSHE - İzin Verin Geçsinler - Fatma Tuncer
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İzin Verin Geçsinler

11 0 0
17.11.2022

Bugün gençlerin büyük çoğunluğu evliliğin kendilerini köleleştireceğini düşünüyor ve erteliyorlar. Evliliği meşakkatli ve yorucu bir yolculuk olarak gören bu çocuklar, evlendikleri takdirde bütün sosyal bağlarının kopacağını düşünüyor ve mesafeli duruyorlar. Evlilik gözlerini korkutuyor gençlerin ve meşakkatli bir işe zorlanacaklarını düşünüp vazgeçiyorlar. Bunu sadece modern kültürün istilası ile ilişkilendiremeyiz zira anne-babalar da çocuklarını hayata hazırlarken onların sadece mesleki kariyerini dikkate alıyor ve büyümelerine izin vermiyorlar.

Çocuk okul çağına geliyor, anne elindeki kaşıkla onun peşinde koşturmaya başlıyor. Anne kaşığı bıraktığı takdirde çocuğun aç kalacağına inanıyor ve geçiş yollarını tıkıyor. Okul çağındaki bir çocuk, yemeğini desteksiz yiyebilir, yatağını toplayabilir, kişisel bakımını yapabilir, suyunu içtikten sonra bardağı kaldırabilir, çantasını düzenleyebilir ancak anne-babalar bütün bu sorumlulukları ondan çekip alıyor, yeter ki ders çalışsın, biz her şeyi üstleniriz diyor ve çocuğu elde edebileceği kazanımlardan mahrum........

© Milli Gazete


Get it on Google Play