We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Küreselleşme Küreselcilik ve Kimlik – I

6 0 6
11.02.2019

Millilikle barışık olmayan, gerçeği evrensel gibi genel-geçer kanun ve ilkelerle ifade edilmeyip kabullerden ibaret ve milletlerarasının genişlemiş şekli olan küresel; iktisat, ticaret, teknoloji, medya ve siyasetle genişlemiş, modernliğe ve çağdaşlığa uygun şekilde küreselleşme ve küreselcilik şekline sokulmuştur. Milletlerarası kabullerin çoğalıp yayılmasında, küresel ve siyasi anlam kazanıncaya ve bir zihniyet değişimi elde edinceye kadar süreçteki iktisadi ve ticari başlangıç safhaları önem arz etmektedir. Küreselleşme bu dönemde ‘dünya çapında olma’, küreselleşme ‘dünya çapında kılma’ anlamına geliyordu ve zaten küresel yerine bu adlar kullanılıyordu. Milletlerarası olmanın dört derecesinden söz edilir: Birincisi milli işletmelerin, içerdeki pazarla ilgilenmeleri yanında ihracata da el atmaları derecesidir. Bunlar yabancı müşterileri kollamışlardır. İkincisi çok milletli işletmelerin birçok ülkede üretim yaparak yeni işletme tipleri, yeni iş yöntemleri, yeni pazarlar, yeni yetkiler kazanma derecesidir. Merkezi yerler oluşmuş, yönetim yeni ekibe emanet edilmiştir. Her pazarın yerlerini ayrı ayrı tespit etmeye mecbur olduklarından başlangıçta küresel farklılıklara karşı duyarlı olmak zorundaydılar. Üçüncüsü, çok milletli işletmelerin birçok ülkede altyapıya sahip olmaları derecesidir. Bunlar artık ekonomiyi gerçekleştirirler ve milletlerarası pazarların ihtiyaçlarına cevap verirler. Kültürel farklılıklara ait eğilim bundan böyle asgariye inmiştir. Dördüncüsü, dünya çapında işletmelerin fikirlerini yayma, dünya çapında davranma, kitle siparişlerine ulaşma, bütün dünyanın onlar için pazar olması derecesidir. Artık mahalli düşünmek, mahalli davranmak yerine dünya çapında düşünmek ve davranmak, her şeyi bir merkeze bağlamak dönemi söz konusudur. Yetkiler bir merkezde yoğunlaşmıştır. Siyasi olarak kurallarına uygun olmaya alıştırılmıştır. Birçok ülkede şubeler açılmıştır. Yerel şirketler edinilmiştir veya ortak olunmuştur. Milli yöneticilerin kararları, merkeze bağlanmaya çalışılmıştır. O ülkeler için yabancı yöneticiler, yabancı müdürler, yabancı olmaktan çıkmaya başlamış daha doğrusu yabancı kavramını yitirmiştir. Düzenleme her ülkenin kendi siyasetine bırakılmış, her şey standartlaştırılmış ve merkezileştirilmiştir(1).

Böylece küreselleşme ve küreselcilik milletlerarası iş, milletlerarası ticaret, milletlerarası projeler, milletlerarası siyaset ve nihayet milletlerarası kültür, milletlerarası yönetim seviyesine erişmiştir. Mümkün oldukça ‘milletlerarası din’ de ‘diyalog’, ‘aşkın birlik’, ‘dinler sentezi’ kavramlarıyla denenmeye çalışılacaktır. Başlangıçtaki kültürler arası farklılığa karşı duyarlılık artık terk edilmiştir. Çünkü sonunda dünya ‘küresel bir köy’ olmuştur.

Birbirinden haberdar olma, kolay iletişim kurma, aynı alet ve aynı metotları kullanma, ortak bir dile alışkanlık kazanma, teknolojiden beraberce faydalanma, iyi bir şey değil midir? Özgürlüklerin artışı, her toplumun demokratikleşmesi, güzel değil midir? Fakat hemen şu soruyla da yüzleşiyoruz: Küresel olan şeyler, gerçek ve faydalı olan bu yüzüyle mi yetiniyor yoksa başka yüzleri de var mıdır? Her sosyal olay ve olgu gibi küreselliğin bir yüzü gerçeklere dayanıyorsa diğer yüzü psikolojik telkinlere ve gerçeklerin istismarına dayalı görünüyor.

Modern, modernlik ve moderncilik halinde; çağ, çağdaşlık ve çağdaşçılık şeklinde; küresel de, küresellik ve küreselcilik istikametinde ilerlemektedir. Moderncilik, çağdaşçılık, küreselcilik, şimdilik sosyal mahşerin üç atlısı gibidir. Reklamlarıyla, modasıyla, medyasıyla, tüketim çılgınlığıyla, kimlik ve değerlere rağbeti azaltmasıyla, ‘tek tipleşme’ ve ‘tek kalıplaştırma’yla küreselleştirme karşısındayız. “Dünyanın maddi olan her şeyini harman yapan, insanlık kültürlerini........

© Milli Devlet