Uluslararası Göç Örgütü’nün raporuna göre, 8 yılda 30 bin insan Akdeniz’de boğularak hayatını kaybetmiş. Peki, bunca boğulma karşısında sözü edilen bu Uluslararası Göç Örgütü’nün hayatını kaybedenlerin önlenmesi hususunda bir şey yapmadan seyretmekten başka, sonuçta bir rakam yayınlamanın ötesinde, yapması gereken bir sorumluluğu yok mu? Bir gazetemizin manşetten verdiği habere göre bu rakamın dışında da kayda geçmemiş ölümlerin olduğu belirtiliyor. Hemen belirteyim ki sadece Uluslararası Göç Örgütü değil, başta Birleşmiş Milletler örgütü olmak üzere yeryüzünde barışı ve huzuru sağlamak için kurulduğu ileri sürülen uluslararası örgütlerin tek yaptıklarının savaşlarda, terör olaylarında ve ülkelerinde yaşadıkları sefaletten kurtulmak için başta AB ülkeleri olmak üzere başka ülkelere göç etmek isteyenlerin hedeflerine varamadan çoğunluğu denizlerde boğulan insanların rakamını açıklamak elbette bu örgütleri sorumluluktan kurtarmaz. Ne var ki, özellikle çeşitli ülkelerdeki karışıklıklarda, çatışmalarda ve savaşlarda hayatını kaybedenler eğer bir de Müslüman iseler bu örgütlere düşen hiçbir sorumluk yoktur(!) Kuruluş gayeleri her ne kadar yeryüzünde barışın ve huzurun temin edilmesi olsa da işlevlerinde adeta ölen insanların sayısını artırmaya yönelik bir iş yapıyorlar.

Daha iki gün önce ifadeye çalıştığım gibi zulme uğrayanlar uluslararası örgütlerin bir takım rakamlar yayınlamasını değil, yeryüzünde huzurun ve barışın sağlanmasını istiyorlar. Bunu istemenin de bir anlamı kalmadığını söylemekte yarar var. Çünkü Batı dünyası kendinden kabul etmediği milyonlarca insanı korunmaya değer bulmuyor. Eğer böyle olmasa şimdiye kadar milyonlarca insanın ölmesi engellenebilirdi.

Ya da hiç olmazsa bir çaba gösterilirdi. Ülkeler işgal edilmez, terör örgütleri birçok ülkeye tebelleş ettirilmezdi. Ancak açıkça görüyoruz ki özellikle bölgemiz ülkelerinde terör örgütlerinin arkasında başta ABD olmak üzere AB ülkeleri var. Bunun gizli bir tarafı da yok. Çünkü ABD’li generaller Suriye ve Irak’a gelerek burada terör örgütlerinin yöneticileri ile fotoğraf çektirip yayınlıyorlar. Yani cinayetleri teşvik edenlerden yeryüzünde barışın sağlanmasını istemek ve beklemek sanıyorum bugünkü dünya gerçeklerine uymuyor.

Öyle olunca zalimlerin diz çökmesi için mazlumların birlik oluşturup ayağa kalkmaları gerekiyor. Gönüllü olarak köleliğe razı bir tavır sergilenmesi katilleri daha da fütursuz hale getiriyor. Sonuç olarak hemen her gün Akdeniz’de hayatını kaybeden göçmen haberlerini izliyoruz. Bu ölümler Batılılarda vicdan rahatsızlığına yol açmıyor. Vicdanları var mı ki de sızlasın diyebilirsiniz. Doğrusunu söylemek gerekirse bence de kendilerini dünya üzerinde medeniyetin temsilcileri olarak takdim eden zalimlerde vicdan kalmamış. Kendi kendilerini bir kontrolden geçirmeleri yararlı olabilir. Belki o zaman bunca cinayet karşısında vicdanları biraz olsun harekete geçebilir. Bunu kesinlikle istemiyorlar. Bunu istiyor olsalar hiç olmazsa arada bir sözünü ettiğimiz Batılı yöneticiler içinde vicdanları rahatsız olanlar çıkabilir. Ancak böyle bir durum söz konusu değil. Bu bakımdan mazlumların kendi başlarının çaresine bakmaları, bunun için birlik oluşturup ayağa kalkmaları gerekiyor. Aksi halde ücretli köleliğe razı olmuş bir görüntü çıkıyor. Bu da zalimlerin işini kolaylaştırıyor, zulüm ve işkencelerini artırmalarına zemin hazırlıyor.

Bu noktada sohbetlerimde sıkça ifadeye çalıştığım bir hususu aktararak yazımı noktalamak istiyorum. Kanaatim o ki, küresel sermaye sahipleri insanlığı ücretli köle haline getirmişler. Söz konusu ücret de ölmeyecek kadar. Kimi ülkede bunun adı “ asgari ücret” kimi ülkede farklı. Ancak, ücretli köle haline getirmişler ama insanlığı geçmişteki köle sahiplerinden çok daha ucuza kullanıyorlar. Bu düzenin değişebilmesi ise mazlumların ayağa kalkmasına bağlı.

QOSHE - İnsanlıktan Çıkmış Bir Dünyada Mı Yaşıyoruz? - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İnsanlıktan Çıkmış Bir Dünyada Mı Yaşıyoruz?

5 0 1
28.10.2022

Uluslararası Göç Örgütü’nün raporuna göre, 8 yılda 30 bin insan Akdeniz’de boğularak hayatını kaybetmiş. Peki, bunca boğulma karşısında sözü edilen bu Uluslararası Göç Örgütü’nün hayatını kaybedenlerin önlenmesi hususunda bir şey yapmadan seyretmekten başka, sonuçta bir rakam yayınlamanın ötesinde, yapması gereken bir sorumluluğu yok mu? Bir gazetemizin manşetten verdiği habere göre bu rakamın dışında da kayda geçmemiş ölümlerin olduğu belirtiliyor. Hemen belirteyim ki sadece Uluslararası Göç Örgütü değil, başta Birleşmiş Milletler örgütü olmak üzere yeryüzünde barışı ve huzuru sağlamak için kurulduğu ileri sürülen uluslararası örgütlerin tek yaptıklarının savaşlarda, terör olaylarında ve ülkelerinde yaşadıkları sefaletten kurtulmak için başta AB ülkeleri olmak üzere başka ülkelere göç etmek isteyenlerin hedeflerine varamadan çoğunluğu denizlerde boğulan insanların rakamını açıklamak elbette bu örgütleri sorumluluktan kurtarmaz. Ne var ki, özellikle çeşitli ülkelerdeki karışıklıklarda, çatışmalarda ve savaşlarda hayatını kaybedenler eğer bir de Müslüman iseler bu örgütlere düşen hiçbir sorumluk yoktur(!) Kuruluş gayeleri her ne kadar yeryüzünde barışın ve huzurun temin edilmesi olsa da işlevlerinde adeta ölen insanların sayısını artırmaya........

© Milli Gazete


Get it on Google Play