Uzun yıllardır yakalandığı amansız hastalıkla mücadele eden Ayşe Güney ablamızın vefat haberini aldığımda yüreğimden bir parçanın koptuğunu hissettim. Ayşe ablamızla 35 yıl önce rahmetli Süreyya Yüksel ablamızın tefsir çalışmalarında tanışmış ve bağımızı hiç koparmamış, uzaktan da olsa görüşmelerimizi sürdürmüştük.

Ayşe Güney, dönemin mevcut sorunlarından dolayı görevini icra edememiş bir öğretmendi ve iki çocuğunun bakımından arta kalan vakitlerde roman ve hikâye üzerine çalışmalar yapar ve ilmi sohbetlere katılırdı. Pandemi döneminde edebi çalışmalarından konuşmuş ve bu çalışmaları hayata geçirebilmek için neler yapabileceğimizi istişare etmiştik. Hastalığın getirdiği meşakkatlere rağmen hayallerini hep taze tutar, hastalığın çalışmalarına ket vurmasına izin vermezdi Ayşe ablamız. Dert varsa derman da vardır anlayışı ile hareket edip yüreğinden dökülen incileri insanlarla buluşturmak isterdi. Hastalığı bir düşman olarak değil birlikte yaşadığı bir arkadaş olarak görür ve halinden şikâyet etmezdi.

Bilindiği üzere kronik bir hastalıkla yaşamak hayatınızın akışını etkiler ve bütün kararlarınızı, yarınlarınızı, dostlarınızla olan bağlarınızı sık sık gözden geçirme ihtiyacı hissedersiniz. Ölüm hepimiz için vardır ama yaşlılık ve hastalık durumlarında kendini daha yoğun hissettirir zira bu dönem duygusal, sosyal ve fiziki zorlukların altında ezilmektesinizdir.

Ayşe Güney ablamız hastalığın en ağır dönemlerinde dahi umudu, sabrı, tevekkülü hiç terk etmez, teslimiyet gösterirdi. Fakat bir anda her şey ters yüz oldu ve yaprakların savrulduğu bir sonbahar akşamında rahatsızlanıp tedavi altına alındı. Hastanede kaldığı süre içinde onu yormamak için aramadım ama hemen her sabah telefonuna sesli mesaj atıp, “Duamızdasın, hep duamızdasın” dedim. Ve her seferinde umut kokan bir ses tonuyla teşekkür etmişti.

Ablamız bir hafta önce hastaneden evine gelmişti fakat konuşacak dermanı yoktu ve hepimizde derin bir sessizlik hâkimdi. Durumu günden güne ağırlaşıyordu ve sanki canından çok sevdiği çocuklarıyla, dostlarıyla ve hatıralarıyla vedalaşıyordu. Ağrıları vardı, bedeni gittikçe zayıflıyordu ve ayakları kendisini taşıyamaz hale gelmişti. Konuşurken nefesi kesiliyor ve başını eğip sessizliğe gömülüyordu.

Acıyla sessizliğin birleştiği anı görmek hepimize çok ağır gelmişti ama insan hayatının son günlerinde yalnızlığın zirve noktasına ulaşıyor ve böyle durumlarda kimse bir adım öteye geçemiyor. Sevdiğiniz kişinin bedenindeki bitkinliği görüyorsunuz, ağrılarını hissedebiliyorsunuz, sesini işitebiliyorsunuz ama hiçbir şey yapamıyor ve onun yalnızlığına ulaşamıyorsunuz.

Hastanede kaldığı dönemlerde Ayşe ablamıza şifa dileklerimizi bildiren mesajlar attım ama sanki o her şeyden vazgeçmiş gibiydi. Sanki gemi kıyıya yaklaşıyordu ve ablamız durgun bir deniz gibi sessizliğe gömülmüştü.

Hayatımız pamuk ipliğine bağlı ve öyle anlarla karşılaşıyoruz ki sevdiklerimize sadece dua ile ulaşabiliyoruz. Sizin ulaşamadığınız mekânlara, göremediğiniz kalplere, el uzatamadığınız çaresizliğe, derman bulamadığınız ağrılara dua bir çırpıda ulaşıyor ve iki taraf için de güç kaynağı oluyor. Dua Rabbimizin bize bahşettiği büyük bir imkân ve gün geliyor insanın dünya ile ünsiyeti sona eriyor ancak dua tesirini hep sürdürüyor.

QOSHE - Gemi Yaklaştığında - Fatma Tuncer
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Gemi Yaklaştığında

8 0 0
15.11.2022

Uzun yıllardır yakalandığı amansız hastalıkla mücadele eden Ayşe Güney ablamızın vefat haberini aldığımda yüreğimden bir parçanın koptuğunu hissettim. Ayşe ablamızla 35 yıl önce rahmetli Süreyya Yüksel ablamızın tefsir çalışmalarında tanışmış ve bağımızı hiç koparmamış, uzaktan da olsa görüşmelerimizi sürdürmüştük.

Ayşe Güney, dönemin mevcut sorunlarından dolayı görevini icra edememiş bir öğretmendi ve iki çocuğunun bakımından arta kalan vakitlerde roman ve hikâye üzerine çalışmalar yapar ve ilmi sohbetlere katılırdı. Pandemi döneminde edebi çalışmalarından konuşmuş ve bu çalışmaları hayata geçirebilmek için neler yapabileceğimizi istişare etmiştik. Hastalığın getirdiği meşakkatlere rağmen hayallerini hep taze tutar, hastalığın çalışmalarına ket vurmasına izin vermezdi Ayşe ablamız. Dert varsa derman da vardır anlayışı ile hareket edip yüreğinden dökülen incileri insanlarla buluşturmak isterdi. Hastalığı bir düşman olarak değil birlikte yaşadığı bir arkadaş olarak görür ve halinden şikâyet etmezdi.

Bilindiği üzere kronik bir hastalıkla yaşamak hayatınızın........

© Milli Gazete


Get it on Google Play