Başlığı görür görmez kimlerin rahatsız olmasını kastettiğim sorusu akla gelebilir. Hemen belirteyim ki, asgari ücretin 5 bin 500 lira olduğu ülkemde açlık sınırının 7 bin 667 lira, yoksulluk sınırının ise yapılan araştırmaya göre 22 bin 377 lira olarak belirlenmiş olması karşısında bu ülkede yaşayan herkesin bir huzursuzluk duyması kadar doğal bir şey yoktur. Çünkü bu ülkede zengini ve fakiri ile hep birlikte yaşıyoruz. Bir taraf patlayıncaya kadar yerken, bir taraf kendini ve aile fertlerini doyurmakta sıkıntı çekiyorsa öyle bir ortamda huzursuzluğun toplumun her ferdine yansıması söz konusudur.

Bu köşede çeşitli kereler açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının her ay ya açıklanmaması ya da açıklanıyorsa ortaya çıkan rakamlar doğrultusunda insanların bir gelire sahip olmasının sağlanması gerektiğine dikkat çekmeye çalıştım. Hemen belirteyim ki, açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını belirleyen ve ilan edenler elbette bu ülkeyi yönetenler değil. Ancak, asgari ücretin belirlenmesinde son sözü söyleyenler iktidar sahipleri olduğuna göre en azından bu rakamlarda etkili olabilirler, olmaları gerekir. Çünkü her olumlu gelişmeye, “Biz yaptık” diyerek sahip çıkarken, olumsuzlukta sorumluluk kabul etmeyen yöneticiler işlerin böylece düzeleceğini sanıyorlarsa hayal kırıklığına uğramaları kaçınılmaz olur.

Ekonomik alanda yaşanan sıkıntılar karşısında olumlu açıklamalar yapılıyor olması, açlık ve yoksulluk sınırını aşağı çekmiyor. Bu bakımdan iktidar sahipleri sadece olumlu gelişmelerden değil, olumsuz gelişmelerden de doğrudan sorumludurlar. Söz gelimi yıllar önce enflasyonun tek haneye inmiş olmasını sahiplenirken, bugün yaşanan enflasyonun üç haneye çıkmış olması karşısında hiçbir sorumluluk üstlenmeyenler sadece geçmişte enflasyonu düşürmüş olduklarını hatırlatıp, bugün de 3 haneye çıkmış olan enflasyonu yine kendilerinin indireceğini söylerken, nedense enflasyonun bugün geldiği noktanın sorumluluğunu üstlenmiyor, başkalarının üzerine atmayı tercih ediyorlar.

Bunun yanında dış politikada yaşanan sıkıntıların da sorumluluğunu üstlenmiyor, ama bazı diplomatik temasların ardından, dünya liderliğine soyunuyorlar. Söz gelimi Suriye ile bir zamanlar ortak bakanlar kurulu toplantısı yaparlarken, hatta iki ülke arasında vizelerin kaldırılmasını sağlayanlar yıllardan beri Suriye’yi neden düşman ilan ettiklerini izah etme gereği duymuyorlar. Kısacası her türlü olumsuzluğun sorumlusu başkaları, her olumlu gelişmenin sahibi kendileri oluyorlar. Elbette olumlu bir gelişme varsa bundan iktidar sahiplerinin paylarını alması kadar doğal bir şey yoktur ama olumsuzlukların da sorumluluğunu üstlenmek şartıyla. Çünkü yıllardan beri ülkenin içine sürüklendiği sıkıntıların sorumlusu ya muhalefet ya da bir takım dış güçler oldu. Hemen belirteyim ki, dış güçler bir başka ifadeyle ülkemizin düşmanları tarih boyunca hep olmuştur. Bu gerçek bilinerek politikalar belirlenir ya da belirlenmesi gerekir. Olaylar kendi haline terk edilmiş olursa elbette iktidar sahiplerini bu durum sorumluluktan kurtarmaz.

Bugün tüm dünya birbiri ile iç içe yaşamaktadır. Bir bakıma dünya kürsel bir köy haline gelmiş, getirilmiştir. Böyle olunca dünyanın bir köşesindeki savaş ya da salgın hastalıklar tüm ülkeleri etkileyebilmektedir. Bu bakımdan bu tür muhtemel gelişmelerin olabileceği düşünülerek gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Bu tedbirlerin başında da üretime dayalı teknolojik gelişmelere ağırlık verilmesi gerekirken sadece alt yapıya harcama yapılır, ülke olumsuzluklara karşı hazırlanmamış olursa içine düşülen olumsuzluğun faturasını tek başına muhalefete ya da dış güçlere kesmek sorumluluktan kaçmak anlamına gelmez mi?

QOSHE - Açlık ve Yoksulluk Sınırı Rakamları Rahatsız Etmiyor Mu? - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Açlık ve Yoksulluk Sınırı Rakamları Rahatsız Etmiyor Mu?

8 0 0
28.09.2022

Başlığı görür görmez kimlerin rahatsız olmasını kastettiğim sorusu akla gelebilir. Hemen belirteyim ki, asgari ücretin 5 bin 500 lira olduğu ülkemde açlık sınırının 7 bin 667 lira, yoksulluk sınırının ise yapılan araştırmaya göre 22 bin 377 lira olarak belirlenmiş olması karşısında bu ülkede yaşayan herkesin bir huzursuzluk duyması kadar doğal bir şey yoktur. Çünkü bu ülkede zengini ve fakiri ile hep birlikte yaşıyoruz. Bir taraf patlayıncaya kadar yerken, bir taraf kendini ve aile fertlerini doyurmakta sıkıntı çekiyorsa öyle bir ortamda huzursuzluğun toplumun her ferdine yansıması söz konusudur.

Bu köşede çeşitli kereler açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının her ay ya açıklanmaması ya da açıklanıyorsa ortaya çıkan rakamlar doğrultusunda insanların bir gelire sahip olmasının sağlanması gerektiğine dikkat çekmeye çalıştım. Hemen belirteyim ki, açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını belirleyen ve ilan edenler elbette bu ülkeyi yönetenler değil. Ancak, asgari ücretin belirlenmesinde son sözü söyleyenler iktidar sahipleri olduğuna göre en azından bu rakamlarda etkili olabilirler, olmaları gerekir. Çünkü her olumlu gelişmeye, “Biz yaptık” diyerek sahip çıkarken, olumsuzlukta sorumluluk kabul etmeyen........

© Milli Gazete


Get it on Google Play