Sosyal medya ya da dezenformasyon yasası aslında sipere yatıp kendilerini gizleyerek akıllarına estiği gibi yayın yapan bir kesime yönelik mi ya da seçim öncesi iktidara yönelik eleştirilerin hızını kesmek için mi çıkartıldı? Kesin bir şey söylemek mümkün değil. Hemen belirteyim ki, uygulama başladığında niyetler anlaşılacaktır. Ancak sosyal medya alanının istismarının önlenmesi için bir düzenlemeye itiraz olacağını sanmıyorum. Ancak geçmiş uygulamalara bakılarak yeni düzenlemenin özellikle eleştirilerin önünün kesilmesine yönelik kullanılacağı iddiaları almış başını gidiyor. Tekrar belirteyim ki, bu iddiaların doğru ya da yanlış olduğunu şimdiden söylemek doğru olmaz. Özellikle sahte isimlerle hesap açıp kendilerini gizleyerek hiçbir ölçü tanımadan yayın yapan sahte kahramanların önlenmesine fazlaca bir itiraz olmaz. Ama adamına göre uygulama diyebileceğimiz bir sonuç ortaya çıktığı takdirde ülkemiz yaşanmaz hale gelebilir.

Özellikle yalan haberin neye göre belirleneceği çok önemli. Söz gelimi her ay bazı kuruluşlarca yapılan açlık ve yoksulluk sınırı rakamları söz konusu. Bu rakamlar kurumdan kuruma farklılık arz ediyor. Söz gelimi TÜİK’in rakamları farklı, bazı sendikaların araştırması farklılık arz ediyor. Böyle olunca eğer TÜİK’in araştırması doğru kabul edilecekse diğerlerinin hepsi, yanlış ya da yalan olarak nitelendirilebilecektir. Bu ise ister istemez araştırmada kullanılan ölçüler ve insanların mensubiyet duygularına göre sonuçların çıkması dezenformasyon olarak nitelendirilerek halkı yanıltmaya yönelik bir yayın olarak değerlendirilecek olursa, özellikle yazılı ve sözlü medya mensuplarının işi çok zorlaşacak demektir. Çünkü böyle bir yaklaşım TÜİK’in açıklamalarını tek doğru olarak kabul edecek, diğerleri yalan haber olarak nitelendirilebilecek ki, o zaman benzer haberleri yayınlamadan önce ister istemez bir kurumdan izin alınması ya da söz gelimi TÜİK’in açıklaması ölçü olarak alınacak denilerek ilan edilmesi gerekir. Aksi halde şimdiye kadar verilen bazı araştırma sonuçları bundan böyle verilemeyecek, verenler ise suç işlemiş sayılarak takibata uğrayacaksa ülke kısa zamanda yaşanmaz hale gelir.

Yıllardan beri zaten iktidar sahiplerinin her geçen gün biraz daha sertleşen üslubu devam edecek, muhalif olmak bu ülkede peşin olarak suçlu olarak nitelendirilmeyi gündeme getirecektir. Gerçi, iktidar sözcülerinin yaptığı açıklamalara bakıldığında zaten muhalefetten yapılan her açıklama yalan ilan ediliyor. Bununla da yetinilmeyerek terör destekçisi, hain olarak ilan edilmeye devam edilecektir. Böyle olunca da ülkede tek sesin, bir diğer ifadeyle sahibinin sesinden başka açıklamaların anlamı kalmayacaktır.

Söz gelimi iktidar kanadı kendilerini Cumhur İttifakı olarak nitelendirirken, diğer ittifakın kendisini Millet İttifakı olarak nitelendirmesinin uygulamada hiçbir anlamı kalmadı. Çünkü Millet İttifakı yoğun bir şekilde Altılı Masa olarak nitelendirilerek beyinlere çakıldı. Gelinen noktada ya Millet İttifakı, İllet İttifakı olarak nitelendiriliyor ya da yaygın bir şekilde Altılı Masa deniyor. Halbuki partiler arasında Altılı Masa adı altında bir ittifak söz konusu değil. Sonuç olarak diyebiliriz ki, iktidar sahipleri diğer partilerin neyi nasıl nitelendireceklerini belirleme hakkını kendilerinde görüyor olacaklar ki; Millet İttifakı’na İllet İttifakı diyerek aşağılamaya varan bir üslup kullanabiliyor. Hatta muhalefete yönelik değerlendirmelerde tam bir kavga üslubu tercih edilerek, bu ülkede tek konuşma hakkının sadece kendilerinde olduğu gibi bir uygulamayı sürdürüyorlar.

Böyle bir ortamda sosyal medya düzenlemesinin tam bir susturma uygulamasına dönmeyeceğinin görüntüsünün olduğunu söylemek mümkün mü? Sonuç olarak diyebiliriz ki, sosyal medya düzenlemesine karşı çıkanların büyük bir bölümü uygulamada sansür yasasına dönme ihtimali sebebiyle karşı çıkılıyor. Yoksa birtakım sahte kahramanların sipere yatıp herkese saldırmasını önleme niyetine kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyorum. Çünkü sosyal medya alanı öylesine yaygınlaşıyor ki, bir deli bir kuyuya taş atıyor, 40 akıllı çıkaramıyor. Bu durum önlenmeli ama iş muhalefeti susturmak için kullanılmaya dönüştürülmemelidir.

QOSHE - Hedef, Sipere Yatıp Gizlenerek Atış Yapanlar Olmalı - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hedef, Sipere Yatıp Gizlenerek Atış Yapanlar Olmalı

2 0 0
19.10.2022

Sosyal medya ya da dezenformasyon yasası aslında sipere yatıp kendilerini gizleyerek akıllarına estiği gibi yayın yapan bir kesime yönelik mi ya da seçim öncesi iktidara yönelik eleştirilerin hızını kesmek için mi çıkartıldı? Kesin bir şey söylemek mümkün değil. Hemen belirteyim ki, uygulama başladığında niyetler anlaşılacaktır. Ancak sosyal medya alanının istismarının önlenmesi için bir düzenlemeye itiraz olacağını sanmıyorum. Ancak geçmiş uygulamalara bakılarak yeni düzenlemenin özellikle eleştirilerin önünün kesilmesine yönelik kullanılacağı iddiaları almış başını gidiyor. Tekrar belirteyim ki, bu iddiaların doğru ya da yanlış olduğunu şimdiden söylemek doğru olmaz. Özellikle sahte isimlerle hesap açıp kendilerini gizleyerek hiçbir ölçü tanımadan yayın yapan sahte kahramanların önlenmesine fazlaca bir itiraz olmaz. Ama adamına göre uygulama diyebileceğimiz bir sonuç ortaya çıktığı takdirde ülkemiz yaşanmaz hale gelebilir.

Özellikle yalan haberin neye göre belirleneceği çok önemli. Söz gelimi her ay bazı kuruluşlarca yapılan açlık ve yoksulluk sınırı rakamları söz konusu. Bu rakamlar kurumdan kuruma farklılık arz ediyor. Söz gelimi TÜİK’in rakamları farklı, bazı sendikaların araştırması farklılık arz ediyor. Böyle olunca eğer TÜİK’in araştırması doğru kabul edilecekse diğerlerinin hepsi, yanlış ya da yalan olarak nitelendirilebilecektir. Bu ise ister........

© Milli Gazete


Get it on Google Play