menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ey Müslümanlar - II

26 0
11.03.2026

Müslümanlara dönük başlatılan savaşların dönemlerine ve zamanlamalarına dikkat edilmeli. Afganistan, Pakistan, Irak, İran, Arap Baharı dönemleri, Gazze ve Suriye işgallerinin tamamında günlerin zamanlamaları dikkatlerden kaçırılmamalı. Müslümanlar için önemli olan kutlu geceler, günler ve zamanlar özellikle seçiliyor. Bu savaşlar sadece ekonomik ve çıkar olguları üzerineymiş gibi düşünülmesi yanlış. Elbette bunlar da birer nedendir fakat başlı başına asıl neden değildir. Bu savaş İslâm ve Müslümanlara karşıdır deyişimiz sıradan bir yaklaşım da değildir.

Savaşlar aynı zamanda psikolojiktir de. Savaşlarda hedef alınanlara çok yönlü saldırıda bulunuluyor. Moral olarak çökertmek, dize getirmek yenilgiyi hızlandırmak gibi bir yöntemleri bulunuyor. Müslümanların inanışları ve bağlanışları kuvvetlidir, sıradan değildir. Onlara dönük bu savaşlarda bulunanlar en duyarlı zamanlarını hedef almalarının nedeni manevi öz ve ruhtan uzaklaştırma ve hatta umutsuzluğa sürüklemedir. Bir yanıyla bu gecelerin ve günlerin kendileri için bir anlamının ve değerinin olmadığının ihsas edilmesidir.

Haklı bir taraf da bulunmuyor değildir. Çünkü Müslüman’ın ruhunda ve özünde ibadetlerin yanında cihat ruhları köreldiğinden tam da böyle zamanda karşılık buluyor. Cihat etmek bir Müslüman için farzdır. Önceki yazılarımızda üzerinde durduğumuz cihat sadece elinde silah ile mücadele olmadığı, hayatın hemen bütün alanlarındaki gündelik faaliyetlerine değin cihat ruhu ve özü taşıdığını belirmiştik. Sıradanlığı kanıksamış toplumların yenilgilere hazır oldukları ortamların oluşması Haçlı ruhlular için bulunmaz bir fırsattır.

Hayatları haksızlıklara, haramlara, yanlışlara bulanmış olan Müslümanların arınık olmaları beklenemez. Yanlışlar üzerine inşa olmuş yaşanmakta ve batmakta olanlardan ne beklenebilir.

Ey Müslümanlar hayatınızı hak üzerine inşa etmedikçe sağlıklı bir düzlemde olmanız beklenemez. Bu durumlarımızın kaynağı nedir, neden bunları yaşıyoruz sorusu bir kenarda duruyor.

Ey Müslümanlar haksızlıklar ve yanlışlıklar üzerinde bir tutum içindeyseniz hak ve adalet beklemeniz ne kadar da absürt oluyor.

Ey Müslümanlar, önce birbirimize karşı adil, merhametli olalım ki hak ve adaletle hükmedebilelim.

İnsanlık acı çekiyorsa bu acıların başlıca nedeni Müslümanların birlikte olmayışlarıdır. Emperyalizmin birer oyuncağına dönüşmeleridir. Birbiriyle kenetlenmiş toplumlar güçlüdürler. Müslüman topluluklar birlikte olurlarsa emperyalizm karşısında bir güce dönüşebilirler.

Ey Müslümanlar kendi içimizde kendimize tuzaklar hazırlıyoruz. Önce bu ayak bağlarından kurtulmalıyız.

Bir ülke yerle bir ediliyor, belki tam anlamıyla çökertilecek, sadece onunla kalınmayacak başka coğrafyalara yönelinecek. Durum böyle iken hâlâ, mezhep ve ırkçılık yaparak emperyalizme hizmette bulunmak hangi akla dayanıyor. Bu nasıl bir bilinçtir ki, bir bütün olarak Müslümanları saran bir tehlike geliyorken böylesi bir tutum içinde olmak neyin nesidir?

Ey Müslümanlar yeniden bilinç ve duyarlığımızı kuvvetlendirmemiz gerekiyor. Geçmişteki yanlışlara, hatalara ve tercihlere kulaklarımızı ve gözlerimizi kapatmalıyız bugünden geleceğe bakmalıyız.

İşgale uğrayan toplumların ne mezheplerinin ne ırklarının bir kıymeti ve yeri olur. Savaşların ertesinde yepyeni bir kitleyle yüzleşilir. Değerlerinden koparılmış, dönüştürülmüş, kişiliksiz ve karaktersiz insanlara dönüşülmüş olunur. Zaman çok hızlı akıyor, bu hızda ayaklarımızı sağlam basmalıyız, yoksa çok geç kalınacak.


© Milli Gazete