AKP'nin derdi ümmeti mi, zimmet mi?

Önce “ümmet” ne demek, tarifini hatırlayalım:

Aynı peygambere, aynı inanca veya ortak bir ideale bağlı olan insan topluluklarına kısaca ümmet denir.

Peki, zimmet ne demek?

Bir kamu görevlisinin, görevi dolayısıyla kendisine emanet edilmiş olan veya korumakla yükümlü olduğu devlete veya kişilere ait mal ve parayı kendisinin veya başkalarının üzerine geçirmesi olayına da zimmet denmektedir.

Geçtiğimiz günlerde Sakarya’nın Sapanca ilçesinde Adalet ve Kalkınma Partisi bir kamp organize etti.

Bu toplantıda genel başkanları bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın birçok paragrafında çeşitli yönlerden eleştirilebilecek birçok cümleler mevcut. Onların hepsine değinmek bu yazının hacmini çok aşar. Ama biz özellikle şu cümlelerin gerçekleri asla yansıtmadığını örnekleri ile vurgulamak istiyoruz:

“Bizim mücadelemiz millet mücadelesidir, bizim mücadelemiz memleket mücadelesidir, bizim mücadelemiz ümmet mücadelesidir.”

Keşke bu cümle doğru olsa da alkışlayıp candan destek verebilsek. 25 yıllık AKP iktidarının iç ve dış mücadelelerinden birçoğu bu cümleye tamamen ters olarak tecelli etmiştir ve halen de bu terslik devam etmektedir. İşte birkaç örnek:

İlk yola çıkarken, ümmetin başına daim bela olan çıbanbaşı İsrail için AKP liderinin; “İsrail Devleti’nin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine, Türkiye asla razı olmayacaktır” şeklinde verdiği söz ümmet, millet veya memleket hareketi ile bağdaşabilir mi?

Sözde “Büyük İsrail’i” kurmak için teşkilatlanan ve BOP denen kirli projelere destek vermek bir yana, o kirli teşkilata “eşbaşkan” olmak; ümmet, millet veya memleket hareketi ile bağdaşabilir mi?

Zalim ABD ve Batılı sömürgecilerin desteği ile Irak’ta yaşayan ümmetin fertlerine sebepsiz........

© Milli Gazete