We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türk Milliyetçilerinin vaziyet etme zamanıdır!

3 1 0
29.04.2019

Türkiye çok önemli bir seçim sürecini geçti ve bu yazı seçimden sonraki ikinci yazım. Ben de normalleşen Türkiye’yi yazmak isterdim. Artık seçim bitti, hayat normale döndü ve Türk milleti günlük gailelerine bakıyor diye yazmayı düşündüm. Hayal bu ya… Fakat gerçekler bu hayalime tıpkı bir giyotin gibi indi. Hayallerim bir yana ben diğer yana savruldum.

Bu hayale de yazılarımı okuduktan sonra düşüncelerini açıklayan gençler yüzünden kapılmıştım. Gençler, artık beka meselesi sözünü duymaktan gına geldiklerini hatta mide bulantısı geçirdiklerini söylüyorlardı. 23 Nisan münasebetiyle yapılan röportajda “üniversiteyi Almanya’da okumayı, sonra da Alman vatandaşlığına geçmeyi” hayal ettiğini söyleyen çocuğumuzun röportajı Türk milletini derinden sarstı.

Haklıydılar. Onlar okullarını bitirip hayata atılacak, yuva kuracaklardı. Bunları düşünecekken Türkiye’nin içinde bulunduğu ortam, kullanılan nefret dili, her an yaşanılan gerginlik, her gün televizyonlarda arz-ı endam eden ve konuşmaktan başka bir şey yapmayanlar… Eğitim, sağlık, tarım sorunları, her gün daha da keşmekeş hale gelen trafik… Çok üst düzeye çıkmış üniversiteli işsizlik, Suriye, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege Adaları, Ermeni, Patrikhane meseleleri… Etrafta görmekten hem bıktıkları hem korktukları hem acıdıkları hem de kendi yarınlarını tehdit ettiğini düşündükleri sığınmacılar… Ve aslında hepsini de içinde barındıran, çok yakın olduğu bahsedilen beka meselesi yani millet hayatının devamlılığına yönelmiş olan tehlike… Bütün bunların yanı sıra, kızgınlıkları inanç dünyasını da etkiliyordu. Dindar ailelerin çocuklarında bile kaymalar görünür hale geldi…

Bizim için savaş düğündür

Onları kusturacak kadar ağır ve taşınması çok zor olan bu meseleler, bütün ağırlığı ile Türk milletinin üzerine çökmüş durumda. Gençleri yarınlarını düşünmekten alıkoyan bu meseleler, toplumun bütün kesimlerini rahatsız ediyor. Bu rahatsızlık her geçen gün biraz daha artıyor. Gittikçe ağırlaşan şartlar söz konusu. Dolayısıyla bu yazımın konusu da ağırlaşan şartlara dair olacaktır. Trablusgarp’ta savaşırken, fırsat bulunca eğlence düzenleyen, saz çalıp türkü söyleyen, söylettiren Mustafa Kemal misali neşemizi kaybedemeyiz. Ama sorunlarımızı görmezden gelerek ya da halının altına süpürerek halletme şansımız yoktur. Hayat da bizim vatan da…

MİSAK’ta yayımlanan ilk yazım 2017 Kasım’ındaki “Yönetenlerin yönetemez hale geldiği ülke: Türkiye” idi. 2019’a girdiğimizdeki ilk yazı ise “Yönetilemez hale getirilen devlet: Türkiye” idi. Bu arada yazılanlar da benzer konuları ele alıyordu. Karamsarlık gibi görünebilir belki ama Atsız’ın “Bizim için savaş düğündür.” dediği gibi, her şartta biz düğünümüzü yaparız. Ancak Büyük Atatürk’ün Amasya Tamimi’nin 4’üncü maddesindeki “Milletin hal ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip dünyaya duyurmak…” emrinden de çıkmayız.

Seçim sonrası olanlar

Seçim sonrasındaki ilk yazımda sürecinde yaşananların Türk milleti üzerindeki etkileri olmuştu. Görülen o ki neredeyse cinnet........

© Milli Devlet