Gazzeli Şirin Abdulkerim sanatın gücünü kullanarak, Filistinli annelerin mağduriyetini tüm dünyaya duyurmaya çalışıyor. Şirin’in “İğnenin Deliğinden” adını verdiği proje, abluka altında yaşayan Gazzelilerin acıyla yoğrulmuş hayatlarını ve baskı koridorundan kurtulabilmek için verdikleri mücadeleyi içeriyor. Acıyı çizgilerle resmeden Şirin, bölgede yaşanan dramın görünenin çok ötesinde olduğuna işaret ediyor.

İğnenin deliğinden geçmek gibidir Gazza’de yaşamak. Gün normal seyrinden çok daha uzun geçer burada. Başınızın üzerinden bombalar yağar ve göklerin maviliğinde süzülen kuşlara bakıp, özgürlüğün resmini çizersiniz. Sizinle birlikte şehir de kuşatılmıştır ve hemen her gününüz yokuşlara tırmanmakla geçer. Dilinizden düşürmediğiniz şarkılarınız vardır ve saatlerinizi özgürlüğe kurmuşsunuzdur.

Ekonomik dalgalanmalara, savaşlara, siyasi anlaşmalara ve hayatın içinde yer alabilecek her şeye yer verilmiştir dünyanın gündeminde. Şehirlerin yalnızlığı ise sadece vicdanları hür olanların meselesi haline gelmiştir. Onlar uykuya veda edeli asırlar olmuştur. Zulmün karanlık yüzünü kimileri kalemle, kimileri fırça ile kimileri ellerini kaldırarak duyurmaya çalışırlar ve tarihi değiştirecek nesiller yetişir Gazza’de.

Yorgun şehrin sakiniyseniz hemen her gününüz farklı bir dramla geçer. Gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara ulaşmanız dahi zorlaşır ve çaresizliğe itilirsiniz. Fakat özgürlüğünüze uzanan el öfkenizi biler ve her geçen gün daha da güçlenirsiniz.

Filistin’in yorgun şehirlerinde yetişen sanatkârlar, kalemi, fırçayı mesajlarını iletecek bir araç olarak kullanır ve cellâtların ektiği zulmü bütün dünyaya haykırırlar. Hatırlarsınız Şirin Abdulkerim gibi sanatın gücünü kullanan Vail Rebi’nin “Büyülü Şehir” adlı tablosu Kudüs’te yaşanan saldırıları içeriyordu. 84 yaşındaki Muhammet el Astal evini atölyeye çevirmiş ve özenle çalıştığı tabloları ile Filistinli halkın maruz kaldığı zulmü dünyaya duyurmaya çalışmıştı. Takuyiddin Sebat, İsrail askerinin önüne, fanustaki balığı ile çıkan çocuk tablosu ile Filistinli çocukların hikâyelerini özetliyordu.

Şirin Abdulkerim Gazze’de İslam Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra yaşanan zulmü sanatın dilini kullanarak duyurmaya çalıştığını ifade ediyor ve işgal altında yaşayan annelerin ve çocukların hikâyelerine yer veriyor. “İğnenin Deliğinden” adını verdiği projesini bir sorumluluk olarak görüyor ve çizdiği sembolleri çocukların ve annelerin seslerine dönüştürüyor.

Sanat, insanları ortak noktalarda buluşturan ve duygudaş kılan bir güçtür ve sanatkârlar bu gücü kullanarak yaşanan hak ihlallerine dikkat çekerler. Şairler, yazarlar, müzisyenler, ressamlar çalışmalarında sadece aşkı ve ayrılığı işlemezler, yaşanan hak ihlallerini gündeme getirir ve vicdanların uyanmasını sağlarlar. Sanatı anlamlı kılan da zaten budur…

QOSHE - “İğnenin Deliğinden” - Fatma Tuncer
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“İğnenin Deliğinden”

11 0 3
18.11.2022

Gazzeli Şirin Abdulkerim sanatın gücünü kullanarak, Filistinli annelerin mağduriyetini tüm dünyaya duyurmaya çalışıyor. Şirin’in “İğnenin Deliğinden” adını verdiği proje, abluka altında yaşayan Gazzelilerin acıyla yoğrulmuş hayatlarını ve baskı koridorundan kurtulabilmek için verdikleri mücadeleyi içeriyor. Acıyı çizgilerle resmeden Şirin, bölgede yaşanan dramın görünenin çok ötesinde olduğuna işaret ediyor.

İğnenin deliğinden geçmek gibidir Gazza’de yaşamak. Gün normal seyrinden çok daha uzun geçer burada. Başınızın üzerinden bombalar yağar ve göklerin maviliğinde süzülen kuşlara bakıp, özgürlüğün resmini çizersiniz. Sizinle birlikte şehir de kuşatılmıştır ve hemen her gününüz yokuşlara tırmanmakla geçer. Dilinizden düşürmediğiniz şarkılarınız vardır ve saatlerinizi özgürlüğe kurmuşsunuzdur.

Ekonomik dalgalanmalara, savaşlara, siyasi anlaşmalara ve hayatın içinde yer alabilecek her şeye yer verilmiştir dünyanın........

© Milli Gazete


Get it on Google Play