Gönül hoşluğundaki yolculuk
İnsanlığın daraldığı, bunaldığı bir zamanda insanın ferahlayacağı gönül hoşluğuyla yaşayacağı bir durumdan söz etmek elbette ki zor. Sürekli gerilim ile yaşanamaz. Tükenir. Dayanılmaz bir süreç oluşturur. Bunlar, bile isteye olan şeyler değil. İnsanlığı egemenliği altına alanların insanlığa huzurlu bir hayat yaşatma gibi bir tutkularından da söz edilemez. Ele geçirme, yönetme, sömürme gibi.
İnsanlığın asıl dayanakları bağlı bulundukları medeniyetleridir. Medeniyetlerinin geçmişten gününe kadar olan seyri ve bu seyrin insanlara kattıkları nelerdir. Neler götürmüş ya da getirmiştir.
İnsanlığın temel mücadelesi bu anlamda olması gerekirken, şeytanların yolculuğuna kapılanların bir medeniyetinden bir dininden söz edilemez. Din ile medeniyet birbirinin özdeşidir. Dinlerin veya kültür ve düşüncelerin varlığında güçlenme ve var olma adına rekabet içinde olurlar. Dokuzuncu yüzyılda Aziz Piyer diye bir papaz, şöyle bir endişesini dile getiriyor: “Dünyanın üçte ikisi Müslüman oldu. Haçlı Seferleri’nde başarılı olamadık.” Müslümanları anlamak ve bilmek için Kur’an-ı Kerim’in Latinceye çevrilmesi çabasına girer. Arapça bilen dört kişi bulur, kimini parayla kimini dua ile ikna eder. Kitabı........
