We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Geçim” belirleyecek

6 0 0
14.09.2021

Mersin’in Akdeniz ilçesinin AKP’li belediye başkanı, 2,5 yıl içinde 18 sözleşmeli personel almasına yönelik eleştirilere, “Ne torpili? Sözleşmeli personel idarenin yetkisindedir. Ben istersem oğlumu çalıştırırım, istersem kızımı çalıştırırım, istersem senin yeğenini çalıştırırım. Ben istediğimle çalışırım” karşılığını vermiş. Bir ilçe belediye başkanının veya bir kurumun genel müdürünün, bir siyasinin, başında bulunduğu kuruma, kuruluşa kendi yakınlarını (hem de 1. dereceden) alması en azından siyasi etik gereği tuhaf değil midir halbuki?

Siyasi ahlakı ve iş ciddiyetini maalesef ki bize göre çok daha fazla ciddiye alan gelişmiş ülkelerde küçücük hediyelerden en ufak bir siyasi nüfuza kadar siyasetin kendi menfaatine kullanılması toplum nezdinde “kabul edilemez” görülürken, bizdeki manzara bu noktaya daha çok uzak olduğumuzdur maalesef. Hatta öyle bir noktadayız ki, önceki bir Bakan, kendi bakanlığına dezenfektan sattığı için dahi en ufak bir hesap dahi vermeden bırakıp gidebiliyor. Siyasi ahlak noktasında bulunduğumuz yer bu mu gerçekten?

Bu meseleyle doğrudan ilgili değil ama geçen hafta gündeme gelen bir konu var ki, bir yönüyle yine siyasetin ekonomiyle ilişkisinin bir başka yönünü ortaya koyuyor. Siyasi iktidar, kendi ekonomik menfaatleri olduğunda gayet cevval, kararlı ve atik davranırken, üst üste “çılgın projeler” marifetiyle etrafındaki “5’li çete” olarak kamuoyunun tanıdığı ekibi “Hazine garantili” projelerle ihya ederken, Hazine’nin “besledikleri” arasına vatandaş bir türlü dahil olamıyor.........

© Milli Gazete


Get it on Google Play