Hızla artan fiyatlar karşısında dar ve sabit gelirlilerin dayanamaz noktaya gelmesinin ardından, piyasa denetimleri başlatıldı. Haksız artırılan fiyatların sorumlularına cezalar kesildi. Buna rağmen fiyat artışları durmadığı gibi yavaşlamış da değil. Özellikle mahalle bakkallarının durumu sanıyorum zincir marketlerden çok daha perişan. Çünkü sürekli gittiğim mahalle bakkalımda haftanın bazı günleri sürekli alışveriş yaptıkları toptancının temsilcileri ile karşılaşıyoruz. Öğrendiğim kadarıyla toptancılar bakkalın siparişlerini karşılarken, bir de satış fiyatlarını gösteren liste bırakıyorlar. Hatta bazı ürünlerin üzerlerinde matbu olarak satış fiyatları yazıyor. Bakkal, belirlenmiş satış fiyatından yapılan belli bir indirimle ürünleri alıyor ve raflarına yerleştiriyor. Kısacası, küçük esnafın fiyat artışları ile fazlaca bir ilgisi yok. Sonuç olarak dünkü gazetelerde konu, “Zam furyası para cezası ile çözülmüyor” ya da “Para cezası bunları ıslah etmiyor” başlığı altında yer aldı. Sözün özü para cezası ile fiyatların düşüşü sağlanamadı. Bunun da ötesinde, emirle de fiyat artışlarının önlenmesinin mümkün olmadığını uygulamalı olarak gördük. Hatta bir adım daha atılarak kooperatif bakkallar devreye sokulmaya çalışılıyor. Kısa süreli de olsa bu uygulamadan da istenen sonucun alınamadığını görmek sürpriz olmayacaktır. Belki bu kooperatif marketlerin şube sayıları 10 binler ile ifade edilir hale geldiğinde belki piyasada fiyatların belirlenmesinde etkili olabilirler.

Ancak tüm bunlardan kesin sonuç alabilmek için görünen o ki, piyasada arzın talebi karşılaması, hatta arzın talepten fazla olması ile mümkün. Bunun için serbest piyasa şartlarının geçerli olması gerekiyor. Çünkü okullarda öğretildiğine göre piyasada fiyatların belirlenmesinde ilk şart arz ve talep dengesinin oluşturulmasına bağlı. Aslında pek çok üründe piyasanın ne kadar hangi cins ürüne ihtiyacı olduğu biliniyor. Bunun için öncelikli olarak gıda ürünleri başta olmak üzere ürünlerin talebi karşılayacak boyutta olması gerekiyor. Hemen belirteyim ki, çeşitli alanlardaki talebi karşılayamayan ürünlerin karşılanması için ithalata başvurulabiliyor. Ancak özellikle döviz kurlarında oynaklık ister istemez ürünlerin fiyatının belirlenmesinde etkili oluyor. Yedekte bir de yeterli miktarda döviz yoksa yine iş birtakım ithalatçı firmaların elinde kalıyor. Elbette zaman zaman hava şartlarından olsun bazı sebeplerle yerli üretim tüketimi karşılayamayabiliyor ama buna karşı alınacak tedbirlerle piyasada denge sağlanması mümkün. Ancak bir yandan serbest piyasa ekonomisinden söz edip ardından da emirle fiyatların indirilmesi düşünülüyorsa o zaman zam furyasının para cezası ile önlemenin mümkün olmadığı görüldü.

Niçin mümkün olmadığına verilecek cevap sanıyorum piyasayı ellerinde tutan sınırlı sayıdaki tüccarların ödedikleri cezayı da tüketici fiyatlarına ekleyip tahsil etmeyi sürdürdüklerini düşünmek yanlış olmayacaktır. Böyle olunca tüketiciler bir yandan fiyat artışlarının bedelini, öbür yandan haksız rekabet sebebiyle artırılan fiyatlara uygulanan cezaların da tüketiciden tahsil edilmesi ister istemez alınan tedbirleri işlemez hale getiriyor. Sonuç olarak, yıllardan beri üretime yatırım yapılması gerektiğini söyleyenlerin dediği noktaya gelindi. Ancak üretimi unutup birtakım farklı alanlarda yatırım yapanlar üretime yapılmayan yatırımları eleştirenler neredeyse düşman ilan edildi.

Bunun yanında bir de her ay sonu kırılan ihracat rekoru rakamlarını millete gösterip ithalattaki artış görmezden gelindi. Sanki ihracatta kırılan rekor ithalatı karşılıyor, bunun için dış ticaretimiz fazla veriyormuş havası estirildi. Ne var ki, gelinen noktada bu takdimin de gelişmeleri tek yönlü olarak gösterme çabasının bir sonucu olduğu ortaya çıktı.

QOSHE - Ödedikleri Cezaları da Fiyatlara Yüklüyorlar - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ödedikleri Cezaları da Fiyatlara Yüklüyorlar

7 0 0
23.11.2022

Hızla artan fiyatlar karşısında dar ve sabit gelirlilerin dayanamaz noktaya gelmesinin ardından, piyasa denetimleri başlatıldı. Haksız artırılan fiyatların sorumlularına cezalar kesildi. Buna rağmen fiyat artışları durmadığı gibi yavaşlamış da değil. Özellikle mahalle bakkallarının durumu sanıyorum zincir marketlerden çok daha perişan. Çünkü sürekli gittiğim mahalle bakkalımda haftanın bazı günleri sürekli alışveriş yaptıkları toptancının temsilcileri ile karşılaşıyoruz. Öğrendiğim kadarıyla toptancılar bakkalın siparişlerini karşılarken, bir de satış fiyatlarını gösteren liste bırakıyorlar. Hatta bazı ürünlerin üzerlerinde matbu olarak satış fiyatları yazıyor. Bakkal, belirlenmiş satış fiyatından yapılan belli bir indirimle ürünleri alıyor ve raflarına yerleştiriyor. Kısacası, küçük esnafın fiyat artışları ile fazlaca bir ilgisi yok. Sonuç olarak dünkü gazetelerde konu, “Zam furyası para cezası ile çözülmüyor” ya da “Para cezası bunları ıslah etmiyor” başlığı altında yer aldı. Sözün özü para cezası ile fiyatların düşüşü sağlanamadı. Bunun da ötesinde, emirle de fiyat artışlarının önlenmesinin mümkün olmadığını uygulamalı olarak gördük. Hatta bir adım daha atılarak kooperatif bakkallar devreye sokulmaya........

© Milli Gazete


Get it on Google Play