menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mevcut sistem içinde insan olabilme

3 21
18.02.2026

Kapitalizmin oluşturduğu bir yapı içinde insan veya Müslüman olabilme koşulları, durumu nasıl sağlanabilir, sağlanabilir mi ya da?

Yeni güne gözlerimizi açarken nelerle yüzleşiyoruz, yüzleştiklerimizin alabildiğine korkunç boyutlarda olduğu şu zamanda nelere tanık oluyoruz? İnsanlığın hemen her gün biraz daha öldüğü, tükendiği, umutsuzluğa ve karamsarlığa itildiği günlerden geçiyoruz. Bu, artık bir cinnet hâline dönüşmüş bulunuyor.

Bunu oluşturan ve giderek insanı vahşileştiren yapı neyin nesidir? Nasıl bir ahlâk, ilke ve anlayış benimsetiyor? Çözümü olmayan. Sadece kimi tanımlamalarla ve tedbirlerle önlenmeye, giderilmeye çalışmalar yetiyor mu? Yetmediği, giderek hayatın her yönüyle kangrenleştiği gerçeği içinde bulunuluyor.

Sistem canavarını kendi içinde oluşturuyor. Zaten sistemin kendisi bir canavar. Vahşi ve sınır tanımaz. Ahlâksızlığı da kendi ahlâkıdır bir bakıma. İnsanlığın buna alışması ve kanıksaması için kendine göre bir doğallığı bulunuyor.

Bu sistem içinde Müslüman kendisi olarak kalabilir mi? Kendisini sisteme göre törpüleyerek veya yontarak ne kadar korunabilir? Para ve kazancın sınırsızlığında güçler daima dengesizlik üzerine kurulur. Gücün karşısında durabilecek bir başka güç olmayınca istediklerini gerçekleştirir.

Kapitalizm tam anlamıyla bir güç. Ona direnecek bir karşı gücün aynı ruh ve atmosfer ile oluşturulmaları sonuç vermedi. Sonuç kapitalizm baskınlaştı bir başına kaldı.

Müslümanlar açısından temel ilkeler devre dışı kalınca kendilerini yönetme ve var olma şansını yitirdiler. Haksız kazanç artık bir zulüm. Ölçüsü ve dengesi yok. Vantuz gibi bütün kazançlar ve gelirler kendilerine akıyor. Bu, artık bir sistemdir.

Mevcut sistemi Müslüman kişilerin yönetmesi sonucu değiştirmiyor. Üstelik temel ilklerine karşı olmasına karşın Müslümanlar benimseme durumda kalıyorlar. O kişiler sistemi yönetince sistem Müslümanlaşmıyor. Tam tersi Müslüman yüzlü bir sisteme dönüşüyor. İnsanlar da bunun vebalini İslâm’a yüklemelerine neden olan bir bakışa sahip oluyorlar.

Mevcut sistemin yöneticileri laik ya da Kemalist olsalar ne olacak, kendilerine göre bir önerileri olacak mı? Ahlâkî kuralları, ilkeleri, gelenekleri ne olacak? Helalleri ve haramları nedir? Faizli ve sömürücü bir sistemi oluşturan bu yapının kendisinden başka ne beklenebilir? Beklemek ne kadar sağlıklı olabilir?

İslâm hayatın bütün alanlarını denetleyen, koruyan ve yaşatan bir medeniyet ve bir inanıştır. Ahlâkî önerileri, ilkeleri bulunuyor. İnsanlığı koruyan özelliklere sahip.

Mevcut sistemin ideolojik uçlarında yer alan en radikallerin hangi kesimi faize hayır diyebilir? Batı inanışı ve düşünüşü olan sisteme karşı kim nasıl karşı çıkabilir? İnsanlığı dengeleyecek ne gibi bir sistem oluşturabilir?

İzmlere ilişkin deneyimlerden geçti, hiçbirinden sonuç alınamadı. Dönüp dolaşıp kapitalist sisteme adapte olundu. Kısmen hafifletici yanlarını bile oluşturamadı.

Radikal Kemalistler veya cumhuriyetçiler, fuhuş, toplumu ahlâkî erozyona götüren yaşama biçimlerine neden sahip çıkıyor? Alkolü neden sahipleniyor? Faize neden karşı çıkmıyor ya da çıkamıyor? Geçmişte sol veya Marksist anlayışı benimseyenler bugün artık onlardan çok uzaktalar. Bulundukları yer Batıcı sistemin kendisidir. Yani faizli, sömürücü olmayı tercih ediyor.

İslâm düşüncesi ve medeniyeti insanlığın hayrına olan ne varsa onları öngörüyor ve bir sistem haline getiriyor. Yakınmalar İslâm’a değil bunu yapanlara yöneltsinler. Onları hedef alırlarken İslâm’a saldırıyı bahane etmesinler. Ya da İslâm inanç ve düşüncesi gibi insanlığın hayrına olan ilkeler ve kurallara sahip çıksınlar. Açmazlar çok yönlüdür. İnsanlık için hayrına olabilecek olan güzelliklere sahip çıkmak gerekiyor.


© Milli Gazete