Siyaset sahnesini takip ederken insanın içi sıkılıyor. Çünkü iktidar, muhalefet gibi davranıyor, çünkü olumsuzlukların sorumluluğunu muhalefete atıyor. Kısacası iktidar, sanki bünyesinde iktidar ve muhalefetin sorumluluğunu birleştirmiş görüntüsü veriyor. Çünkü muhalefet partilerinden birisi iktidarın suçladığı ve dışladığı bir parti ile yürürken bir temas kurması o muhalefet partisinin vatan hainliği ve terör sevicilikten başlayan birtakım suçlamalarının sebebi oluyor. Ancak aynı işi kendileri, özellikle bir grup halinde söz konusu partinin kapısını çalıyor, görüşmeler yapıyor, bunun da ötesinde destek istiyor. Yani kendi yaptıklarının hiçbir eleştiriye uğrayacak yanı yok ama muhalefetin kurduğu ilişki ülke bütünlüğünü zedelemeye varan bir itham ile karşılaşılıyor. Kısacası, öylesine bir siyasi anlayış var ki, insan anlamakta güçlük çekiyor. Sanki iktidar kanadı birtakım attığı adımlara yasak getiriyor. “Böyle siyaset olur mu?” diye sormayın. Çünkü iktidar kanadı, kendilerinden başkalarını dışlamayı ve suçlamayı siyaset stratejisi haline getirmiş.

Bunun ötesinde iktidar sözcüleri, 10 yıl önce eleştirdikleri bir konuyu yıllar sonra savunabiliyor, ülkenin yıllarca aleyhine işlemiş bir uygulamayı aklayabiliyorlar. Bunda bir beis görmüyorlar. Ancak benzer tavrı muhalefet sergileyecek olursa büyük bir çelişki olarak takdim ediliyor. Kimsenin de bu çelişkiyi hatırlatma hakkı bulunmuyor. Çünkü doğru söyleyen tek taraf iktidar kanadı.

Kısacası, siyaset, çelişkilere terk edilmiş durumda. Yani iktidar kanadı, çelişkileri iktidarlarının devamını sağlayıcı bir malzeme olarak görüyor. Öyle olunca da çelişkiler gerçekmiş gibi takdim ediliyor. İktidar sahiplerinin kullandığı malzemeye dönüşüyor. Peki siyaset böyle devam eder mi? Ederse ülkeye zarar vermez mi? Bunun da ötesinde, toplumun ruh sağlığı bozulmaz mı?

Son günlerde tartışılan uyuşturucu ile mücadele konusu da bu çelişkilerden birisi. Çünkü 20 yıldır iktidar koltuğunda oturan bir hareketin sorumluları her konuşmalarında uyuşturucu ile verdikleri mücadeleyi göklere çıkartıyorlar. Ancak aynı günlerde tonlarla ifade edilen uyuşturucunun yakalandığı haberleri medyaya yansıyor ve bu haberler iktidar tarafından büyük bir başarı olarak takdim ediliyor. Elbette uyuşturucunun halka ulaşmadan yakalanması önemlidir. Ancak yakalanmayanların sorumlusu kim ya da kimler olacak? Çünkü yakalananlar iktidarın başarısı olarak takdim edilirken yakalanmayanların sorumlusu her konuda olduğu gibi muhalefet mi olacak? Böyle bir yaklaşımın mantığı olabilir mi? Ancak oluşturulan mantık karmaşasını iktidarları için kullanmaya çalışanlar için bu durum meziyet gibi takdim edilirken, benzer bir çelişki muhalefet sözcülerinden gelecek olursa kıyamet kopuyor. İş kavgaya, gürültüye kadar götürülüyor.

İktidarın sergilediği çelişkileri sıralamaya kalksak bir kitap ortaya çıkar. Söz gelimi yıllar önce bir AVM açılışında bakkal devri bitti diyerek açılışı yapanlar, yıllar sonra fiyatların yükselişini engelleyemedikleri için zincir marketlere fiyatları düşürme talimatı verdiler. Olmadı. Çünkü piyasa emirle belirlenmez. Onun kuralları vardır. Bunun başında da üretim gelir. Siz üretimi artırmadığınız sürece enflasyonu frenleyemezsiniz. Bir zamanlar bakkal devri kapandı diye bunu bir başarı gibi takdim edenlerin bugün bakkallar açıyoruz diye tersten okuma yapmaları ister istemez ülkede hem bir istikrarsızlığa hem de karmaşaya sebep oluyor. Çünkü ekonomi, emir komuta zinciri içinde yürümez. Yürütmek isteyenler kısa zamanda yanıldıklarını görürler. Ancak bundan zarar gören millet olur, oluyor da. Sonuç olarak iktidar sahiplerinin, artık yanlışlarının sorumluluğunu muhalefete atmaktan vazgeçerek sorunların sebeplerini tespit etmeleri ve ona göre çözüm bulmaları gerekiyor. Eğer bulamıyorlarsa yerlerini devretmeleri gerekiyor.

QOSHE - Sorunların Sorumluları Dikkat Dağıtmanın Peşinde - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sorunların Sorumluları Dikkat Dağıtmanın Peşinde

1 0 0
04.11.2022

Siyaset sahnesini takip ederken insanın içi sıkılıyor. Çünkü iktidar, muhalefet gibi davranıyor, çünkü olumsuzlukların sorumluluğunu muhalefete atıyor. Kısacası iktidar, sanki bünyesinde iktidar ve muhalefetin sorumluluğunu birleştirmiş görüntüsü veriyor. Çünkü muhalefet partilerinden birisi iktidarın suçladığı ve dışladığı bir parti ile yürürken bir temas kurması o muhalefet partisinin vatan hainliği ve terör sevicilikten başlayan birtakım suçlamalarının sebebi oluyor. Ancak aynı işi kendileri, özellikle bir grup halinde söz konusu partinin kapısını çalıyor, görüşmeler yapıyor, bunun da ötesinde destek istiyor. Yani kendi yaptıklarının hiçbir eleştiriye uğrayacak yanı yok ama muhalefetin kurduğu ilişki ülke bütünlüğünü zedelemeye varan bir itham ile karşılaşılıyor. Kısacası, öylesine bir siyasi anlayış var ki, insan anlamakta güçlük çekiyor. Sanki iktidar kanadı birtakım attığı adımlara yasak getiriyor. “Böyle siyaset olur mu?” diye sormayın. Çünkü iktidar kanadı, kendilerinden başkalarını dışlamayı ve suçlamayı siyaset stratejisi haline getirmiş.

Bunun ötesinde iktidar sözcüleri, 10 yıl önce eleştirdikleri bir konuyu yıllar sonra savunabiliyor, ülkenin yıllarca aleyhine işlemiş bir uygulamayı aklayabiliyorlar. Bunda bir beis........

© Milli Gazete


Get it on Google Play