Kerata kelimesi nereden çıktı?

Tarih anlatısı ile dinler tarihi verilerini birbirleriyle bağlantılı olarak okumak, dini metinlerin anlaşılmasına katkı sağlayan unsurların başında gelir. Bu üçünün yani tarih, dinler tarihi ve dini metinlerin beraber işlenmesi, şuuru besleyen unsurlardandır. Bunu biraz daha somutlaştıracak bir soru ile meseleye başlayabiliriz: “En son hangi konferansta, sohbette, derste ya da vaazda, Allah’ın bazı Yahudileri maymuna ve domuza dönüştürdüğünü işittiniz? Günümüzde envai çeşidine maruz bırakıldığımız video paylaşım sitelerinden birinde bu konunun işlendiğine muttali oldunuz mu?” Bu soruya vereceğiniz cevap, içinde bulunduğunuz ortamın tarih, dinler tarihi ve başta Kur’an ve hadis kitapları olmak üzere dini metinlerle olan mesafesini açıklayabilir. Zira Kur’an’da bu konuya yer verilmiş, Hz. Peygamber üzerinde durmuş ve Kelam ilminde mesele mesḫ başlığı altında teknik boyutlarıyla ele alınmıştır. Eğer az önce sorduğumuz soruya vereceğiniz cevap olumsuz ise bu da sizin kasıtlı bir şekilde bir karartmaya maruz bırakıldığınızı göstermektedir. Zira burada Yahudi kimliğine dönük bir sorgulama söz konusu olacaktır. Bu da fikri ve siyasi bir düşüncenin teşekkülüne ve beraberinde şuurlu bir eylemliliğin zuhuruna sebebiyet verecektir. Dünyayı elinde bulunduran müstekbirlerin bu şuurun ve zuhurun varlığından rahatsız olacağı da vakidir. “Peki, bu konunun kerata ile alakası nedir?” diyecek olursanız onu da yazının sonunda beyan edelim.

İnsandan Maymun Türer mi?

Filistinli çocukların Siyonistlere taş atarken en çok kullandığı kelimelerden birisi, ebnâu’l-qurûd tamlamasıdır. Bu tamlama, maymunların torunları manasına gelir. Bazı çocuk şarkılarında da alkışlarla çalınan bir melodi eşliğinde Nehnuusûd ve hum qurûd yani, “Biz aslan! Onlar maymun!” mısraları koro halinde tekrarlanır. Filistinli çocukların Siyonistlere yönelik maymun vurgusu, tarih, dinler tarihi ve dini metinler bağlamında bir zemin üzerine kuruludur. Zira Kur’an’da Allah’ın bazı Yahudileri maymuna dönüştürdüğüne işaret edilmiştir.

Medyen ile Eyle arasında yaşayan Yahudiler vardı. Eyle, günümüzde Ürdün Hâşimî Krallığı’nın Kızıldeniz kıyısında bulunan önemli bir liman şehridir. Deniz kıyısında kasabaları olan bu Yahudiler, balıkçılıkla geçiniyordu (Araf 163).

Şekil 1: Cumartesi Yasağı'nı delen Yahudilerin yaşadığı sahilin tam olarak anlaşılması için haritada İsrail kelimesine kasıtlı olarak yer verdik. Günümüzde bu topraklar, Filistin'dir.

Haftanın altı günü çalışmaları; bir gün ise ibadetle geçirmeleri (yesbitûn) gerekiyordu. Allah, ibadetle geçirmeleri gereken haftanın son gününde yani Cumartesi gününde avlanmalarını yasakladı. Bu Allah’a karşı samimiyetlerinin bir ispatı olacaktı. Ancak imtihanın bir gereği olarak o gün balıklar kalabalık sürüler halinde (şurraen) gelmeye başladı. Zaten balık az olsaydı avlanmazlardı ve imtihanın anlamı olmazdı. Balık çok olmalıydı ki Allah’a gönülden bağlı olanla dinini paraya satan ayırt edilebilsin. Burada Yahudi aklı devreye girdi. Mühendislere görev verdiler ve projeyi çizdiler: Kaynaktan içeriye doğru kanallar açtılar. Kanalların sonu, devasa havuzlara ulaşıyordu. Kanalların kapaklarını hafta boyu açık tutuyorlardı. Balıkların çok olduğu gün, zaten havuzlar balık doluyordu.........

© Milli Gazete