Bu savaşın öğrettikleri |
Savaş olanca acımasızlığıyla devam ediyor. Emperyalizm insanlık üzerinde alabildiğine psikolojik bir baskı oluşturuyor. Medya gücü, propaganda ve reklam ile özellikle mazlumlar baskı altında tutularak teslim olmaya zorluyorlar. Sonuç şu aşamada belirsiz olsa da İran bir başına direniyor. Kendisine destek olanların ahım şahım bir güçleri yok. Yemen yeterince destek alamadığından şimdilik cılız bir konumda. Lübnan Hizbullah’ı ise imkânları elverdiğince çabalıyor. İran’ın direnciyle beklenmeyen gücü savaşın seyri ise umutlandırıyor.
Emperyalizmin baskıladığı, kendine köle olarak bağladığı hemen bütün Müslüman toplumlar ve ülkeler ise emperyalizme karşı tam anlamıyla teslim olmuşlar. Kölelik psikolojisiyle emperyalizmden yana olan tutumları ortada. Türkiye dahil çevresinde bulunan bütün ülkelerde üsleri bulunmakta. Kimi NATO gerekçesiyle büyük çoğunluğu ise NATO’ya dahil olmadıkları hâlde işgal edilmişliğin bir göstergesi olarak üsler ile tutsak edilmiş. Dört bir yandan kuşatılmış olan İran’a saldırılmaya başladığında, kendisine yakın tehlike olabilecek olan, etkisiz kılınması gereken üslerdi. İran oldukça stratejik olarak önceliğini bunlara verdi. Bu ülkeler Riyad’da bir araya gelmeleri, öncelikleri İran’ı hedef almaları, kınamaları, savaştan vazgeçmesini sağlamaya dönük tutumlarıydı. Bunlar işin garabeti, ne İsrail’i ne de Amerikan emperyalizmini kınadılar. Amerika’ya dönük tek laf bile etmediler. Irak’ın ilk işgal girişiminden beri tavrımızı ortaya koyduk. Çizgimizi hiç bozmadık, geri adım atmadık. Sonraki gelişmelerde domino oluşumlu yıkım sürecinde tutumumuz değişmedi.
Suriye olayında benzer durumu yaşadık ve gördük. Baştan beri emperyalizm ve Siyonizm yanlısı bir havaya girmiş olanları uyarıda geri kalmadık. Bizimki eleştiri değil daha çok uyarıydı. Başlı başına bir sorundu bu. Libya, Fas, Tunus, Cezayir, Mısır ve en son Suriye yenilgileri ve kayıpları Müslümanlar için bir yıkım süreci oldu. Emperyalizmin oluşturduğu dalgalara kapılanlar ise yersiz ve zamansız olarak saçma gerekçelerle emperyalizmin yanında yer aldılar. Müslümanları dağıtan, parçalayan, etkisiz kılan propaganda sloganlarına kapıldılar. Dile getirilen İngiliz Şia’sı ile Amerikan Sünni’si gibi bir görünüm ortaya çıktı. Artık bu ciddi anlamda kabul görmeye bile başladı. Şia Şia deyip çırpınan kesimler Amerikan Sünniliğine soyundular. Dokunulmaz Amerikan putuna sarıldılar.
Çok geride kalmış kimi tarafların alabildiğine abartılan kimi durumları öne çıkarmaları, bunun bir inanç ve iman sorunu olarak görmeleri devam ediyor. Şu mezhepçi takımı özellikle Hazreti Aişe validemiz ile ilgili öne sürdükleri gerekçelerinde bile ne kadar tutarsız oldukları ortada. Salman Rüşdi bir roman yazdı, Batı dillerine çevrildi, kendisi de gidip onlara sığındı. O romanda Hazreti Aişe’ye hakaretler edildi. Roman Türkçeye de çevrildi. Sünni kesimde cılız sesler çıkarken, İran Salman Rüşdi’ye ölüm fermanı çıkardı. Hatta zaman içinde bir saldırıya da uğradı.
İran Şia’sı gerekçe gösterilirken Azerbaycan Şia’sına tek laf dahi etmiyorlar. Demek ki sorun Şia değil, sorun İran’ın kendisidir. Emperyalizmin propagandasına uymalarıdır.
Vaaz kürsülerinde, gazetelerde, ekranlarda, sosyal medyada ve kimi platformlarda fetvada bulunan bunların sözcüleri; emperyal tehlikeden, İslâm’a karşı sürdürülen bu savaştan söz etmeyişleri gözlerden kaçmıyor. Dahası emperyalizm karşısında korkuya kapılan bu kesim suya sabuna dokunmamayı bile bir hüner olarak belledi. “Yahudilerle başa çıkılamaz” bile dediler. Öldürülen masum çocuklar için bile aptalca saçma açıklamalarda bulundular.
Bu savaş süreci insanlığa, özellikle de Müslüman geçinen şu kesimler için bir ders olur mu, bilemeyiz. Bilemeyiz çünkü bunlar güce teslim olmuş ve adeta iman etmişlerdir. Mevcut seküler ve modern konforlarının tehlikeye düşeceği kaygısındadırlar. Aklı başında olanlar için süreç çok şey öğretti, öğretmeye devam ediyor. Etmeyenler için akıbet belli.
Bu yazımızın konusu “Bu savaşın kazananları” olacaktı. Ne ki acılarımız yakamızı bırakmıyor. Müslümanların onurlu direnişçilerini gönül rahatlığıyla anamıyoruz.