Dört yıl sonra bir kez daha Macaristan seçimlerini niçin konuşuyoruz?

Bundan tam dört yıl evvel yine bir Nisan ayında Macaristan’da gerçekleşen seçimler, birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de siyasetin gündemine oturmuştu.

Bendeniz de bu konuyu hem seçim öncesi dönemde hem de seçim sonrasında bu köşede ele almaya çalışmış, hatta seçim sonrasında 11 Nisan 2022 tarihinde “Komşuda pişer, bize de düşer” başlığıyla bazı değerlendirmelerde bulunmuştum.

Ana hatlarıyla hatırlatmak gerekirse, o tarihte Macaristan seçimlerinin Türkiye’de konuşulmasının ana sebebi, ittifak senaryolarının benzerlik içermesiydi.

Macaristan’da Başbakan Victor Orban’ın yönettiği muhafazakâr-milliyetçi iktidar ittifakının karşısında farklı ideolojik çevrelerden sol-liberal-muhafazakâr görüşteki altı muhalefet partisi yer almaktaydı.

Muhalefetin önemli bir kısmının desteğiyle 2019 yılının Mart ayında Ekrem İmamoğlu’nun İBB başkanlığını kazanmasından ilhamla bir araya geldiğini iddia eden bu partiler, hakikaten aynı yılın Ekim ayında yapılan yerel seçimde başkent Budapeşte başta olmak üzere birçok belediyeyi kazanarak genel seçimler için ciddi anlamda motive de olmuşlardı.

Bu nedenle Macaristan seçimlerine yönelik tahminlerde Orban’ın kaybedeceğine yönelik okumalar büyük ölçüde ağırlık kazanmıştı.

Ancak bendeniz, bu okumanın hatalı olduğunu, Orban’ın dış politikada daha aktif bir politika izlenimi vermesinin, geniş yoksul kesimlere yönelik sosyal yardım fonlarını artırmasının, altılı muhalefetteki ideolojik........

© Milli Gazete