Gönül hoşluğu
İnsanı insan eden, güzelleştiren gönlü genişliği, hoşluğu, sevgi doluluğudur. Bunu söylemenin bile bir gereksizlik olduğunu söylemeye gerek var mıdır? Nedense bunu anlatma ve bilme gerekliliği ağır basıyor gene de. Durumlar bunu gerekli kılıyor.
Alabildiğine gergin, stresli, yorgun bir dünya ortamındayız. İnsanların insanlarla olan ilişkileri oldukça duyarlı bir durumda. İnsanın insanla olan bağı her geçen gün azalıyor. Bu, insanların gönüllerinin daralmasına neden oluyor. Bireyin kendisiyle sınırlı kalmıyor. Bu bir etkileşim oluşturuyor, saldırganlaştırıyor.
İnsanın tahammül edemediği haksızlıklar, adaletsizlikler, yanlışlıkların giderek katmerleşmesi ve her hâliyle bir zulüm makinesine dönüşmesidir söz konusu olan.
İnsanı insan kılan olgu nedir, nasıl bir hâl olmalı ki insan kendisi olabilsin. Kendisi olmak elbette bir başına yeterli değildir. Bu aynı zamanda yeterliliğin karşılıklı oluşmasını sağlayacak ruh hâli ortamı ve süreğenliğidir.
Sokağa çıkıldığında, insanlarla ilişkilerin zorunlu olduğu durumlardaki olumlu etkileşimler önemlidir. Güzel, naif, tutkulu bir bakış, bir söz, bir davranış her durumda insanda olumlu etki bırakır. İnsan ile bağ kurma ilk adımda bir esenleme ile başlar. Esenlemenin, selamlaşmanın, hatır sormanın bir zorluğu yok. Hatta bir güzel........
