Rusya- Ukrayna Savaşı nedeniyle iktidar sahipleri sıkça, “Savaşın kazananı olmaz, herkes kaybeder, bu bakımdan adil bir anlaşma için üzerimize düşeni yapmaya hazırız” açıklamaları yapıyorlar. Bu yaklaşıma hayır demek mümkün mü? Ancak, savaştan her taraf kaybeder olsa da bazen savaşa mecbur olunabilir. Bu bakımdan önemli olan savaşı başlamadan engellemektir. Herkes için yararlı olan budur. Bu durum uluslararası ilişkilerde böyle olduğu gibi kendi içimizde de toplumu gerecek bir takım söz ve eylemlerden kaçınmak gerekir. Bazen siyaset dilinin sertleştirilmesi birilerinin aldığı oyu belki artırabilir ama ortaya çıkan ayrışma ve kamplaşma giderek düşmanlığa ve birbirini dinlememeye dönüşürse bu sürtüşmeden bugün kârlı çıktığını sananlar çok geçmeden yanıldıklarını görürler ve bu arada çatışmaların dışında kalmış insanlarımız ve ülkemiz de zarar görecektir. Çünkü bir takım dış düşmanlar içerideki bu durumdan yararlanmaya kalkışacaklardır. Bunu yakın tarihimizde tekrar tekrar gördük.

Tüm bunları siyaset dilinin zaten iyice sertleştiği bir gerçek iken ülke ilan edilmemiş seçim sathına girdiği bir sırada siyasette karşılıklı açıklamaların ne anlama geldiğini anlamakta güçlük çekiyorum. Bir tarafın ak dediğine karşı taraf kara demeyi karşısındakini mars etmenin bir yolu olarak görüyor. Özellikle de iktidar kanadı tüm söylemlerini, muhalefet kanadını yalanlama, bu vesile ile değersizleştirme bahanesi olarak görüyor olacak ki, geçmişte yapılanlardan pişmanlık duymak ve helallik istemek gerekir açıklaması yapan bir siyasetçiye böyle bir yaklaşım anlayışı gereği destek vermek durumunda olan iktidar kanadından söylenmedik söz kalmıyor. Böyle olunca ister istemez insan, aynı dili konuşmuyor muyuz diye sormadan edemiyor. Öyle anlaşılıyor ki aynı dili konuşuyor olmamıza rağmen, maksat ne söylendiğinin anlaşılması değil, karşı tarafı mars etmek olunca bir sürü laf kalabalığı sergileniyor ve bu durum da marifet sanılıyor. Hâlbuki bunca konuşmanın sonunda ülkenin bir sorununa çözüm bulunmuş olsa bir itiraz söz konusu olmaz. Ancak siyaset uğruna, “Sadece ben bilirim benden başka herkes bu ülkenin düşmanı” yaklaşımı ile konuşulursa o zaman bir takım geçici çıkarlar uğruna ülkeye zarar verilmiş olmaz mı?

Bu arada işi karşı tarafı mağlup etmek, daha doğrusu dediklerini toplumun anlamaması için, söylenmemiş sözlerin söylenmiş gibi takdim edilmesi, toplumun adeta kandırılması insanları bunaltıyor. Bir diğer ifadeyle pek çok sorunu bulunan ülkenin bunalmış olan insanlarını daha da bunaltıyor.

Son olarak parti liderini teröristlikle suçlamanın siyasette yeri olmaması gerekmez mi? Eğer, bir parti lideri ya da siyaset adamının terörle ilgisi varsa onun yolu eldeki delillerin yargıya intikal ettirilmesidir. Eğer elde delil yoksa böyle bir ithamın yapılmaması gerekir. Unutulmasın ki, bu ülkenin has insanları iktidar sahipleri, ikinci sınıfları da muhalefet mensupları değildir. Böyle bir anlayışa zemin hazırlayacak yaklaşım en hafif ifadesiyle demokrasiye inanmamaktır.

Sözün özü, dengesiz ve tutarsız, asılsız ithamlarla bir yere varılamaz, varılsa bile sahiplerine de zarar verir. Unutmamak gerekir ki, bugün iktidarda olanlar yarın muhalefette olabilirler. Sonuç olarak bir takım yaşanmış olayları kan davası haline getirmeden çözüme kavuşturmak gerekir. Bu ülkede hep birlikte yaşayacağımıza göre, ilişkileri birbirimize tahammül yaklaşımı ile yürütmek, herkes için ülkeyi daha yaşanır hale getirecektir.

QOSHE - Aynı Dili Konuşmuyor Muyuz? - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Aynı Dili Konuşmuyor Muyuz?

6 0 0
06.10.2022

Rusya- Ukrayna Savaşı nedeniyle iktidar sahipleri sıkça, “Savaşın kazananı olmaz, herkes kaybeder, bu bakımdan adil bir anlaşma için üzerimize düşeni yapmaya hazırız” açıklamaları yapıyorlar. Bu yaklaşıma hayır demek mümkün mü? Ancak, savaştan her taraf kaybeder olsa da bazen savaşa mecbur olunabilir. Bu bakımdan önemli olan savaşı başlamadan engellemektir. Herkes için yararlı olan budur. Bu durum uluslararası ilişkilerde böyle olduğu gibi kendi içimizde de toplumu gerecek bir takım söz ve eylemlerden kaçınmak gerekir. Bazen siyaset dilinin sertleştirilmesi birilerinin aldığı oyu belki artırabilir ama ortaya çıkan ayrışma ve kamplaşma giderek düşmanlığa ve birbirini dinlememeye dönüşürse bu sürtüşmeden bugün kârlı çıktığını sananlar çok geçmeden yanıldıklarını görürler ve bu arada çatışmaların dışında kalmış insanlarımız ve ülkemiz de zarar görecektir. Çünkü bir takım dış düşmanlar içerideki bu durumdan yararlanmaya kalkışacaklardır. Bunu yakın tarihimizde tekrar tekrar gördük.

Tüm bunları siyaset dilinin zaten iyice sertleştiği bir gerçek iken ülke ilan edilmemiş seçim sathına girdiği bir........

© Milli Gazete


Get it on Google Play