Bölgemizde, özellikle de Suriye’de yıllardan beri hayatını kaybedenlerin öncelikli sorumlusu ABD olduğu gibi İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırısının sorumlusu da ABD’dir. Olayı farklı yönlere çekerek değerlendirmek olayın arkasındaki ABD’nin kanlı elini görmezden gelmek anlamına geliyor. Bu değerlendirmeyi gelişigüzel yapıyor değilim. ABD’nin bölgemizdeki faaliyetleri dikkatlice gözden geçirildiğinde bu gerçeği görmemek mümkün değil. Çünkü bölgede İsrail’in önünü açmak, ülkemizi sürekli çatışma ortamında tutmak için yaşadığımız çatışma, darbe ve suikastların arkasında doğrudan olmasa bile dolaylı olarak ABD’nin bulunduğunu biliyoruz. Bu gerçeği sık sık dile getiriyor, ABD’nin dost ve müttefik olamayacağına dikkat çekiyoruz. Ne var ki, ABD’nin ülkemize yönelik eylemlerinin dayanılmaz hale gelmesi üzerine arada bir sert tepki verenler bir süre geçince yumuşuyor, yine ABD’li yetkililerle bir araya geliyor, dost ve müttefiklikten söz ediyorlar. Hâlbuki ABD’nin Irak’ı işgal etmesi, bu işgal sebebiyle milyonlarca Iraklının hayatını kaybetmiş olmasını, Afganistan’da işlediği cinayetler, Suriye, Irak, İran’da terör örgütlerine verilen ABD desteği ortada iken bölgemizdeki eşkıyalığın başında bulunan ve yönetenin ABD olduğunu bilmemek mümkün değil. Bu noktada hemen belirteyim ki, bölgemizin tek baş belası elbette ABD’den ibaret değil. Söz gelimi ülkemizde yaptıkları katliamın ardından soluğu kendilerine kucak açan başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere Haçlı ittifakına sığındıkları da biliniyor.

Bu arada Yunanistan’a verdiği destek ile arkasından üzerimize sıçratmaya çalışan da sözünü ettiğimiz ülkeler değil mi? Bu sıraladığımız ülkeler arasına İsrail’i de eklediğimizde sanıyorum ülkemiz karşısında oluşturulmuş Haçlı-Siyonist ittifakını belirlemiş oluruz. Tüm bunlara rağmen ülkemizi yıllardan beri AB kapısına mahkûm ettiğimizi, bunun da ötesinde NATO’ya bir diğer ifadeyle dolaylı olarak ABD’nin koruyucu gibi görülmesini anlamak mümkün olmuyor.

Bu arada yine medyada terörist için, “Eğitimi ABD’den, talimat PKK’dan” gibi bir değerlendirme yapılarak ABD’nin sorumluluğu hafifletilmeye çalışılmış olsa da yaşanan bunca olayın ardından Haçlı-Siyonist ittifakının sorumluluğunun hafifletilmesi mümkün olmaz. Bu bakımdan İçişleri Bakanı Soylu’nun “ABD’nin taziyesini reddediyoruz” açıklaması bilinen gerçekler karşısında yapılması gereken bir açıklama olarak ortaya çıktı. Ancak bu açıklama sadece İçişleri Bakanı’nın yaptığı bir açıklamadan ibaret kalmamalı, devlet ve millet olarak arkasında durulması gerekiyor. Aksi halde söz konusu açıklama bir-iki gün içinde unutulup gidecek ve yine eskiden olduğu gibi ABD’den dost ve müttefik olarak söz etmeye devam edilecektir. Artık bu terör saldırısı ile ABD’nin PKK/YPG terör örgütüne destek verdiğinin hatırlanması, hemen ardından unutulması ister istemez elindeki kan kurumadan ABD’nin maşaları aracılığı ile bölgemizde kan akıtmaya devam edeceğini unutmamak gerekiyor. Çünkü unutkanlık, ülkemiz ve insanımıza pahalıya patlıyor.
Sözü uzatmaya gerek yok. Artık yeni bir dünyanın kurulması mecburiyet haline gelmiştir. Yoksa şartlara göre mazlumların ABD ya da Rusya’dan birinin kanatları altına sığınarak zulümden kurtulamayacaklarını görmeleri gerekiyor. Evet… Dünya beşten büyüktür, buna bir itirazım yok ama birlik oluşturulamadığı sürece bırakın beşi, bir ülke bile dünya üzerinde dediğim dedik demeye devam ediyor.

QOSHE - Eğitim de, Talimat da ABD’den - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eğitim de, Talimat da ABD’den

3 0 0
16.11.2022

Bölgemizde, özellikle de Suriye’de yıllardan beri hayatını kaybedenlerin öncelikli sorumlusu ABD olduğu gibi İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırısının sorumlusu da ABD’dir. Olayı farklı yönlere çekerek değerlendirmek olayın arkasındaki ABD’nin kanlı elini görmezden gelmek anlamına geliyor. Bu değerlendirmeyi gelişigüzel yapıyor değilim. ABD’nin bölgemizdeki faaliyetleri dikkatlice gözden geçirildiğinde bu gerçeği görmemek mümkün değil. Çünkü bölgede İsrail’in önünü açmak, ülkemizi sürekli çatışma ortamında tutmak için yaşadığımız çatışma, darbe ve suikastların arkasında doğrudan olmasa bile dolaylı olarak ABD’nin bulunduğunu biliyoruz. Bu gerçeği sık sık dile getiriyor, ABD’nin dost ve müttefik olamayacağına dikkat çekiyoruz. Ne var ki, ABD’nin ülkemize yönelik eylemlerinin dayanılmaz hale gelmesi üzerine arada bir sert tepki verenler bir süre geçince yumuşuyor, yine ABD’li yetkililerle bir araya geliyor, dost ve müttefiklikten söz ediyorlar. Hâlbuki ABD’nin Irak’ı işgal etmesi, bu işgal sebebiyle milyonlarca Iraklının hayatını kaybetmiş olmasını, Afganistan’da işlediği cinayetler, Suriye, Irak, İran’da........

© Milli Gazete


Get it on Google Play