Vekâleten Yaşamak!

Dünya artık devasa bir seyir terası…

Herkesin elinde bir başkasının hayatına açılan pencereler, herkesin kalbinde bir başkasının hissettiği sızının yankısı...

Kendi kuyusuna inmeye korkan insan, başkasının deryasında yüzmeyi maharet sayıyor ne yazık ki… Oysa su, başkasının olsa da boğulmanın her zaman şahsi olduğunu unutuyor.

Bu asırda ateşin kendisini değil de dumanını seven bir nesil yetişti.

Birinin samimiyetle secdeye varışını izlemek, ruhlarda büyümüş o çorak kuraklığı gidermeye yetiyor sanıyor insanlık…

İnanamıyor ama inananın varlığı ona yetiyor; sanki onun imanı kendi adına da bir boşluğu dolduruyor.

Sevginin o saf haline dışarıdan tanıklık ederken, kendi eksikliğini sahte bir hüzünle kefenleyip toprağın altına gömüyor.

Sev(e)miyor artık insanlık; sadece sevgiyi temsil eden o parıltılı imajı alkışlıyor. Bir başka deyişle; seveni seven sevgi-bilmezin sevgisi (!), sevgisizliğinin üzerini örten kalın bir mazerete........

© Milli Gazete