We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sabahattin İsmail: “Kıbrıs meselesi 40-50 yıldır bu şekilde süründürülüyorsa ve KKTC tanınmamışsa burada maalesef sorumlu Türkiye’dir”

4 2 9
05.02.2019

Sabahattin İsmail’in Millî Düşünce Merkezi’ndeki 440. Bilgi Şöleni’nde yaptığı konuşmanın soru-cevap bölümüdür.

İngiltere, Amerika ve Katar Akdeniz’de ortak çalışıyor

(Katılımcı)- Rum kesimi ile Türk kesimi görüşmelerinde Amerika hayli etkili. Rum Kesimi de Yunanistan gibi AB üyesi. Amerika ile AB, Akdeniz-Orta Doğu eksenli bir mücadelesinin içerisinde bulunuyor. Şimdi Avrupa Birliği’nin Kıbrıs üzerinden Amerika ile bir çatışması var mı?

(S.İ.)- Tabi, yok. Türkiye’yi Akdeniz’den uzaklaştırmak için koordineli bir şekilde çalışıyorlar. Amerika’nın petrol şirketleri Türkiye’nin hakkı olan ‘MEB’ sınırları olan bölgelerde, sınırlarda sondaj çalışmaları yapıyor. Fransa ve İtalya şirketleri de aynı şekilde araştırmalar yapıyorlar ve sondaja da başlayacaklar. Türk savaş gemileri bir süre önce Fransa ve İtalya gemilerini ve bu gemileri engelledi; ama önümüzdeki günlerde tekrar başlayacaklarmış diye Rum basınında haberler var.

İsrail, Rum yönetimi ve Yunanistan arasında yine anlaşma var. Bu işin içinde tabi mutlaka Amerika vardır, İngiltere vardır.

(Katılımcı)-Bilindiği kadarıyla en iyi müttefikimiz Katar da var.

(S.İ.)- Katar sondajı İngiliz Şirketi Exon’la beraber yapıyor, onu da anlamış değilim. Bir taraftan Türkiye ile iyi görünüyorlar, Türkiye onlara destek çıkıyor. Bizim de hakkımız olan alanda sondaj yapıyor ve yine birkaç yıl önce Rum tarafına savaş gemisi hediye etti.

Rumlara ve Yunanlara tanınan dört hak ve sonuçları

(S.İ.)-Ben bir şey ilave etmek isterim. Akıncı’nın verdiği tavizler yalnızca yürütme ve yasamada belirttiğim hususlar değil. Müzakere tarihi boyunca, Rumların istediği bütün Rumların geri dönme hakkıydı. Akıncı, müzakere tarihinde ilk kez tüm Rumlara ve Yunanlılara ve AB vatandaşlarına dört özgürlük hakkını tanıdı. Bu dört özgürlük serbest yerleşme, serbest dolaşma, serbest mülk edinme, iş kurma ve çalışma. Bu sözde iki kesimli olacak bize kalacak olan toprak belli. Bu dört özgürlük, bizim 3-4 katımız olan Rumların ve diğerlerinin kuzeye gelip mal satın alması -ellerinde para var bizde yok- bizim verdiğimizin 3-4 katını vererek bizim bölgemize yerleşmesi demektir. Yani 5-10 yıl içerisinde kâğıt üzerinde hangi anlaşmaya varırsak varalım toprak egemenliğimizi ve siyasi egemenliğimizi kaybetmemiz demektir.

Akıncı bununla da kalmadı. Biz geçmişte -ama delegasyonların kabulü şartıyla- az miktarda Rum’ un geri dönmesini kabul etmiştik. Akıncı bu delegasyon taleplerimizden de vazgeçti. Yani hiçbir kısıtlama olmadan gelecekler. Bunlara ilave olarak nüfusumuzun 1/5 oranındaki Rum’un da -bu yaklaşık 55 bin Rum ediyor- yerel siyasi haklarla yerleşme ve mülk iadesi yapılmasını da kabul etti. Yani hem toprakların 1/5’ini veriyor hem ondan sonra içimize Rumların yerel siyasi haklarla gelmesini kabul ediyor. Bu haklarla gelen birisinin AİHM’ye giderek genel siyasi hakları ve seçme seçilme haklarını da elde etmesi mümkündür. Dolayısıyla bize kalacak olan toprak fiilen daha da azalmış olacaktır aynı zamanda oradaki siyasi, demografik ve ekonomik gücümüz tehlikeye girmiş olacaktır. Bir şey daha kabul etti, bu da çok önemli, kalan (’in içindeki yeni orman arazilerinin tüm askeri bölgelerin, tüm dini kutsal yerlerin ve vatandaşların iskân edilmediği alanların anlaşmaların imzalandığı ilk günden itibaren iadesini kabul etti. Yani bana kalırsa bize kalan toprak fiilen ’u da bulmaz.

Toprağınızın 1/3’ünü Rum’la paylaşmak zorundasınız

Örneğin, 1974’te size 10 dönüm arazi verildi. Siz onun içine bir ev yaptınız; ama o arazinin üç dönümünü kullandınız. Geriye 6-7 dönüm arazi kaldı. Siz onu işliyordunuz; ama inşaat yapmadınız. Onun da 1/3’ünü Rum’la paylaşmak zorundasınız. Bunları ben tabi detaylı olarak inceledim, yazdım, topluma da duyurmaya çalışıyorum. Üzerine inşaat yapılmayan her arazi Türk tapusunda olsa bile vermek zorundasınız. Yani Rum gelecek sizin 10 dönümlük arazinizin 3 dönümünü alacak ve dönecek burası da benim diye sizi taciz edecek. Bunların hepsi anayasaya aykırı şeyler.

Anayasaya göre kuzeyde kalan her şey, Rumların mülkleri, kamulaştırıldı ve devletin oldu. Eş değerleştirme yasasına göre devletimiz güneyde mal bırakan vatandaşlarına aynı değerde mal verdi. Bir de yasa çerçevesinde Türkiye’den gelen gazilere, 78’e kadar Kıbrıs’a yerleşmek isteyen kişilere ve 78’e kadar mücadele eden mücahitlere mal ve toprak verildi. Sırf orada bir ekonomik hayat başlasın, topraklar işlensin diye. Bu insanlar buralarda inşaatlar yaptı, sattı; alanlar inşaat yaptı, o sattı. Bu toprak ve yapılar dört beş defa el değiştirdi. 2-3 devre tapu işlemi oldu. Şimdi Akıncı, müzakere sürecinde KKTC tapularını sıfırladı, geçersiz ilân etti. KKTC tapularının sahibi, kullanıcı olarak geçiyor, bu anlaşmada. Esas sahibi ise Rumlar. Hâlbuki bu anayasaya aykırı. Anayasa diyor ki “Tapusu olan herkes, mal sahibidir.” Bu Rus da olabilir, İngiliz de olabilir. Türkler de var. Geçen sene sadece Girne bölgesinde 3 bin mülkü Türk vatandaşları aldı. Hepsinin tapusunu tartışmalı hale getirdi, bu büyük bir kaos yaratacak. Rum gidecek komisyona, ben malımın iadesini ya da tazminatını ya da takasını isterim. Çünkü ilk söz hakkı ona aittir. Komisyon oturup buna karar verecek takas mı yapsın, iade mi yapsın. Bu 50 yılda, 100 yılda çözülmez. Ve bu komisyon karar verene kadar mülk üzerinde hiçbir yatırım yapılamaz, bunu da kabul etti; yani ekonomiyi çökertiyor. Sahibi belirsiz mülk oluyor, bütün mallar bu durumda ekonomik faaliyette yapılamaz. Bunun gibi daha çok şey var. Son bir şey daha söyleyeyim görüşmeler başlarsa buradan başlayacak, tüm bunlar kabul edildi sadece garantörlük kaldı onu da görüşüp halledecekler.

(Sunucu)-Tanımayanlar için söylüyorum, Oğuz Kalelioğlu emekli Kurmay Albay, Kıbrıs gazisi, Kıbrıs Mücahidi’dir.

(S.İ.)- Magosa müdafî.

(Oğuz Kalelioğlu)- O kadar önemli şeyler söyledi ki Sabahattin Bey, biz basından takip ediyorduk; ama bu kadar vahim olduğunu bilmiyorduk. “Biz niye çarpıştık Kıbrıs’ta? Kalkıp böyle........

© Milli Devlet