Dilini tut ki kalbin arınsın
Genel anlamda insanlık gergin. Emperyalizmin aşırılıkları insanları hem yıldırdı hem de gerdi. İnsanlığın ölümüdür bu aynı zamanda. İnsanlığın da bu duruma tahammülünün sınırları var. Patladı patlayacak durumda. Genel anlamda gergin bir yayın teli üzerinde duruluyor. En küçük bir dokunuş, bir titreşim yaydan fırlatır durumda. Hıristiyan dünyası krallarla papalık arasında gerilim tırmanıyor. Avrupa ülkeleriyle Siyonizm-emperyalizm çatışmasının getirdiği gerginlik taşkınlıklara neden oldu. Bu genel anlamıyla Batı’nın içinde bulunduğu durum.
Benzer durum Müslümanlar için de geçerli. Kralların kendi konumlarını koruma adına emperyalizme teslim oluşları, onların aşağılanmışlıkları, toplumlarda genel alamda gerilimlere neden oluyor. Halklarında itibarları yitiyor. İran halkının ve yöneticilerinin emperyalizme karşı olan direnişleri, emperyalizmin duraksaması, bocalaması Müslümanlar arasında sevinçle ve memnuniyetle karşılandı. Yüreklendiler.
Müslüman ülkelerin yöneticileri de bu anlamda tedirgin olmaya başladı. Çünkü halkların içten içe kıpırdanışları yeni dalgalara neden olabilir kaygısı ağır basıyor. Bu gidişle onlar tahtlarını korumada zorlanabilirler. Bu durumların oluşması kaçınılmazlaşıyor.
Kitleleri baskı ve şiddetle ayakta tutan yönetimler, toplumlarının belli bir kesimini memnun ediyor olabilir ama tepki dalgası daha da büyüyor.
Yöneticilerin şiddetleri, dillerinin ağırlıkları ve hatta saldırganlıklarına zamanla tahammül edilemiyor. Bu durumda tepkili toplumlar çığ gibi büyüyor. Bu büyük bir sarsıntıya neden olabiliyor. İçinde bulunulan duruma çok da güvenmemek gerekir. Tahammül etmenin de sınırları var.
Papa ile Trump arasındaki gerilim, belli kesimleri harekete geçirdi. Laik ve seküler çevreler bile Trump’ın tutumundan rahatsız ve karşı koymaya, seslerini yükseltmeye başladılar.
Bir milletin merhametli, temiz dilli, ağırlığının edebine yansıması yöneticilerini yüceltir. Halk katında bir değeri ve karşılığı olur.
İnsana merhameti olmayanın merhamet ve sevgi beklemesi düşünülemez. Nefretin dili nefret üretir. Zehir saçan zehir ile karşılanır ve karşılık bulur. Zehirli dilin kalbi de zehir yüklüdür. Ne yaparsa yapsın, güzellik ve iyilik ondan beklenemez. Sevginin dili kalplerde ve gönüllerde odaklanır. Bu da yüzlerine yansır.
Sohbet ehli merhametli, sevgi yüklü olanların yüzlerinden nur akar. Yüzleri ışıldar, gözleri hüzünlü olur.
Sevgi dilli olanların konuşmaları, sohbetleri sevimli ve çekici olur. İnsanı âdeta kucaklar, kendine bağlar. Gönül ehli insanların etrafındaki kalabalıkların nedeni de sevgi ve merhamet dilidir.
Yüzü ekşi olanın içi de ekşidir. Kitleler arasında sevimsiz olurlar. Suratı asıklara kimse yanaşmak istemez, uzaklaşır. Bu tip insanların nerede ne zaman ne yapacağı belli olmaz.
Acı ve çile çekenlerin yürekleri acıyla doludur. Onlar merhamet sahibidirler. Açı çekerler, yürekleri yangın yeridir.
Bir medeniyetin insanlarda karşılık bulması, insanların merhamet ve sevgi yüklü olanlara sığınması doğaldır. Çünkü o medeniyetin insanların manevi çekim güçleri olur.
Merhamet ile adalet birbirini tamamlayan unsurlardır. Sevgisi olanlar merhametli olurlar. Merhametli olanların gönülleri zengindir.
İçinde bulunduğumuz şu zamanda bu denli gergin ortamlarda insanların birbirlerine yaklaşmaları zorlaşır. Birbirlerine en çok gereksinimleri olduğu şu zamanda uzaklaşmaları genelde hem kendileri hem de insanlık için zararlıdır.
Sevenler birbirlerine düşkün olurlar, tahammülleri artar, birbirlerine katlanırlar. İnsanlığın en hayırlısı, dilini güzelleştiren ve kalbini arındıranlardır.
