We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye’nin mevcut durumu ve beka meselesi

3 0 0
15.04.2019

Son iki yıldır mütemadiyen ve Cumhurbaşkanı seviyesinde dile getirilen beka meselesinin, ana slogan olarak kullanıldığı bir seçimi geride bıraktık. Fakat her ne hikmetse seçimden bu yana da duymaz olduk. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ile birlikte ilk seçimimiz. Ama daha tam olarak bitmedi. Türk milleti tercihini yapmış olmasına rağmen, İstanbul Büyükşehir’de süreç halâ devam ettiriliyor.

Tıpkı 17 Nisan Referandumundaki gibi bir süreç yaşanıyor. O zaman da yasada açıkça yazılı olmasına rağmen içtihat edilerek, mühürsüz oylar geçerli sayılmıştı. Bu oylar sayesinde sonuç alınmış, sistem değişmişti. Bugün de ona benzer bir durumla karşı karşıyayız. Şimdi de daha önce alınmış kararlara aykırı bir şekilde verilen kararlarla seçimin sonuçlanması önleniyor. Sanki seçimler yenilenmek isteniyor.

Seçimler yenilenirse veya İstanbul’un sonucu değiştirilirse toplumda nasıl karşılığı olacağını göreceğiz. Ancak bu yaşananlar beka meselemizi de katlanarak büyütüyor.

Peki, Türkiye’de ne oldu da beka meselesi doğdu?

Devlet yönetimi ve beka

Daha önceki yazılarımda devletin kurallar manzumesi olduğunu ve bu kurallarla kaim olduğunu söylemiştim. Devlet bu kuralların çalıştırdığı bir dişliler topluluğu. Her dişli ayarlanan sürede ve şekilde, yani kuralı içinde hareket edecek, aynı zamanda başka dişlilerle etkileşerek bir düzen içinde dönecek. Bu dişliler hem tek başına hem de toplu halde çalışmakta. Bu nizama müdahale edildiğinde, herhangi bir dişlide olabilecek bir aksama, sistemin diğer dişlileri de etkilenmektedir. Bu aksaklık için derhal tedbir alınmalıdır. Aksi takdirde her aksaklık önceleri fark edilmese bile başka bir aksaklığı ortaya çıkarır. Bu durumda da kurallar manzumesinin yerini aksaklıklar manzumesi alacaktır.

On yedi yıllık iktidar döneminde devletin hemen her biriminde yeniden yapılanmaya gidildi. Hele de tarım, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, enerji gibi başat sektörlerde ve ihale gibi çok önemli konularda reformlar(!) hiç bitmedi. Halâ da ihtiyaç olduğu en üst düzeyde dile getiriliyor. İhtiyaç olduğu da doğru çünkü artık soğan bile ithal ediyoruz. Yani daha önce yapılan reformların sonuçlarını düzeltecek acil reformların yapılması kaçınılmaz.

Devletin omurgasında da sıkıntılar hep dile getiriliyor. Dışişleri ve içişleri yapılanması ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde yaşananlar da farklı. Zaten özellikle Yeni Türkiye diyerek dönüştürülen bir devlet söz konusu. Ama oralarda da yeniden düzenlemeler gerekiyor. Mütemadiyen reform yapmaya ihtiyaç duyar hale geldik.

16 Nisan Referandumu ve 24 Haziran seçimleri ile yeni bir rotaya girdik. Yeni sistem ile de Cumhurbaşkanı’nın tek söz sahibi olduğu bir yapıya geçtik. Kurullar ve başkanlıklar karar........

© Milli Devlet