menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yüzümüz geleceğe dönük olsun

6 21
23.02.2026

İnsan hayatı akıp gidiyor, yüzü sürekli geleceğe dönük. Geçmiş yaşanmışlıklardır, yapılanlar yapılmış olanlar olmuş ve bitmiştir. Onların bir değerlendirmesini yapmak uzun bir zaman gerektirmiyor. Nerede ne aksaklıklar, olumluluklar var ona bakılır, tedbir alınır yaşanmaya devam edilir.

Başarılı olanlar örnek alınır. Fakat bu, birebir aynısını yapmayı gerektirmiyor. İnsan düşünen, üreten geleceğe yürüyen bir varlık. Her insanın ortamı, koşulları, gücü, algısı farklıdır. Her insan, yetenekleri ve gücüyle orantılı eylemler gerçekleştirir.

Başarılı insanları, büyükleri, âlimleri, özgün kimseleri örnek alanlar yol göstericilik bakımından önemserler. Olumsuz denilebilecekleri ise kötülükleri ve zararları bağlamında bir yerde tutarlar. Birinciler gibi neler yapılabilir, başarılabilir onu bir ölçü olarak alırlar. Olumsuz olanlardan da aynı şekilde uzak durur ve kaçarlar. Asıl önemlisi yapacaklarıdır.

Her dönemin karmaşaları var. Her dönemde üstesinden gelinebilecek tutumları, bakışları farklı olabilir.

Uluslar ve topluluklar tıpkı insan tekleri gibi bir bütünlük içinde üzerinde düşünülmeyi gerektiriyor. Müslümanlar, çok parçalıdır. Bu, Müslümanların bir araya gelmelerini zorlaştırıyor. Geçmişte kimi nedenlerle birbirlerine hasım olmuş, çekişmiş, kavga etmiş ve hatta savaşmış bile olabilirler. Geçmişte yaşanmış olumsuzlukları, ayrışmaları bahane ederek aynı tutumu sürdürmenin bir anlamı yok. O gerilim ve kavgaları sürdürme ancak emperyal güçlerin işine gelir. Onların karşısında güçlü olabilmenin yolu geleceğe dönük bir bakışa sahip olma inanç ve düşüncesi olmalı.

Geçmişteki olumsuzluklar yıkımlara ve hatta dağılmalara neden olmuştur. O dağılma ve yıkımı sürdürmenin kimseye bir getirisi olmaz, götürüsü daha ağır basar.

Müslümanların inanış ve imanlı oluş gerekçeleri her şeyin üzerindedir. Kolaylaştırıcı ve başarı getiricidir. Aynı yöne bakıyor olmaları bile yeter bir nedendir. İbadetlerinde ve kimi geleneksel davranışlarında farklılıklar olabilir, akidede bütündürler. Bunlar ayrıştırmayı gerektirecek denli büyük değildir.

Şu zamanda yeryüzünde medeniyetler kendi aralarında doğrudan veya dolaylı olarak birlikte hareket ediyorlar. Geçmişte Yahudiler, Hıristiyanlar tarafından tamamen dışlanmış, hatta yaşama hakları neredeyse ellerinden alınmış kolonilerde sefil bir hayat yaşamışlardı. Hıristiyanlar tarafından soykırıma uğramışlardır. Medeniyet ve inanışları farklı olmasına karşın bugün birlikte hareket ediyorlar.

İngiliz, Amerikan ve Yahudi birlikteliği rastlantı değil, bir bilincin ve inanışın sonucudur.

Mezhep olarak en derin ayrışmaları Katolik ve Ortodoks mezhepleridir. Bunların ayrışmaları bir anlamda çıkar çatışmalarını da içeriyor. Mezhep gerilimleri bir anlamda bu gerekçeyi güçlendiriyor.

Müslümanlar arasındaki çatışmalar genel anlamda Sünni ve Şia olarak derinleştirilmeye çalışılıyor. Geçmişte kimi çatışmalar olmuş olabilir. Fakat bunlar belli bir dönemden sonra kesilmiş, her toplum kendi dünyalarında kalmışlar, birbirlerine zarar vermemişlerdir. Geçmişteki kimi ayrılıklara dayanan çatışmaları gerekçe göstererek bugün taşımanın bir anlamı ve karşılığı yoktur.

Emperyalizmin ilk amacı görünürde çıkarları olabilir ama asıl amacı ve savaşı İslâm’ı hedef almasıdır. Haçlı seferlerinde başarılamayanı şimdi içten kuşatarak, içten birbirine vurdurarak etkisiz kılınmaya çalışılmakta. Bunun içindir ki; Müslümanlar aralarındaki kimi ayrıntıları, geçmişte yaşanmışlıkları bir kenara bırakmalı, birliktelik sağlayacak girişimlerde bulunulmalıdır. Bu, sadece Müslümanlar için değil, insanlık için de bir kurtuluş yoludur.

Bu sorunlar aşılmayacak zorluklar taşımıyor. Yeter ki zihinlerdeki bulanıklıkların giderilmesine ve birlikte olmayı gerekli ve zorunlu kılıyor.


© Milli Gazete