Eğitim ''Milli'' değil |
Eğitim, tohumla başlar. "Besmelesiz" eğitim ve haram kazançlarla/lokmalarla çocuklarımıza zulmediyor, geleceklerini karartıyor. Bahçelerimize diken ekerek, gül toplayamayız.
Fıtratların korunup, geliştirilmesi yerine, değiştirilip bozulması, eğitimle zulümdür.
İyi insan için; eğitimin milli, kitapların kaynağının ve kıblesinin de, hayat rehberi Kur'an olması gerekir.
İYİ İNSAN Hayatımızın her alanında olduğu gibi, EĞİTİM'de de "iyi insan" için, Hayat Kitabı'mız Kur'an'ın ve örnek insan/Peygamber'in (sav) rehberliğine olan "zaruri" ihtiyacımızın farkında bile değiliz; şaşkınlıkla, başka adreslerde çözüm arıyoruz. Bulamayız. Ahdimizi ve kendimizi/kimliğimizi unuttuk. Bize; hayat/şifa verecek ilke, yasa ve ölçülerden neden uzaktayız? "İnsanların hayırlısı, onlara hizmet eden/faydalı olanlardır." Kendin için istediğini ve sevdiğini, başkaları için de iste ve sev…" (sav) Bu vb. öğütlere ihtiyacımız yok mu? (Bakara/38, Al-i İmran/31; Enfal/24; İsra/82; Taha/123-124; Ahzab/21)
Tarihimize, kimliğimize/manevi değerlerimize aykırı/yabancı eğitimle nesillerimize zulmetmeye devam ediyoruz. Çocuklarımızdan şikâyete hakkımız yok. Tersine, onların, bizden şikâyete hakları var.
İnsanın yaratılışındaki/fıtratındaki güzel hasletlerin korunması, geliştirilmesi/kimliğinin, şahsiyetinin inşasıyla/iyi insan yetiştirmesi gereken EĞİTİM düzeni; bizde, tam aksi yönde kimlik ve kişiliğin bozulması/değiştirilmesi şeklinde uygulanmaktadır; çünkü kıble yanlış seçilmiştir. Ne kendimiz kalıyor ne de başkası oluyoruz. “Ecnebi”/yabancı içerikli, müfredatlı eğitimin adı “milli” olsa ne? Bu çarpık/yanlış eğitim tezgâhında dürüst/iyi, kişilikli/kimlikli nesillerin çıkması “istisnai” bir durumdur. Yine de “mayamız” sağlammış ki, bu tezgâh, herkesi dönüştürememiştir.
Bir eğitim; hem “milli” hem de “laik” nasıl olabilir?
Eğitimin kıblesi, neresi?
Rahman (cc) adına/adıyla başlamak yerine, şeytanla/tağutla başlayan “okuma”lar/EĞİTİM’ler yanlıştır; nesillerimize zulümdür. İlki; imar, ıslah, adalet iken, ikincileri de tabiatı gereği, ifsad odaklı ve zulümdür. İnsan fıtratı, korunup geliştirilmesi gerekirken, değiştirilerek bozuluyor. Bozulan insan da, en tehlikeli varlık olarak, her şeyi bozabiliyor...
"Ahlak ve maneviyat" eğitimini önemsemeyen/öncelemeyen eğitim düzeninde; adaleti satan hukukçular, dini satan ilahiyatçılar, müşteriyi aldatan, bozuk ürün üreten/pazarlayan iş adamları, çürük bina yapan/yaptıran bürokratlar, müteahhitler, mühendisler, para için gereksiz ameliyat yapan cerrahlar, vatana hıyanetten çekinmeyen siyasetçiler, öğrencisine cinsel tacizde bulunan öğretmenler, öğretmenini kurşunlayan öğrenciler, muhtaç ana-babasına bakmayan çocuklar... yetişir.
"Öğüt verecek insandan daha çok, örnek olacak insanlara ihtiyaç var." (Mevlana Hz.)
TEMEL DEĞERLER? İnanç, ahlak, hayat, akıl, aile, nesil, mal, şeref... vb. temel değerler/hak ve özgürlükler; ancak ilahi hukuk/şeriat ile korunup sağlanabilir. Günümüzde hangi değer korunabiliyor? Hayat Kitabı Kur'an; lafta, rafta, istismarda...
DEĞER ÖLÇÜLERİ İyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, faydalı-zararlı, normal-anormal, helal-haram, hayır-şer, hak-batıl... vb. birbirine zıt anlamlı kelime/kavram, tanımlama ve değer hükümlerimiz/yargılarımız; ilahi mizana/İslami ölçülere/kıstaslara/kriterlere aykırı olmamalı; çünkü semadan, ilahi ilkeler ve yasalarla birlikte “her şeyin değer ölçüsü” mizanda indirilmiş/gönderilmiştir ki, yeryüzünde “adalet" sağlanabilsin. Müslüman olmakla, "tevhid"imizin gereği olarak, ilahi bütün yasaları, ilkeleri ve ölçüleri kabul ile, aykırı olanları da reddetmiş oluyoruz. Aksi anlayış ve kabuller ise affedilmez en büyük günah/zulüm ve şirktir... İlahi ölçüdeki "doğru"ya nasıl, hangi hadle "yanlış” diyebiliriz ki?
Hadid/25, Şura/17, Nisa/48, Lokman/13) "La hükme illallah"
TEVHİD (müminlik, Müslümanlık) en üstün ve şerefli KİMLİĞİMİZ olarak, bizi, mahlukata/tağutlara karşı özgür/bağımsız kılarak, sadece/ancak Allah Teala'ya (kulluğuna/düzenine, iradesine, egemenliğine) bağlayan manevi, siyasi, hukuki mahiyette bir kimlik ve sözleşmedir... (Bakara/30, Nisa/48, Maide/1,7; Araf/172, Nahl/36, Enbiya/25, Ahzab/72, Hac/78, Zariyat/56, Muhammed/19, Fetih/29, Yasin/3, 60-61; Nas/1-3) La ilahe illallah
Allah Teala'ya kulluk, Resulü'ne (sav) ümmetlik, İslam dinine/milletine aidiyet/mensubiyet, en büyük şeref ve en üstün kimliklerdir; çünkü bu kimlikler, ilahi kaynaklıdır. Beşer kaynaklı aidiyetler/kimlikler ise alt kimliklerimizdir. Önceliklerin değiştirilmesi de yanlıştır, zulümdür. (Hucurat/1)
“Besmele”li, sözüyle değil, özüyle/ruhuyla “milli” bir eğitime geçmek zorundayız, vesselam…