menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zamanın eskitemediği yeni zaman

5 62
20.02.2026

Zaman akıyor sürekli. İnsanlığın bu süreçte insan olarak var olduğu, değişkenlikler yaşadığı, hallerden hallere dönüştüğü biliniyor. Her insan teki kendi zamanıyla sınırlı. Zamanı bittiğinde başkaları devreye giriyor. İnsanlığın bu akıştaki yeri ve konumu sadece kendisiyle biliniyor.

Ramazan yani Oruç ayına girdik. Bu hem yeni bir zamandır hem de geçmişi olandır. Her geliş bir yenilik, bir tazelik ve bir ufuk. İnsanın kendisini yenilediği, tazelendiği, dirime kavuştuğu yeni bir süreç.

Dönmekte ve deveran etmekte olan hayat farklı bir hâle giriyor. Bu, bir anlamda birçok şeyin durduğu, sınırlandığı, denetim altına alındığı bir durum. Bilinen alışkanlıkların perdelendiği, belli bir zamanla sınırlandığı bir yenilik.

Bir bilinç süreci. Her an ve zaman kesitinin denetime alındığı ama bunu doğaçlama olduğu bir yaşama tarzı. Hayat disiplini ve tutarlılığı. Dışarıdan insanı etkileyebilecek, gönlünü ve aklını çelebilecek hemen her türlü isteklerin perdelendiği güçlü bir yaşama süreci. Toplu bir ibadet, bir inanış, yöneliş ve bakış özgünlüğü.

İbadetlerin gizliliği söz konusu değil. Çünkü oruçlu bir toplumda genele yansıyan bir durum oluşuyor. Sokakta gündelik alışkanlıklar bir anda terk ediliyor. Sigara içenler azalıyor, yeme ve içmeler sınırlı olduğundan günümüz toplumunda görünür biçimde azalıyor.

Geçmiş zamanda, bizim dönemlerde açıkta hemen hiç kimse ne yer ne içerdi. Oruçlu olmayanlar saygılarından görünür ortamlarda asla yemez ve içmezlerdi. Geçmişten bu yeni zamana geçişte İslâm ve Müslümanlara karşı bir tepki ve direnişe geçildiğinden bu doğal kural bozuldu. Bu bir anlamda cesaretle ve inatla kendisini belli etti, ediyor. Özellikle ağır spor yapanlara Müslüman olmayan yabancılar anlayış gösterirlerken kimi yerli hocalar özellikle oruçlarını bozdururlar. Bu karşılıklı inatlaşma gerilimlere neden oluyor. Tabii şöyle yanlışlar da yok değildi. Oruç tutmayanlara psikolojik baskı gibi bir bakış da oluyordu. İnatlaşma ve zıtlaşmalar her zaman için toplum düzenini ahengini bozuyor.

İnsan ilişkilerinde kimi zaman kimi dokunuşlar insan üzerinde derin etkiler bırakıyor, o durumlar unutulamıyor.

Ramazan ayının bereketi aileler ve bireylerle sınırlı kalmıyor. Dalgalar halinde etrafa yayılıyor. Bu da insanlar için olumlu bir ortam oluşturuyor.

Müslümanlar ibadet ve eylemlerinde başkalarına zarar versin, sıkıntı oluştursun, baskı altında tutulsun diye yapılmıyor. Daha çok özen gerektiriyor.

Dedemin talebesi, komşu köylümüz, bizde özellikle bende emeği olan Süleyman Güler Sofi Amca diye anılırdı, ki öyle idi. 1930’lu yıllarda Amerika’ya gidiyor bir fabrikada çalışıyor. Namazlarını hiç ihmal etmiyor. Ay sonu yaklaştığında çalışma sürecinde namaza ayırdığı vaktin hesabını yapıyor, tutarını patrona iade etmek için yanına gidiyor. Patron nedenini sorunca çalışma saati içinde namaz vaktine ait zamanın karşılığı olduğunu söylüyor. Patron onun bu davranışından etkileniyor, namaz kılması için kendisine bir yer ayırıyor. Hayatı hep böyle idi. Hüzün adlı eserimde daha ayrıntılı özellikleri yer alıyor.

Müslüman olma sorumluluğu hayatın hemen her alanını ve anını belli bir duyarlıkla olmayı gerektiriyor. Oruç bir bakıma bütün yönleriyle bu duyarlıklar ve dikkatler ile yoğundur. Oruçlu olanlar her halleriyle oruçlu olurlar. Konuşmalarına dikkat ederler. Hatta şöyle durumlar bile vardı. Geçmişte birçok kentte pavyonlar, eğlence alanları Ramazan boyunca kapalı olurdu. Alkol alanlar oruçlu olmasalar bile Ramazan ayı boyunca alkolden uzak dururlardı. Günlük farz namazlarını kılmayanlar teravih namazlarını kılanlar olurdu. Hayat bir anlamda ciddi bir değişim geçiriyordu.

Zaman ve mekânlarda değişim duygusu her yönüyle belirginleşir. Bu ibadet Müslümanlar için cihat disiplinine dönüşüyor. Müslüman’ın cihadı hayatının bütünlüğüdür.


© Milli Gazete