İzmir İl Sağlık Müdürlüğü hastayı çocuğunun önünde aşağılayan, rencide eden kadın doktor hakkında soruşturma başlatmış fakat buradan hastanın lehine bir sonuç çıkabileceğine ihtimal veremiyorum. Zira basında doktora yapılan şiddet olayları sık sık gündeme gelir ve siyasiler, beyaz yakalılar, sivil kuruluşlar harekete geçip, en yüksek perdeden mesajlar vermeye başlarlar. Bunu elbette önemsiyoruz zira doktorlar toplumun önemli dinamikleri arasında yer alır ve işlerini layıkıyla yapabilmeleri için kendilerini güvende hissetmeleri gerekir. Fakat aynı hassasiyet doktor tarafından rencide edilen hastalara da gösterilmeli, onların hakları da aynı şekilde gündeme gelmelidir. Günde kaç hastanın doktor tarafında duygusal şiddete maruz kaldığını, kaçının örselendiğini, rencide edildiğini bilmiyoruz zira onlar sırtlarını yaslayabilecekleri güçlü duvarlara sahip değiller o nedenle sessiz kalmayı tercih ediyorlar.

Bilirsiniz sağlık kuruluşlarında insanlar bozulmuş bir eşya gibi algılanır ve burada çalışanların çoğu, hastanın bir insan olduğunu ve duygularının olabileceğini hesaba katmazlar. Burada insan olduğunuzu unutursunuz ve cesaretiniz tamamen kırılır. Nitekim İzmir’de hastayı çocuğunun önünde rencide doktor, “Sen kimsin, sana hesap mı vereceğim, seni mahkemeye vereceğim” sözleri ile hastanın direncini ve hak arama motivasyonunu kırmıştır.

Tarihte doktorluk mesleğine özel bir değer biçilmiş ve bu insanlar hürmete layık özel kişiler olarak değerlendirilmiştir. Doktorlar sadece hastanın tedavisi ile meşgul olmamış, topluma katılmış ve enerjilerini siyasetten edebiyata, felsefeden bilimsel çalışmalara kadar uzanan geniş bir yelpazeye taşımış ve toplumun kalbinde özel bir yere sahip olmuşlardır. Fakat bugün tıp camiası adeta bir tabu ve doktorlarımızın çoğu halka tepeden bakıyor, halk ile kopuk bir hayat yaşıyorlar. Cumhuriyet tarihi ile birlikte farklı bir statü elde eden tıbbiyeliler kendilerini kurtarıcı, yüce ve ulaşılmaz varlıklar olarak görüyor ve bunu hasta ile ilişkilerine de taşıyorlar.

İzmir’de yaşanan olayda da gördük ki, doktor kendisini teskin etmek isteyen kişiye, “Sen bana nasıl dokunabiliyorsun, ne hadsizliktir doktora dokunmak” diyor ve hastayı değersizleştiriyor… Doktor bir türlü kabullenemiyor; nasıl olur da bir hasta ona dokunabilir ya da soru sorabilir! Ne yazık ki son yüz yıldır iyice güçlenen bu zihniyet insanları sahip oldukları sosyal ve ekonomik statüleri üzerinden değerlendiriyor ve kendilerini saf kan, birinci sınıf vatandaş olarak görüp başlarının üzerine kibirden kuleler dikiyorlar. Kendilerine ilahlık payesi veren bu kişiler hastayı bozulmuş bir araç gibi görüyor ve onlarla donuk, duygusuz ve mesafeli ilişkiler kuruyorlar. Korkuyorlar, yoksulluğun, tevazunun, anlayışın, paylaşımın, merhametin kendilerine de bulaşacağından korkuyor ve halkla aralarına demirden duvarlar örüyorlar.

Doktorun savurduğu tehditler karşısında çaresiz kalan kadın aslında hastane kapılarında sert ve kaba bir üslupla karşılanan onlarca hastanın ezilmişliğini özetliyor ki; böyle durumlarda insanlar yaşadıkları sorunları anlatacak bir merci bulamıyorlar. Güçlü olan kazanır, güçlü olan her zaman haklıdır anlayışının hâkim olduğu bir dönemde kime neyi anlatabileceksiniz ki!

Sosyal medyanın görünen ve görünmeyen yan etkileri bütün boyutlarıyla tartışılsa da bu araçlar ezilenlerin seslerini kısa yoldan duyurabilecekleri bir güç olması hasebiyle önem arz ediyor. Yoksa İzmir’de bir hastanede duygusal şiddete maruz kalan bir kadın, yaşadığı mağduriyeti kime nasıl anlatabilecekti!

Mesleğini ibadet ruhuyla icra eden ve insanların yaralarını sarabilmek için büyük fedakârlıklar gösteren doktor abilerim ve ablalarımla tanışmamış olsaydım önyargılarıma yenik düşebilirdim. Hastalarına bir baba şefkatiyle yaklaşan ve sorunlarına çözüm arayan değerli büyüğüm Dr. Şevki Sevindi, çevresinde hayırseverliği ve örnek kişiliği ile tanınan rahmetli Dr. İsmail Kurtulmuş, ihtiyaç sahiplerine kolaylık sağlayan ve bunu bir sorumluluk olarak gören rahmetli Dr. Hamdi Kalyoncu, nezaketi, destekleyici tavrı ve güven veren yaklaşımı ile hastalarını tedaviye motive eden Dr. Argun Mandı, yoksulların ve yalnızlığa terk edilmişlerin babası değerli ağabeyim Dr. Şevki Kaftancıoğlu, hastalarla ilişkilerinde tevazudan ödün vermeyen rahmetli Dr. Hümeyra Öktem ablam gibi şahsiyetleri tanımamış olsaydım sanırım karşılaştığım tatsız olaylara bakıp umutsuzluğa kapılabilirdim. Ancak şartlar ne olursa olsun hastaya insan olarak değer veren ve yaralarını sarabilmek için fedakârlık gösteren doktorların olduğunu biliyorum… Allah onlardan razı olsun…

QOSHE - Hasta aynı zamanda insandır - Fatma Tuncer
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hasta aynı zamanda insandır

6 0 1
09.10.2022

İzmir İl Sağlık Müdürlüğü hastayı çocuğunun önünde aşağılayan, rencide eden kadın doktor hakkında soruşturma başlatmış fakat buradan hastanın lehine bir sonuç çıkabileceğine ihtimal veremiyorum. Zira basında doktora yapılan şiddet olayları sık sık gündeme gelir ve siyasiler, beyaz yakalılar, sivil kuruluşlar harekete geçip, en yüksek perdeden mesajlar vermeye başlarlar. Bunu elbette önemsiyoruz zira doktorlar toplumun önemli dinamikleri arasında yer alır ve işlerini layıkıyla yapabilmeleri için kendilerini güvende hissetmeleri gerekir. Fakat aynı hassasiyet doktor tarafından rencide edilen hastalara da gösterilmeli, onların hakları da aynı şekilde gündeme gelmelidir. Günde kaç hastanın doktor tarafında duygusal şiddete maruz kaldığını, kaçının örselendiğini, rencide edildiğini bilmiyoruz zira onlar sırtlarını yaslayabilecekleri güçlü duvarlara sahip değiller o nedenle sessiz kalmayı tercih ediyorlar.

Bilirsiniz sağlık kuruluşlarında insanlar bozulmuş bir eşya gibi algılanır ve burada çalışanların çoğu, hastanın bir insan olduğunu ve duygularının olabileceğini hesaba katmazlar. Burada insan olduğunuzu unutursunuz ve cesaretiniz tamamen kırılır. Nitekim İzmir’de hastayı çocuğunun önünde rencide doktor, “Sen kimsin, sana hesap mı vereceğim, seni mahkemeye vereceğim” sözleri ile hastanın direncini ve hak arama motivasyonunu kırmıştır.

Tarihte doktorluk mesleğine özel bir değer biçilmiş ve bu insanlar hürmete layık özel kişiler olarak değerlendirilmiştir. Doktorlar sadece hastanın tedavisi ile meşgul........

© Milli Gazete


Get it on Google Play