Geçtiğimiz Cumartesi günü Oğuzhan Asiltürk ağabeyin vefatının sene-i devriyesi idi. Geçmişi andık ve yaşadık, kabrini ziyaret ettik, Hacı Bayram Veli Camii’ndeki mevlide katıldık. Kısacası, Milli Görüş hareketi ile tanıştığım 1974 yılından bu yana geçen zamanı düşündüm, adeta yeniden yaşadım. İki gün sonra da Osman Akgün kardeşimin vefat ettiği haberi geldi. Aynı gün Nedim Urhan hocamızın vefat haberini aldık. Nedim Urhan hocam ile yakın çalışmalarımız olmadı ama İstanbul’da bulunduğum yıllar içinde yakından tanıma imkânı bulmuştum. Allah hepsine rahmet eylesin, mekânları cennet olsun

Osman Akgün kardeşim ile yakın ilişkimiz 40 yılı aşkın bir zaman dilimini kapsıyor. Ankara’daki günlerimizde, hep yakın ilişki içinde olduğumuz gibi, yurt içi seyahatlerimizde de Anadolu’yu birlikte dolaştık. Hem de birden fazla.

İster iç, ister dış seyahatler zaman zaman sıkıntılı olabiliyordu. Buna rağmen 40 yılı aşkın bir süre aynı yolun yolculuğunu yaptığımız Osman Akgün kardeşimden bir kez olsun incindiğimi hatırlamıyorum. Bundan güzel bir anı olabilir mi? O hep hocamın izinden koşar, biz ise aynı davada üzerimize düşeni iletişim alanında yapmaya çalışırdık. Ama aynı ortamda hareket ettiğimiz için sık sık yolumuz kesişir, yan yana gelirdik. Hatta hocamın vefatından sonra da eskisi gibi olmasa da yan yana geldiğimizde sohbetlerimiz olurdu. Gerçi o Ankara’dan çok dışarıda bulunurdu ama bir araya gelemesek de telefonla birbirimizi arardık. Ne var ki, arayabildiklerimizden bir kişi daha eksildi. Bu ise yalnızlaşmaya atılmış bir adımı daha temsil ediyor.

Osman Akgün kardeşim 12 Eylül 1980 darbesinde hocamın resmi korumalarından biriydi. Bir süre sonra devletin resmi korumaları Emniyet tarafından çekildi. Osman da bu geri çekilmenin ardından polislikten istifa ederek hocamın yanında ve hizmetinde kalmayı tercih etmişti. Sanıyorum hocama yönelik sevgi ve saygısını ifade etmeye bu hadise yeterlidir. Çokları, hocamın yanına gelip onun iktidarından istifade ederek resmi görevlere geçmenin hesabını yaparken O, resmi görevden istifa ederek hocamın yanında kalmayı tercih etmişti.

Bazılarına göre bu hareketin fazla bir önemi olmayabilir. Ancak, hocama bağlılığın ve güvenin de ispatıdır. Zaman zaman gazetecilik mesleğine geçişim konu olur, sohbet sırasında Tarım Bakanlığı’ndaki 12 yıllık hizmeti terk ederek Rüzgârlı Sokak’ta gazeteciliğe başladığımı öğrenen dostlar bu durumu yadırgarlar. Çünkü devlet kapısı ömür boyu garanti bir iş olarak görülür, özel sektör ise rizikoludur. Maksadım kendi geçmişimi mukayese etmek değil. Osman kardeşimin yaptığı işin önemini vurgulamaya çalışıyorum. Sözü daha fazla uzatmadan Osman Akgün ve Nedim Urhan hocam ile birlikte ahirete intikal etmiş yol arkadaşlarıma Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun. (Âmin).

QOSHE - Yol Arkadaşları Birer Birer Ahirete Göçüyor - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yol Arkadaşları Birer Birer Ahirete Göçüyor

6 0 0
05.10.2022

Geçtiğimiz Cumartesi günü Oğuzhan Asiltürk ağabeyin vefatının sene-i devriyesi idi. Geçmişi andık ve yaşadık, kabrini ziyaret ettik, Hacı Bayram Veli Camii’ndeki mevlide katıldık. Kısacası, Milli Görüş hareketi ile tanıştığım 1974 yılından bu yana geçen zamanı düşündüm, adeta yeniden yaşadım. İki gün sonra da Osman Akgün kardeşimin vefat ettiği haberi geldi. Aynı gün Nedim Urhan hocamızın vefat haberini aldık. Nedim Urhan hocam ile yakın çalışmalarımız olmadı ama İstanbul’da bulunduğum yıllar içinde yakından tanıma imkânı bulmuştum. Allah hepsine rahmet eylesin, mekânları cennet olsun

Osman Akgün kardeşim ile yakın ilişkimiz 40 yılı aşkın bir zaman dilimini kapsıyor. Ankara’daki günlerimizde, hep yakın ilişki içinde olduğumuz gibi, yurt içi seyahatlerimizde de Anadolu’yu birlikte dolaştık. Hem de birden fazla.

İster iç, ister dış seyahatler zaman........

© Milli Gazete


Get it on Google Play