menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arz-ı Mevud - 2

8 0
previous day

Arz-ı Mevud iddiası neye dayandırılıyor olabilir?

İbrahim as, din temeline dayandırılmış medeniyetler şemasının en üstünde yer alıyor. Milat’tan önce takriben 1700’lü yıllarda yaşamış olan İbrahim as, bugün Irak sınırları içerisinde bulunan ve o günün Babil Krallığı’na ait Ur kentinde dünyaya gelmişti. Yaşadığı toplumda insanlar puta tapıyorlardı. O, yalnız Allah’a iman ettiği ve bir vesile ile Babil putlarını kırdığı için Nemrut tarafından ateşe atılma cezasına çarptırılır. Bu sebepten şehri terk eder ve bugün Türkiye sınırları içerisindeki bir başka Babil şehri olan Harran’a gelir. Ancak Nemrut’un adamları onu orada yakalayıp, ateşe atarlar…

Tabii Yüce Allah, peygamberini ateşten korudu. Daha sonra İbrahim as, eşi Sare ve yeğeni Lut ile birlikte Rabbinin emriyle Filistin’e yerleşir. Bu mevzu Ankebut suresi 26. ayette bildirilmiştir. Enbiya suresi 71. ayette ise Yüce Allah: ‘Onu Lut ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.’ buyuruyor.

Lut as'a daha sonra Sodom halkını uyarmak üzere peygamberlik verildi. Sodom, bugünkü Lut Gölü kıyısında ve Ürdün tarafında bir bölgeydi. Öte yandan zamanla Filistin’de büyük bir kasırga ve neticesinde büyük bir kıtlık arız olur. Bunun üzerine İbrahim as, eşiyle birlikte Mısır’a göç eder. Orada geçen bir süre ve bir takım gelişmeler sonrasında Kral’ın Sare’ye hediye ettiği Hacer ismindeki Cariye ile birlikte tekrar Filistin’e dönülür.

İbrahim as’ın çok arzu ettiği halde hiç çocuğu olmamıştı. Yaşı ise epey ilerlemişti. Eşi Sare kendisinin kısır olması ve kocasının çocuk arzusuna karşın onun Hacer’le evlenmesini sağladı. Bu evlilikten İsmail ismini verdikleri bir evlatları dünyaya gelir. Ancak İbrahim as, bu defa da Rabbinin emriyle eşi ve çocuğunu götürüp, Mekke’de ıssız bir çöle bırakır. İbrahim as, emrini yerine getirdiğine dair Rabbine şöyle beyanda bulunuyor: ‘Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim…’ (İbrahim/37)

Zaman zaman onları ziyaret eden İbrahim as, oğlu İsmail’i koşup oynama çağına geldiğinde yine Rabbinin emriyle kurban etmekten çekinmez. Yüce Allah, kulu ve elçisi İbrahim’in sabır ve sadakatini ölçmektedir. Sabır ve sadakatinde kusur etmeyen İbrahim as Rabbi tarafından bir kez daha mükâfatlandırılacaktır. Öyle ki Rabbi ona hem İsmail’i bağışlar ve hem de diğer eşi Sare’den İshak isminde bir evlat müjdeler.

İleride, İbrahim as’ın bu her iki oğluna da peygamberlik verilir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere din temeline dayandırılan medeniyetler İbrahim as’da birleşiyor. Sebebi ise Gerek Müslümanlar, gerek Hıristiyanlar ve gerekse Yahudilerin İbrahim as’ın bu iki oğlunun soyundan gelen peygamberlere ümmet olmalarındandır.

Kur’an’ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerden olup da İsmail as’ın soyundan gelen tek peygamber, Hz. Muhammed sav’dir. Onun ümmeti ise yeryüzünde gelmiş-geçmiş bütün Müslümanlardır. Öte yandan Hıristiyanlar ve........

© Milli Gazete