Dokunaklı satırlar! |
"Bazı insanlar hayatımızdan çıktığında sadece bir boşluk değil, bir sükût da bırakır...
O derin ve kıymık acısıyla batan sükûtun içinde hatıralar konuşur.
Şimdi onun ardından içimizde konuşan şey tam da bu; sade ama içten bir iyiliğin, gösterişsiz ama dimdik bir duruşun, sahici ve sımsıcak bir babalığın, hakiki ve erdemli bir adamlığın hatırası...
Seni insan olarak tanımak bile büyük bir şans iken, evladın olabilmek ne büyük nimet ve onur...
Bazı insanlar giderken bile öğretmeye devam eder...
Giderken o kadar çok şey öğrettin ki bize...
Ve bazı vedalar, kalpte kapanmayan bir kapı bırakır...
Bu kapı hiç kapanmayacak baba..."
Kız çocukları, babaya bir başka bağlı olur... Bir yakınım hemen her sohbette, "Kızın varsa, zenginsin!" der...
Yukarıdaki satırlar da, kerimesinin merhum babasına yazdığı dokunaklı cümleler...
İzmir'de yaşayan, zaman zaman Millî Gazete'de haberlerini okuduğunuz Emine Özüdoğru Hanımefendi’nin, babası İzmirli merhum işadamı Faruk Özüdoğru'ya yazdığı rahmet satırları...
Merhum Faruk Özüdoğru'dan bahsetmek isterim...
Başından bu yana Millî Gazete’yi takip eden işadamlarındandı.
Esasen “takip eden” argümanı zayıf kalır; satır satır okumakla kalmayıp “arşiv”leyenlerdendi…
Saadet Partisi ve Millî Görüş teşkilatlarına maddi ve manevi katkılarıyla bilinen, Millî Görüş Hareketi’nin İzmir’deki sancaktarlarındandı.
Belli aralıklarla telefonla arar görüşlerini, düşüncelerini aktarır, sohbet ederdi.
İstanbul'a geldiğinde de mutlaka maaile Millî Gazete'ye uğrardı. Hoş sohbetine iştirak ederdik...
Bu ziyaretlere genellikle Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç da eşlik ederdi.
Merhum Faruk Özüdoğru’nun dikkatimi çeken bir özelliği vardı; maaile Millî Gazete’yi ziyaret ettiğinde, güler yüzü, hoş sohbeti ile sıcak bir muhabbet ortamı meydana getirirdi.
MİLLÎ GAZETE'YE DESTEK ŞART!
Tarih; Mayıs 2017... Neredeyse 10 sene kadar önce...
Merhum Faruk Özüdoğru'nun Millî Gazeteyi ziyareti...
Dedim ya, iyi bir Millî Gazete arşivcisiydi merhum Faruk Bey…
Millî Gazete’nin neden okunması gerektiğini şu anekdotla anlatmıştı bu sohbette;
* “Vaktizamanında İzmir’de bir Yahudi kasap varmış. Bu Yahudi kasap, abonesi olduğu, kendisine sabah saatlerinde gelen ve Musevi Cemaati’nin çıkardığı gazeteyi hiç açmadan, okumadan yine bir ambalaj kâğıdına sarıp sarmalayarak ilk gelen müşterisine hediye eder. Bir öyle… İki öyle… Müşterilerinden biri dayanamaz ve sorar;
- Madem okumayacaksın, neden abone oldun bu gazeteye ve de madem okumuyorsun niçin bu kadar para veriyorsun?
Yahudi kasabın verdiği cevap manidardır;
- Beyefendi, beyefendi! Bu gazetenin yaşaması şart! Ben vaktim olmadığı için okuyamıyorum ama abone olarak bu gazetenin yaşamasına, yayınına devam etmesine katkıda bulunuyorum…”
Merhum Faruk Özüdoğru’nun bu anekdotu anlatmakla neyi murat ettiği çok açıktı; esasen, merhum her ne şart altında olursa olsun mutlaka Millî Gazete’yi desteklemek gerektiğini ifade ediyordu.
O SOHBETTE HANGİ ANEKDOT BİZİ DERİNDEN HÜZÜNLENDİRDİ?
Merhum Faruk Özüdoğru, aslen Konyalıydı ama İzmir’de ticaret yapıyordu.
Millî Gazete’yi ziyaretinde hepimizi hüzünlendiren ve farklı duygulara sevk eden bir anekdota da yer vermişti.
O anekdotu ve olayı yıllar sonra “oradaymış ve yaşıyormuşçasına” anlatmıştı, merhum...
“Kızımın başarısını başkalarına yedirtmem! Sonuna kadar yanında oldum. Sahip çıktım. Her babanın yapması gerekeni ben de yaptım…” cümlelerini ifade ederken ne kadar da sahiciydi...
Peki, ama neydi bu olay? Anlatayım;
Yer; Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi…
1998-1999 eğitim ve öğretim yılı mezuniyet töreni…
Fakülte ikincisi Emine Özüdoğru, babası Faruk Özüdoğru ve ailesiyle birlikte törende…
Mesut Yılmaz’ın, imam hatipli öğrencilere “yarasalar” dediği yıllardı…
Şu aralar Şubat ayındayız ya; bu olay tam da 28 Şubat darbe sürecinin yaşandığı bir konjonktürde gerçekleşti…
Emine Özüdoğru’nun törene başörtülü katılması bir anda salonda kıpırdanmalara yol açtı!
Fakülte ikincisi Emine Özüdoğru’ya plaket ve başarı belgesini vermek için ismi anons edilen İzmir Gazeteciler Cemiyeti eski Başkanı İsmail Sivri nedense sahneye çıkmadı!
Ortalık bir anda karıştı…
Salonda bulunan öğrenci ve velilerin bir kısmı bu tepkiyi protesto ederken, bir kısmı da destek verdi!
Bir hakkın yerine getirilmesi bazılarını neden bu kadar rahatsız etmişti, anlamak mümkün değildi!
Emine Hanım törende, 4 yıllık eğitimi süresince hiçbir öğretmeni ve arkadaşına saygısızlık yapmadığını belirterek, “Sadece başarımın ürünü olan diploma ve plaketimi almak istedim!” diye konuşmuştu…
Neticede bir öğretim üyesi tarafından plaket verildi, Emine Hanım’a…
O sırada tam anlamıyla “kara mizah” denebilecek bir sahne yaşandı; bir başkası bu plaketi Emine Özüdoğru’nun elinden almak istedi.
İşte o aşamada sahnenin yakınında bulunan bir isim “kaplanvari” müthiş bir hamle ile plaketi kaptırmadı, garantiye aldı.
Bu isim Emine Özüdoğru’nun babası, işadamı merhum Faruk Özüdoğru’dan başkası değildi.
Merhum Faruk Özüdoğru, kızı Emine Özüdoğru'nun hakkının yenmesi karşısında gerekeni yapmıştı…
MERHUM FARUK ÖZÜDOĞRU’NUN VECİZE MESABESİNDE CÜMLELERİ...
Merhum Faruk Özüdoğru'nun Mayıs 2017'de Millî Gazeteyi ziyaretinde sohbet sırasında sarf ettiği bazı cümleleri de bu vesile ile hatırlatmak isterim;
* "Dostluk bir nasip meselesidir... Ve insanın isteği dışında gelişir…"
* "Dost, her zaman taze olandır…"
* "Para, pul, mal, mülk sebebiyle, makam, mevki, kariyer, statü için dostluklar bitmez... Bittiyse gerçek dostluk ve muhabbet oluşmamış demektir…"
* "Şu kişiyle dost olayım deyip de dost olamazsınız…"
* "İnsanı yol değil, yol arkadaşları yorar..."
* "Yüzler vardır ruhun susamasını dindirir..."
* "Dost aranır, dostluk aranır…"
* "Dostluk açmayı değil, kapatmayı gerektirir..."
Merhum Faruk Özüdoğru’nun abisi merhum Mehmet Ali Özüdoğru…
Mehmet Ali Özüdoğru, 1994 yılında Refah Partisi’nden İzmir Kemalpaşa belediye başkanlığına seçildi.
10 yıl belediye başkanlığı yaptı. Efsane hizmetlerde, icraatlarda bulundu.
Mehmet Ali Özüdoğru, pandemi sürecinde, 2021’de rahmetli oldu.
Mehmet Ali Özüdoğru ve Faruk Özüdoğru kardeşlere bir kez daha rahmet diliyorum… Mekânları cennet, makamları âli, menzilleri mübarek olsun. Amin.