We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Seçimler ve beka meselesi

1 0 0
18.03.2019

Bir önceki yazımda da beka konusu incelenmişti. Başlığı “Türk devletinin beka meselesi var mıdır?” idi. Yazı, “Bu sorunun kestirmeden cevabı; “Evet, Türk milletinin beka meselesi vardır. Hem de büyük bir kesinlikle vardır, şeksiz şüphesiz vardır, tartışmasız vardır.” diye başlayıp, “Ancak bu beka meselesinin 31 Mart seçimleri ile uzaktan ya da yakından, doğrudan veya dolaylı herhangi bir ilişkisi yoktur.” diyerek devam ediyordu.

Yazıda, beka meselesini yaratan sebeplerin içerideki yeni devlet yapılanması ve bu yapılanmadaki Türk Devlet Felsefesinin yokluğunu vurgulamaya çalışmıştım. Devletin kurumlarındaki dağınıklığı, hafızaların yok edildiğini ve devletin kurumları arasındaki bağlantının neredeyse koptuğunu belirtmiştim.

Türk devletinin beka meselesi var denirse, devletin dolayısıyla Türk milletinin hayatına kast ediliyor demektir. Çünkü bekanın anlamı TDK Büyük Sözlüğünde kalıcılık, ölmezlik olarak veriliyor. Hâlbuki Büyük Atatürk’ün muhteşem ifadesi ile “Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.” Ya da başka bir veciz sözü ile “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Büyük Türk milletinin bugün yaşayan evladı olarak bizler de üzerimize düşeni yapıp Türk milletini yarınlara sorunsuz taşımak zorundayız. İşte bundan dolayıdır ki beka meselesi bizi çok ilgilendirmektedir. Beka meselesine bakmaya devam edeceğiz.

Meydanların dili

Beka meselesi tehdidi seçim meydanlarının vazgeçilmez konusu haline gelmiştir. Seçmen tehlike altında olduğuna ikna edilmeye çalışılmaktadır. İkinci aşama da tehlikeyi yaratanların kim olduğudur. Burada da birinciye nazaran daha büyük bir sıkıntı ortaya çıkmaktadır. Özellikle seçmen tasnif edilmekte, bir kısmının tehdidi yaratanlarla birlikte olduğu söylenmektedir. Bu şekilde, en azından, daha önce alınan oyların muhafaza edileceği hesaplanmaktadır. Seçim stratejisi bunun üzerine kurulmuş görülmektedir.

Seçim meydanlarında kullanılan bu dil yangına benzin dökmek gibidir. Tıpkı görevi yangın söndürmek olan itfaiye görevlisinin hortumundan su yerine benzin sıkılmasına benzer. Hele de arazöze su doldurmakla sorumlu olan kişinin benzini bilerek koyması ihtimali vahim bir husustur. Yangın büyüdükçe itfaiyeciye ihtiyaç devam edecektir çünkü. “Şartların olgunlaşmasını bekledik” diyen 12 Eylül darbesinin generalleri hala Türk milletinin hafızalarında tazeliğini korumaktadır.

Böyle cümleler seçim meydanlarında, popülist söylemlerle, sadece oy devşirmek için söylenmemelidir. Beka meselesi ancak çok ama çok özel zamanlarda kullanılması gereken kavramlardandır. Tıpkı 15 Temmuz gibi günlerde, milletin duruma vaziyet etmesi gereken zamanlarda ortaya çıkmalıdır. Fakat ne yazık ki devletin en üst makamı olan Cumhurbaşkanlığı -tabii aynı zamanda parti genel başkanı- yapılan her toplantıda beka meselesini kullanmaktadır. Hatta soğan, patlıcan, domates fiyatlarındaki artış dahi bir şekilde beka meselesi ile ilişkilendirilmektedir.

Eğer sadece bu seçim düşünülecek ve yarınlar önemli değil, hele bir yarın olsun da o zaman bakarız denecekse elbette her şey yapılabilir. Ancak beka önemliyse bu uluorta kullanılmamalıdır........

© Milli Devlet