Siyasette Ehven-i Şer
Ehven, kelime mânâsı itibariyle 'daha hafif' demektir.
Ehven-i şer ise kötüler arasında daha az zararlı olanına denir. Yani iki veya daha fazla zararlı olan herhangi birşeyler arasından birini seçmek mecburiyeti varsa, diğerine göre daha az zararlı olanı seçmek, Ehven-i şer oluyor.
Ancak, altarnatiflerden biri de yararlı yani hak ise hiç düşünmeden onu seçmek mecburiyeti vardır. Belki onun farkedilmesi engellenmiş olabilir. İşte burada feraset devreye girer. Feraset ise şuurla alakalıdır. Yani şuurlu bir insan feraset sahibidir de. Feraset, bir işin sonunu görebilmek, düşünebilmektir.
Konuyu şöyle bir örnekle anlaşılır hale getirebiliriz. Adamın biri idama mahkûm edilmiş de hakim, bir tavuk getirtmiş ve mahkûma: "Bu tavuğu sen ne şekilde öldürürsen, cellat da seni aynı şekilde öldürecek!" der. Bu bir anlamda: "Ölümlerden ölüm beğen!" anlamına gelir. Yani er veya geç, ama kesin kes öleceksin.Yani bir Ehven-i Şer sözkonusu.
Adam, tavuğu ya kafasını keserek veya boğazını sıkarak öldürebilir. Eğer hayatta kalmanın illaki bir yolu varsa neyapıp edip onu bulmak mecburiyeti vardır. Yani adam, "Nasılsa öleceğim, eğer kafam kesilirse daha az acı çekerim." dememesi lazım. Neyse adam demek ki feraset sahibi ki, hayatta kalmayı başarıyor. Yani........
