Doğru olan da yanlış |
İstatistiki veriler, ekonominin nabzını, şekerini, kolesterolünü, hülasa-i kelam hal-i pür melalini, ne vaziyette olduğunu, sıhhatli mi yoksa hasta mı olduğunu ölçümlemeye yarar. Sokaktaki vatandaş için bir sürü sıkıcı rakam ve tabir gibi gözükse de çok şeyler anlatır. Yani çok önemli bir yeri vardır, ancak bir araçtaki göstergelerden de farksızdır. Yani çok şey anlatır ancak bakıldığı yere göre de hiçbir şey anlatmayabilir de.
Türkiye’de ne zamandır, yayınlanan istatistiki verilerin sıhhati ciddi bir güven bunalımıyla, vahim bir itibar kaybıyla karşı karşıya. Uygulanan ekonomi politikalarını, ortaya koyduğu sonuçlara bakarak değerlendirecek olan kamuoyu, açıklanan resmi verilerin doğruluğuna kuşkuyla bakıyor maalesef. Meseleyi olduğu gibi, tüm yönleriyle, eksiğiyle fazlasıyla ortaya koyması gereken, mevcut durumu göstermesi açısından buz gibi soğuk ve net olması gereken istatistikler, kamuoyunu doğruluklarına bir türlü ikna edemiyor.
Bu durum, elbette ki durduk yere bu hale gelmedi. En basitinden ve en meşhurundan örnek vermek gerekirse, açıklanan enflasyon verileri, “sokağın enflasyonu”yla hiçbir şekilde örtüşmediği gibi, kamunun bile bazı kalemlerde gerçekleştirdiği fiyat artışlarıyla da paralellik arz etmiyor. Bir de, sene sonlarında, tam da ücretlere yapılacak zamları etkileyecek aylık enflasyonun manidar şekilde düşük seyretmesi türünden durumlar........