NATO’dan hayır gelmez derken bunu laf olsun diye söylemiş değilim. Bu söylediğimizin doğru ya da yanlış olduğunun cevabı, “Şimdiye kadar NATO Türkiye’nin hangi dış problemine çare oldu?” sorusunda gizlidir. Bu bakımdan terör örgütlerinin önce İstanbul’da, ardından da Gaziantep’in Karkamış ilçesine roketlerle yapılan terör saldırılarında 5 yaşındaki bir çocuk, bir öğretmen hayatını kaybetti, terörle mücadele ettiğini, bunun da ötesinde dünyada huzur ve barışı sağlamak için faaliyet gösterdiği her fırsatta tekrarlanan NATO’dan bugüne kadar bu yönde atılmış bir adımı hatırlayan var mı? Tek yaptığı zaman zaman kınama açıklamaları. İşin üzüntü veren yanı bu laf olsun diye yapılan kınama açıklamaları da ülkeden ülkeye değişiyor. Söz gelimi Polonya’ya iki füze düşüyor arka arkaya NATO’dan açıklamalar geliyor ama İstanbul’a bir terör saldırısı yapıldığında hiçbir hareket yok. Sonuç olarak diyebiliriz ki, aslında gerek AB, gerek NATO ve hatta BM Haçlılar ile Siyonistlerin safında kesin olarak yerlerini almışılar. Bu bakımdan İstanbul ve Gaziantep terör saldırılarının ardından, NATO’nun Türkiye’ye gözlemci göndermesinin istenmiş olması da hiçbir anlam ifada etmiyor. Çünkü NATO’nun Türkiye’ye gözlemci göndermek gibi bir niyeti yok. Olsa bile ülkemize gelecek olan gözlemcinin yaptığı iş turistik geziden öteye geçmeyecektir. Artık bu gerçeği görmek, kendimizi kandırmaya son vermek gerekiyor.

Tüm bu olumsuzlukların arkasında ABD’nin bulunduğu gerçeğini hiç unutmamak lazım. Çünkü ABD tam bir eşkıya gibi hareket ediyor. Sadece kendi çıkarlarını düşünüyor ve sadece Siyonizm’in hedeflerine ulaşması için destek veriyor. Böyle olunca da ülkemizin, hatta tüm İslam dünyasının ABD ile ilişkilerinden lehimize bir gelişme sağlamamız mümkün değil. Bunu çeşitli kereler gördük. Görmeye devam ediyoruz. Çünkü NATO kuruluş gayesinde ilan ettiği hususların ihlali halinde bile adil olmadı, olamadı. Bu noktada NATO’nun ittifaklık ruhundan ne anladığı ile bizim anladığımızın çok farklı olduğunu unutmamak gerekiyor. Söz gelimi Polonya’ya iki füzenin düşmesinin hemen ardından bu ülkeye hemen bir araştırma komisyonu gönderilmiş ama Türkiye söz konusu olduğunda buna gerek duyulmuyor. Hâlbuki ittifak sözleşmesinin 4. maddesi gereği hareket edilmesi hususunda üye ülkeler arasında eşit davranılmalı. Ancak, tüm bunlar lafta kalıyor. Kısacası Türkiye, NATO üyesi olmasına bakarak her türlü saldırıda yanında NATO’yu göreceği gibi bir düşünceye saplanmamalı.

Bu gerçeği görmek için ABD’nin ülkemiz ile ilgili attığı adımlar ve uygulamaları hatırlamak yeterli olacaktır. Çünkü Türkiye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi aldı diye ambargo uygulanırken, bunun da ötesinde parasını ödediğimiz uçakları vermemesini hatırlatmak yetecektir. Çünkü ABD’den gelen son açıklamalar gösteriyor ki, F-35 konusunda ABD ile Türkiye arasındaki program ortaklığının sonlandırılmasına ilişkin önümüzdeki aylarda ayrıntılı müzakerelere geçilmesinin beklendiği belirtiliyor. Açıklamayı yapan da Milli Savunma Bakanı Akar. Yani ortaklığımıza bile tahammülü olmayanlarla aynı ittifak içinde bulunmanın zarardan başka bir yarar sağlamayacağını söylemek bilinmeyen bir hususun ifadesi değildir. Sonuç itibariyle ABD özellikle bölgemizde terör örgütlerini besliyor, eğitiyor, ondan sonra da silahlandırarak kendi elini yakmadan maşalarını araziye sürüyor. Bu böyle ne kadar gidebilir? Çünkü devam etmesi ülkemize büyük kayıplar verdiriyor. Söz gelimi DEAŞ söz konusu olduğunda bizim de ABD ve yandaşları ile birlikte hareket etmemiz istenirken, PKK/ YPG söz konusu olduğunda onlara dokunmamız engellenmeye çalışılıyor. Bunu da açıktan ifade ediyorlar.

QOSHE - NATO’dan Hayır Gelmez - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

NATO’dan Hayır Gelmez

11 0 2
24.11.2022

NATO’dan hayır gelmez derken bunu laf olsun diye söylemiş değilim. Bu söylediğimizin doğru ya da yanlış olduğunun cevabı, “Şimdiye kadar NATO Türkiye’nin hangi dış problemine çare oldu?” sorusunda gizlidir. Bu bakımdan terör örgütlerinin önce İstanbul’da, ardından da Gaziantep’in Karkamış ilçesine roketlerle yapılan terör saldırılarında 5 yaşındaki bir çocuk, bir öğretmen hayatını kaybetti, terörle mücadele ettiğini, bunun da ötesinde dünyada huzur ve barışı sağlamak için faaliyet gösterdiği her fırsatta tekrarlanan NATO’dan bugüne kadar bu yönde atılmış bir adımı hatırlayan var mı? Tek yaptığı zaman zaman kınama açıklamaları. İşin üzüntü veren yanı bu laf olsun diye yapılan kınama açıklamaları da ülkeden ülkeye değişiyor. Söz gelimi Polonya’ya iki füze düşüyor arka arkaya NATO’dan açıklamalar geliyor ama İstanbul’a bir terör saldırısı yapıldığında hiçbir hareket yok. Sonuç olarak diyebiliriz ki, aslında gerek AB, gerek NATO ve hatta BM Haçlılar ile Siyonistlerin safında kesin olarak yerlerini almışılar. Bu bakımdan İstanbul ve Gaziantep terör saldırılarının ardından, NATO’nun Türkiye’ye gözlemci göndermesinin istenmiş olması da hiçbir anlam ifada etmiyor.........

© Milli Gazete


Get it on Google Play